1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Hayrola Kız mı Doğdu, Nedir Bu Sessizlik?
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Hayrola Kız mı Doğdu, Nedir Bu Sessizlik?

A+A-

Durun durun hemen atlamayın üstüne. Biliyorum hassassınız ama niyetim “cinsiyetçilik” falan yapmak değil. Tepki verilmesi gereken bir durum karşısında anlamsız şekilde sessiz kalınca söylenen bir Anadolu deyişi sadece bu. Sakin olun, zira sizlerin de “çok duyarlı” olduğunuzu bildiğim bir sorunumuz var. Evet, tıpkı Berkin gibi bir çocuğumuz daha öldürüldü. Üstelik ondan küçükmüş daha 14’ünde.

Ama bırakın ölümünün manşetlerde yer bulmasını hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulamıyorum. 

Valilikten ve Emniyet’ten yapılan birkaç resmî açıklama var sadece. İstanbul’da HDP ile bir sol örgüt arasında seçim gerginliğinden dolayı çatışma çıkmış, çocuk da arada kalmış ve vurularak öldürülmüş!

Olayın tarafı HDP’den yapılan açıklamada da şöyle deniliyor:

“Olayın görgü tanıkları, Halk Cephesi mensuplarının İbrahim Öksüz'ün de içinde olduğu çocuklardan oluşan bir gruba ateş ettiğini söylemektedir. Siyasi gruplara, partilere siyaset yapma yasaklaması gibi kabul edilemez bir tutum ve Nurtepe'de bir Alevi derneğinin standına saldırıyla başlayan olaylar, Okmeydanı ve Gazi'ye de sıçramış, nihayetinde bir çocuk grubu hedef alınarak ateş açılmış ve ne yazık ki İbrahim Öksüz'ün yaşamını yitirmesi ile sonuçlanmıştır.”

Çocuğun acılı ailesiyle konuşmaya “tenezzül eden” adı sanı duyulmamış internet sitesinden öğrendiğimiz kadarıyla da çocuk 14 yaşındaymış. Yoksulluk yaşına bakmadığı için sabahları işe götürüyormuş bir de çocuğu. Baba Arif Öksüz, oğlunun kuşlarını yemlerken arkadaşları tarafından oyun oynamak için çağrıldığını ve evden ayrıldığını, daha sonra acı haberi aldıklarını söylemiş. Anne Makbule Öksüz ise elbette perişan halde, konuşamıyor.

Neredesiniz?

Tekstil işçisi daha 14’ünde yoksul bir çocuk. Kuşlarına yem verirken oyun oynamak için sokağa çıkıyor ve siyasi kavgaya tutuşmuş birilerince öldürülüyor. Yeterince trajik değil mi?

Peki, neredesiniz bu sefer?

Ünlülerin de katıldığı bir cenaze töreni olmadı.

Hürriyet magazin yazarına siyasi sayfalarda hakkında yazı yazması için celp çıkartmamış. Gazete köşelerinde esamisi okunmuyor.

Adına stickerler, tişörtler basılmamış.

Bebek’te, Nişantaşı’nda, Kadıköy’de barikatlar kurulmamış. Milyon dolarlık “çapulcu iş adamı” uyuyor mu? Olası protestolar için AVM’lerinde hâlâ su depoladığını duyurmadı da...

DİSK üretimden gelen gücünü kullanıp 1 saatlik bile grev çağrısı yapmadı.

Adını bir parka verirler mi, heykelini dikerler mi bilmiyorum ama ismini duvara yazacak aktivistlerin Google’dan yardım alacakları kesin. Zira solcu gazeteler ve internet siteleri bile çocuğun adına mesafeli. Başka zaman cinayet sebebi sayılan haber dilindeki “öldürüldü-yaşamını yitirdi” ayrımı bu kez önemsenmedi:

“Gazi Mahallesindeki silahlı çatışmada bir çocuk yaşamını yitirdi.”

Bildiğim kadarıyla, henüz bir modacı, İbrahim’in öldürülmeden önce kuşlara verdiği yemleri defilesinde yabancılaştırma efekti olarak kullanmadı.

Resmi avatar, arka plan yapılmadı. Sosyal medya da sallanmadı. Dikkatli okumazsanız Twitter’de adına açılan bir iki hashtag'den de İbrahim’in çocuk işçi olduğu için “öldüğünü” sanabilirdiniz.

Bütün çocuk cenazeleri eşit, ama bazıları daha mı eşit

Berkin’in ardından yazdığım yazıda da aynı soruyu sormuştum bazılarınıza. Hiç olmazsa bu kez yanıltsaydınız beni.

Bu çifte standardı, trajik çocuk cinayetlerini durdurmak için ihtiyacımız olan ortak acı bilincimizi körelten riyakârlığı gördükçe sormaya devam edeceğim. Çünkü ölene değil öldürene bakma siciliniz çok kabarık.

Lice’de annesine "makarna pişir" dedikten sonra evden çıkınca öldürülen Ceylan Önkol için de ağzınızı açmamıştınız! Hatta cinayeti duyuran haberi yapan bizlere saldırmıştınız.

Kızıltepe’de babasıyla birlikte arabalarını yıkarken katledilen Uğur Kaymaz yerine ertesi günkü manşetinde “tribün terörü"nü işleme “Hürriyet”iniz hâlâ hafızalarımızda. Sahi ne kadar sessizdi Uğur’un öldürülmesinden sonra Taksim Meydanı! Tabii ki, Uludere’de katledilen çocuklardan katır diye bahseden yazarınız da…

Gezi olaylarının devamında yine Okmeydanı’nda Burak Karamanoğlu öldürüldüğünde ise daha önemli işleriniz vardı.

Ve daha niceleri…

Cevabı bana vermeyin. Seçtiğiniz “uygun” ölü çocuklarımızın resmini mizanpaj malzemesi olarak kullandığınız sosyal medya hesaplarında itiraf etmenize de gerek yok. Kendinizi kendinize anlatın.

Ne zaman, hangi şartlarda ve kim tarafından öldürülmüşse umurunuzda olur bir çocuk?

Anlatabiliyorsanız tabii...

TÜRKİYE GAZETESİ

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum