

Hayrettin Karaman "Dindar Nesil"i Yazdı
“Dindar nesil” tartışmalarına Hayrettin Karaman da katıldı. Karaman’a göre veliler istiyorsa devlet dindar yetiştirmenin kanallarını açmak zorunda. Karaman, devletin imkânlarıyla çocuklarımızı çağdaşlaşmak adına Batılılaştırmak isteyenlere tahammül eden “çağdaş aydınlar”ın isteyen velilerin çocuklarını Müslüman olarak yetiştirmek için devletin üzerine düşeni yapmasına tahammül edemeyişlerini böyle yorumluyor:
Dindar nesil yetiştirmek
Hayrettin Karaman / Yeni Şafak
Başbakan'ın "dindar nesil yetiştirmek"le ilgili sözleri muhaliflere yüklüce bir sermaye oldu. Her fırsatta eteklerindeki taşları atmayı adet edinenler bu vesile ile de hayli atışlar yaptılar, yapacaklar.
İnsan hakları belgeleri, ana babalara, 18 yaşına kadar çocuklarını kendi inançları doğrultusunda yetiştirme hakkı tanıyor. TC Anayasası'nın 24. maddesi de küçüklerin alacağı din eğitim ve öğretimini velilerinin isteğine bırakıyor. Bu durumda devletin vazifesi, çocuklarını "dindar Müslüman" insanlar olarak yetiştirmek isteyen ana babalara bu imkanı hazırlamaktır. Bu madde bugüne kadar işletilmedi, yeni bir anayasa çalışması yapılıyor, Başbakan da "çocuklarını dindar Müslüman" olarak yetiştirmek isteyenlere yardımcı olacaklarını ifade etmiş oluyor. Onun sözlerini "ülkenin bütün çocuklarını, velileri istesin istemesin dindar Müslüman yapacağız" şeklinde anlamak için "anlama arızalı" olmak gerekiyor.
Siyasi muhalifler "anlama arızalı" değiller, ama en mahir "saptırma ustaları" siyasi ve ideolojik muhalifler arasından çıkıyor.
Neymiş?
Devlet dindar yetiştiremezmiş.
Veliler istiyorsa devlet dindar yetiştirmenin kanallarını açmak mecburiyetindedir.
Neymiş?
Bugüne kadar yetişen gençler dinsiz mi imiş?
"Dindar" kelimesinin günlük kullanımda manası "dini bütün, dini hayatında uygulayan" demektir. Bunun zıttı ise "dinsiz" değil, "gevşek dinli, amelsiz, eksik bilgili ve uygulamalı... Müslüman" demektir.
Evet bugüne kadar Türkiye'de uygulanan milli eğitim politikası "isteyenin çocuğunu dindar Müslüman" olarak yetiştirmesine imkan vermedi.
Hâlâ İmam Hatip Okulları'na karşı çıkıyorlar ve onları tecrit etmek istiyorlar.
Hâlâ isteyen öğrencinin, memurun, çalışanın tesettürlü olmasına karşı çıkıyorlar.
Hâlâ okullarda "dindar Müslüman" yetiştirme imkanı, bunun için ayrılmış zaman, sınıflar ve hocalar yok.
Hâlâ okulda namaz vakti geldiğinde namazını kılmak isteyen öğretmen ve öğrenci için ayrılmış bir ibadet odası mevcut değil...
Hasılı yine tahammülsüzlükle karşı karşıyayız. Dindar Müslümanlar, devletin imkanlarıyla çocuklarımızı çağdaşlaşmak adına Batılılaştırmak isteyenlere tahammül ediyorlar, ama sözde çağdaş aydınlar, "aydınlanmışlar", isteyen velilerin çocuklarını dindar Müslüman olarak yetiştirmek için devletin üzerine düşeni yapmasına tahammül edemiyorlar.
***
Konu hakkında Özgür-Der de dün bir basın açıklaması yapmıştı. Okumak için tıklayınız:
Dindar Nesil Tartışması Hakkında Özgür-Der’den Açıklama
Oysa bu coğrafyada "özgürlük" nutukları çektiğinizde elbette ilk önce akla gelecek olan halkın geniş kesimlerinin gaspedilen hakları olacaktır. Yani din, dini konular, islami kimliğin kamusal alanda yaşamlaşması, imam hatipleri, katsayı, başörtüsü, hatta dini eğitimin devletin de tekelinden çıkıp müslümanların insiyatifinde olması. E bunlara özgürlük dediğinizde doğal olarak liberalleşme değil, islamlaşma söz konusu olacaktır. Başbakan konuşsa da konuşmasa da, halkın geniş kesimlerinin bilinçaltında olan beklenti budur. Hatta bu artık ciddi ciddi dillendirilmeye başlamıştır.
Milli Güvenlik derslerinden de, militarizmden de, andımızdan da, yasaklardan da en çok çekmiş olanlar müslümanlar değil midir?
Üst kimlik olarak zorla bu topluma önce ulusalcılık dayatıp da milli dindarlığa bile razı olmayanlar kimlerdir?
E bütün bunlara "özgürlük" dediğinizde buradan ne çıkması umuyorsunuz? Ortodoksluk mu, protestanlık mı, aydınlanmacı pozitizm, stalinizm ya da liberalizm mi?
Din, ahlak, maruf, örfleşir ve özgürleşirse bundan da ancak İslam çıkar.
Özgürleşilsin ama bu çıkmasın! Özgürleşilsin ama ahlak seküler olsun! Özgürleşilsin ama cemaatleşme değil, bireyleşme artsın! Oldu, oldu da bu iş ısmarlamayla olmuyor ki!
Bunları söylemeye niyetlenenler ya da alenen ifade edenler bilmelidir ki, onların bu düşüncelerinden çıksa çıksa LİBERAL FAŞİZM çıkar. Bunu ise kimin öğrettiği/salık verdiği önemli değildir. Ha devlet, ha entelijansiya!
Daha çok tartışacağız...









