HDP, Kürt Kemalizm’i ve Diyanet

28.04.2015 06:39

Taha Özhan

Kürt meselesinden beslenerek var olan, dolayısıyla siyasal haritada olabildiğince dar bir alan sahip HDP, 2015 Seçimlerinde yeni bir açılımla alan genişletme iddiasını devam ettiriyor. 

HDP’nin, Cumhurbaşkanlığı Seçimleri sırasında başlattıkları süreçte, 2015 seçim söylemiyle birlikte bir genişlemeden ziyade eski Türkiye tezahürleri üzerinden keskin bir daralma yaşandığı görülüyor. Bu durum, HDP elitleri açısından yeni bir gelişmeden ziyade, zaten kodlarında ve dünya görüşlerinde içkin olan eksenin görünür hale gelmesinden ibaret.

PKK çizgisini yakinen bilenler açısından, HDP’nin özellikle seçim beyannamesine yansıyan başlıklarının şaşırtıcı bir tarafı bulunmuyor. Solun olabilecek en ilkel, pozitivist ve Avrupa-merkezci ‘din okuması’ üzerinden neo-Kemalizm’i üreten bu siyasal aklın, ciddiyetsizliğini nihilizme vardırmasına şaşmamak lazım.

2015 seçim kampanyasında HDP’nin en tartışmalı başlıklarından biri de ‘Diyanet meselesi’ oldu. HDP’nin Diyanet’i bir meseleye dönüştürmesinin kabaca iki yönü bulunuyor. Birincisi, 2015 seçimlerinde HDP’nin gözünü diktiği Alevi seçmeni hareketlendirecek bir söylem kullanma ihtiyacı hissetmesi. İkincisi ise, PKK ve HDP’nin radikal ve fundamentalist seküler dünya görüşünün söyleme yansıması.

Bu bağlamda, “Diyanet’i ve din derslerini kaldıracağız” söylemi bir seçim vaadi olur mu? Bu vaatle kazanılmak istenen nedir? Riskli bir vaat ise siyasal sigorta poliçesi nasıl satın alınmıştır? Diyanet’i kaldırma vaadi ile “eşcinsellere” özel başlık ayrılması arasındaki ünsiyet nedir? Bu soruların cevaplarından ortaya çıkan koordinatlardan HDP’nin siyasal ve sosyolojik mevkiini tespit etmek mümkün müdür?

‘Diyanet’i ve din derslerini kaldırma vaadi’, Alevi toplumunun dar bir kesiminin dışında kalan Alevileri ve Türkiye’nin kahir ekseriyetini muhatap almıyor. Bu vaadin doğrudan muhatabı olan kitle de ilk kez böylesi bir çıkışla karşı karşıya kalmış değil. Dolayısıyla ilk kez dile getirilen, orijinalliği olan bir vaat de değil. Hatta bu bir vaat bile değil.

Kemalizm’in din-devlet ilişkilerini kontrol altında tutmak için Osmanlı’dan tevarüs eden geleneklerin üzerine inşa ettiği alanda din-devlet ilişkileri, AK Parti’nin ‘de facto normalleştirme süreci’yle büyük ölçüde dönüştü. Bu dönüşümden Diyanet algısı da payını aldı. Din-devlet ilişkilerinde hem mağduriyet kaynaklı hem de bilinçli itiraz getirenler yüzünden yıllarca meşruiyet krizi yaşayan bu resmî kurumun, AK Parti döneminde yaşanan normalleşme ile mütedeyyin kesimlerle kurduğu ilişki de tabiî mecrasına girdi.

Bütün bu gelişmeleri okuma basireti olmayan HDP’nin mevzubahis yaptığı Diyanet ile milletin muhatap olduğu Diyanet arasında fazlaca bir bağ kalmamış durumda. Büyük ölçüde seküler hurafe dini olan Kemalizm’in, derinliği olmayan ve geçmişte İslam’ı reforme etme girişimleri olarak gündeme gelen başlıklara benzer şekilde “Diyanet’i kaldıralım” düzeyi şimdi de HDP’de nüksetti.

HDP kitlesinin kahir ekseriyetini oluşturan ve Türkiye ortalamasının üstünde mütedeyyin olan kitleye “Diyanet’i ve din dersini” kaldıracağız vaadinin açıklaması nedir? Görünen o ki, mezkûr kitlenin hassasiyetlerinden ziyade HDP elitlerinin köktenci sekülerizmi önemsenmiş durumda. Çünkü tabandan gelecek itiraz ve tepkileri, bu konunun dışındaki mağduriyet başlıklarıyla tazmin edeceklerini düşünüyorlar.

Ama bundan daha önemlisi, bir neo-Kemalist proje olarak HDP’nin, Kürt sosyolojisinin sosyal dokusuna karşı taarruza başlamış olmasıdır. Bu yönüyle Diyanet’i ve din dersini kaldırma vaadi, PKK’nın ilk günden beri hayata geçirdiği neo-Kemalist sürecinin ete kemiğe bürünmüş son halkasıdır. Zira HDP’nin bu vaadiyle ne Diyanet’in kalkacağı ne de din derslerine bir şey olacağı yok.

Yaşanan; bu cümleleri telaffuz bile etmeye cesaret edemeyecekken, kitleler ve Kürtler nezdinde sıradanlaşmasını hedeflemekten ibaret. Bir taraftan bu hazmetme süreci hayata geçerken, diğer yandan da Diyanet karşıtlığı üzerinden kendi kimliğini inşa eden bazı Alevi gruplara teminat mektubu vermiş oluyorlar. Bu kumardan, bilinen en yaygın seçmen davranışı olan ‘taklit ile asıl adres ya da sahiciliğin çarpışması’ çıkacak. Bugüne kadar, sahibi olan bir politik tutuma karşı taklitlerinin kazandığı vaki olmadı!

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim