1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Haz kültürü ve laiklik...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Haz kültürü ve laiklik...

A+A-

Uff anam uff... Sardık mı başımıza belayı...

Bursa’dan Turgay Ala, okuyucu postasına konuk olmuş, soruyor...
‘Sigara paketlerindeki resimli yazılı uyarıcı ikazlar, alkollü içeceklerin şişelerinde neden yok...
‘Dizi ve filimlerde, sigara dumanı sansürlenirken, olur olmaz yerlerde kadehler tokuşturuluyor.... Baba ile oğlu, ana ile kızı karşılıklı kadeh tokuşturuyorlar... Amaç, aile içi terbiyeyi yıkarak alkol tüketimini hızlandırmak’...
¥
Kurucu irade Türkiye’yi planlarken kast sistemini iki ana dilimli olarak projelendirmiş... Anayasa ifadesiyle, yönetenler ile yönetilenler... Babayasa dilinde ise, sahipler ve sahiplenilenler... Sistemin niteliği de, Batı’ya açık laiklik olarak kütüğe geçirilmiş...
Açıktan açığa taciz, tecavüz ve saldırıya kalkışmadıkça içki içilebilir, zina yapılabilir ve kumar da oynanabilir...
Sahipler, her ne kadar bu şablonun sonsuza dek, ebediyen ömürlü olduğu-olacağı üzerine yeminleşmiş iseler de, Allah’tan gayrisinin faniliği gereğince iki dilimli kast sisteminden duydukları rahatsızlık, sahiplenilenleri diğerine karşı harekete geçirmiş...
‘Yeter söz milletindir’ sloganı da, az buçuk bu hareketin eseridir.... 14 Mayıs 1950’de meydana gelen değişiklik, ‘sahipler’in kast içindeki tekliğine son verip ‘sonsuza dek’çileri gruplara bölmüştür....
Sahiplenilenler’in kaderinde devrimci bir altüst oluş, maalesef gerçekleşememiş... Zina, o günden bu günlere dek hâlâ yapılabilirliğini koruyor. İçki yine içilebilirken, kumar da oynanabilmekte...
¥
Yönetilen vasat halk, kurucu irade tarafından tayin edilen değişmez-değiştirilemez kaderinde devrimci hareketlerle birtakım kısmı düzenlemelere hiç mi hiç, kalkışmamış değil... Amma folsuz ve yumurtasız bu resterasyon hareketleri anında tenkile uğramış...
Mesela bunun en son örneği, 28 Şubat... Buna gerekçe, ‘Atatürk’ün devre dışı bırakılıp, padişahların da mezarlarından kaldırılarak pahitaht sayılan İstanbul’a getiriliyor’ yaygarası...
Bunun akıl sıra kat’i delili de, Erbakan’ın misafirlerine rakı şarap ikram etmemesi...
¥
Öncü kurucu yönetici takımının laikliği ile Müslümanlığın rakı şarap karşıtlığı, Türkiye için biçilen Batı’ya açık konformizmle zıtlaştığından, sıra ile iktidar nöbetini devralan ‘sahipler’in pantol ütüsü bozuk takımı da, güç bela ele geçirdiği imkanlarından olmamak için, mecburiyetten, içki konusunda ‘sonsuza dek’çilerle kapışmayı göze alamıyorlar... Yani,
İçkinin, kamu sağlığı ve genel ahlak yönlerinden, içilebilirliğine karşı çıkmaya hiç birinin kıçı sıkmıyor... Yanlışlıkla ya da gaflete düşerek ‘zina suç olsun’ dediklerinde de, sözlerinin arkasında sağlam duramıyorlar...
¥
‘Sahipler’ kastının asli sahipleriyle bu alana sonradan duhul edenler arasında hegemonluk bakımından derin stratejik farklılıklar bulunmasa da, dini düşünce platformunda helal haram hassasiyetleri bakımından sonra gelenler, kıdemli gruptan bütünüyle ayrı bir renge sahiptiler...
Özden ve kökten Atatürkçü çizgide yer alan sahiplerin alkolperestliklerine karşın, Atatürkçülüklerine şüphe ile yaklaşılan sonradan olma grupların pek çoğu, özel hayatlarında alkol sevmez, zina yapmaz ve kumar oynamaz diye bilinmektedirler...
Bir ara nasıl olmuşsa olmuş, bira şişelerinin alkolizmin ilk basamağında yer alışına binaen, muhtemelen kamu sağlığı nokta-i nazarından hareket edilmiş ve sivri sineklerden evvel bataklığın kurutulması anlamında, bira reklamlarına yasak getirilmiş...
Biranın mektep kantinlerine, açık kapalı kıraathanelere, kahvehanelere ve hastane bekleme salonlarındaki açlık bastırma büfelerine kadar genişlettiği istila alanı, bir nisbet, daraltılmıştı...
Aradan geçen onbeş yirmi yıl içinde devlet tamamen yok olup özel sektör, özel teşebbüs özel para gücü yönetimin karar süreçlerinde beklenen etkinliğini pekiştirince, devletin nefesi de, boruyu üflemekte yetersiz kalacaktı...
Ve de öyle oldu, devletin borusu ötmez hale geldi...
Sağlık sıhhat sektörü, ilaç sanayi, motorlu araç imalatçıları ve bunların ara girdisini tedarik eden yan sanayii ile oto sanayi sitelerindeki esnaf teşkilatları, kendi sektörlerinin ciro hareketlerindeki canlılığı bir anlamda alkol tüketimindeki artış hızı ve istikrarına borçludurlar...
Aynı zamanda da yine bunlardır, karar süreçlerinin etkin aktörleri... Ve sanılmasın ki, hükümetler üzerindeki etkinlik sadece TÜSİAD cephesinin kontrol ve denetimindedir...
Hükümet üyeleri, Meclis çoğunluğu, MÜSİAD’lı sanayici işadamlarıyla hizmet satıcıları, hatta mahalle aralarındaki kaportacılar kendi özel hayatlarında içkiye karşı kaya misali dik duruyor olabilirler... Amma alkol tüketimine bağlı piyasa hareketleri ve yaprak sallayıcı rüzgarlar, hepsinin ortak beklentileridir...
Laik Türkiye’nin hastane yataklarını boş tutacak lüksü olmamalıdır...
Hükümet, ciddi ciddi içki yasağının namusunu korumaya kalkışsa, üç günde alaşağı edileceğinin idraki içerisindedir, hiç şüphesiz...
Alkollü içkiler için yasak süsü verilmiş ilan ve reklam serbestisi işte bunun için var edilmekte... Bu şekilde hem şiş yanmıyor, hem de kebap, masadaki yerini korumuş oluyor...
Faks: 0212 632 83 06...

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT