1. YAZARLAR

  2. Mehmet Altan

  3. Haziran’da referandum mu?
Mehmet Altan

Mehmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

Haziran’da referandum mu?

A+A-

Dünkü ‘kaça kaç’ başlıklı yazımda Anayasa Mahkemesi kararlarının üyeleri atayan cumhurbaşkanlarının meşrebine göre toto oynar gibi değerlendirildiğini ve bunun pek de yanlış çıkmadığından yakınıyordum.

Çünkü, gelişmelere kimse evrensel bir hukuk gözüyle bakmıyordu... Önceki günkü karar müşterek bahisçileri özünde yanıltmadı ama şekilsel olarak da şaşırttı...

Üstelik de iki kez...

Bunlardan ilki iddianamenin tümünün oybirliği ile kabul edilmesi, Mahkeme’nin 11 üyesinin de ‘evet’ demesiydi.

İkinci garipsenen gelişme ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili olanıydı...

Cumhurbaşkanı da işin içine ‘dahil olsun’ diyen 7 üyeye karşın, cumhurbaşkanı bu işin dışında kalsın diyen 4 üye vardı.

Cumhurbaşkanın sürecin içine karıştırılmasına onay vermeyen 4 üye şaşırtmıştı...

‘Anayasa Mahkemesi’nin 11 asil üyesinden 8’i 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 2’si merhum Turgut Özal, biri de Süleyman Demirel tarafından atandığını’ belirten Hürriyet Gazetesi’nin web sitesinde bunun nedeni ise şöyle açıklanıyordu:

‘Daha önce Refah ve Fazilet Partileri’nin kapatılma davalarında karşı oy açıklayan Haşim Kılıç ve Sacid Adalı’nın bu davada da karşı oy kullanması sürpriz olarak karşılanmadı. Ancak, 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in atadığı Serdar Özgüldür ve Serruh Kaleli’nin ‘ret’ oyları yargı çevrelerince sürpriz olarak değerlendirildi. Özgüldür, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Genel Sekreteri Hakim Albay olarak görev yaparken Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Genel Kurulu’nca gösterilen üç aday arasından seçilmişti. Kaleli’nin yedeksubayken ‘askeri savcı’ olarak çalıştığı da biyografisinde özellikle belirtiliyor.’

Hukuka göre değil, siyasal eğilime göre hareket edileceğinden bu kadar emin olunduğunda, mahkemenin vereceği karar da, AKP’nin ne yapması gerektiği de anlam mı kazanıyor, yoksa anlamsızlaşıyor mu insan kararsız kalıyor.

* * *

Anayasa mahkemesi iddianameyi 31 Mart günü kabul etti...

Geçmişimizdeki ‘31 Mart Vakası’ gerici bir ayaklanmamıydı, yoksa bir darbe mi?

Taraf Gazetesi’ne göre son gelişmeler ‘irtica geliyor’ çığlıklı yeni bir darbe...

Şayet böyle bir darbe söz konusu ise AK Parti ne yapabilirdi?

Dün bu yazıyı yazmaya başladığımda AK Parti’nin Merkez Yürütme Kurulu toplantısı henüz başlamamıştı.

Ancak genel kanaat AK Parti’nin Anayasa’da değişikliğe giderek parti kapatmalarını zorlaştıracağı yönündeydi.

Teklifin en önemli maddesi ise ‘geçici madde’ olacak...

Ayrıca geçici maddenin, ‘değişiklik yürürlüğe girdiği tarihte, mahkemede görülmekte olan kapatma davaları düşer’ şeklinde olması planlanıyor...

Buna göre AK Parti, Anayasa değişikliğini tek başına çıkartınca da referandum yolu açılacak ve teklifin 330-367 aralığında kabul edilmesi halinde de Anayasa’ya göre halk oyuna sunulacak.

Tüm bu gelişmeler ışığında AKP’nin Haziran ayında referanduma gidilmesini planladığı da konuşulanlar arasında...

Hazırlanacak bu mini Anayasa paketinin reddedilmemesi için Anayasa Mahkemesi’nin çalışma yöntemini belirleyen Anayasa’nın 149. maddesinin değiştirileceği ve kararların oybirliği ile alınmasının sağlanacağı da altı çizilenler arasında...

* * * 

Ankara’da ‘halk iradesi’ ile ‘yargı iradesi’ karşılıklı gelince yeryüzünden gelen hayret nidaları da çoğalarak artmakta...

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey, davayı kaygıyla izlediklerini belirterek; ‘siyasal olmayan’ ve ‘seçmenlerin iradesine saygılı bir süreç’ beklediklerini açıklıyordu...

Avrupa Birliği de AK Parti’nin siyasi partilerin kapatılmasına karşı atacağı adımın destekleyicileri arasında olduğunu ısrarla söylüyor. 

* * * 

Ankara kendi egemenlik kavgaları içinde boğuşurken bu arada piyasalar da rodeo yapmaya devam ediyor.

Dün de dolar fırlamış, faizler yükselmiş, borsa dalgalı sularda bir inip bir çıkmaya başlamıştı...

Ama bunlardan daha vahimi ekonomik büyümenin giderek düşen bir tempoda seyretmesi...

Çünkü...

Ekonomik büyümenin kaybolması tüm toplumun fakirleşmesi, işsizliğin artması dertlerin çoğalması anlamına geliyor. 

* * * 

Aslında çok yakın zamana kadar buralarda devlet halkın patronuydu.

24 Ocak 1980 sonrasındaki gelişmeler halkın zaman içinde devletin patronu olabilmesinin önünü açtı.

Dün itibariyle Haziran’da bir referandum söz konusu ama asıl soru, bunca zamandır halka patronluk etmeye alışmış bu devletin, halkın hizmetkarı olmaya boyun eğip eğmeyeceği...

Star gazetesi

YAZIYA YORUM KAT