Hayırlı giriş...

05.01.2010 04:53

Atilla Özdür

Yeni bir yıla daha girdik.. Kasa defterleri, defter-i kebir’ler, takvim, bütçe ve hesap kitap tahmin cedvelleri değişti... Hükümet, takdirlerimize vesile ‘IMF’ye karşı direniş ısrarında’n maalesef, bir inhiraf eğilimine girdi...

Yüce Mevlamız, merkezdeki tüm bu değişmeleri saçı bitmedik yetimlerin yararına ve mülkiyeti İstanbul halkına ait iktisadi işletmelerini özelleştirmeyi kafaya koyan İstanbul Belediyesi’nin de, elini vicdanlayıp aklını başına toparlamasına vesile kılsın...

Yeni yıla, enflasyonda kıvam artırıcı unsurları konsolide bütçeye katarak giriyoruz... Muhallebici esnafının sahlep’e nişasta katarak kıvam artırması gibi, hükümet de, mecburiyetten, vasıtalı vergiye tabi birkaç kalemin özgül ağırlığında önemli yer tutan ÖTV’yi bir mikdar daha yükseltti...

Akaryakıta, müskirata ve parasız devlet yolu var iken paralı yola sapanların bu lüksüne koyultucu unsur olarak, nişastayı ekledi...

Hepimize, milletimize afiyet-i şeker olsun...

¥

Osmanlı devletini yıkıma götüren, savaş masraflarındaki brüt ağırlık idi. Bunun daralı muhtevasında, asker sivil paşalarla, mutfak eminlerinin, Cerrahpaşa’daki meşhur Bulgur Palas gibi şahane şato banilerindeki hırs, debdebe ve ihtiras kökenli harcama kalemleri, ana unsur olarak yer alıyordu...

Tayyip Erdoğan hükümetini bütçe kıvamını artırıcı unsurları ekonomi kazanına boca etmeye zorlayan sebepler de, bunlara benzer niteliklere sahip olmalıdır...

Yoksa niye, bizim de gururlanmamıza vesile, elinin tersiyle geri çevirdiği IMF ‘yardımını’ durduk yerde kabullenme eğilimine giriyor...

Milli Görüş çizgisi, yokluğa sabır gösterip tahammül edebilenleri varlık döneminde de, nefsini dizginlemesini bilerek onun üstesinden getirebilecek karakter çizgisine çekici bir niteliğe sahipti.

Dikkat buyurur musunuz, lütfen,

Milli Görüş’ün AKP’nin kuruluşuna kadar geçen kırk yıllık zaman diliminde doğrudan ya da dolaylı iktidarı sürecinde mensuplarının hangisinin hakkında, akçalı soruşturma veya dedikodu kokusu duyuldu...

O zihniyetin ki, kullandığı tüm kırmızı plakalar, bölüşüm dağıtım ağırlıklı icrai bakanlıklara aitti...

Hiç kimse kaşalotluğa kalkışarak kayıp trilyon düzmecesinden bahsetmeye kalkışmasın... 28 Şubat, yine insaflı davrandı da, Erbakan’ı ipte sallandırmadı...

¥

Tayyip Erdoğan hükümetini, konsolide bütçeyi enflasyonda kıvam arttırıcı vasıtalı vergi zammıyla takviyeye zorlayan savaş harcamaları için denilseydi ki, ‘Ey millet haydin bakalım, delik de olsa ceplerinize davranın... Tekalif-i milliye için iki donunuzdan birini askerlik şubelerine’,

Aşağı tabaka halkları, yurdun dört bir yanındaki şubelerin yollarını tıkardı... Şube reislerinin de, tekalif-i milliye’nin yükleyeceği ne melbusatı koyacak deposu ne de yastık altlarından postalanacak paraları istifleyecek kasası kifayet edebilirdi...

Gel velakin beri taraftan da, milletin tekalif-i milliye çağrılarına karnı da epeyi doymuş bulunuyor... Çünkü gelen doyurdu, giden doyurdu bu zavallı uyutulup efsunlanan milleti...

Doygunluk hissini verip doğuran, daha doğrusu son zamanlarda bunun yoğunluğunu artıran da, Milli Görüş’ün kökten kurutulmasına matufen girişilen parçalama hareketi...

İleride daha genişlemesine temas etme umuduyla şimdilerin, bu parçalamadan olma dumanı üzerinde küçük bir kaynamadan kısaca bahsedelim...

¥

Bir siyasi idari birim, mesela İstanbul Belediyesi, kömür ve erzak yardımı yaptığı aile sayısını artırmaya niyetlenince, bunun kaynağını da bulmak zorundadır.

Cari harcamaları düşürecek...

İtfayi kadrosunu küçültmenin ilacı, bu hizmetin taşerona devrinde... Yangın taşeronu, itfaiyecilik hizmetini ihale ile alır ve piyasa amelesinin de eline hortumları tutturur...

Yangın şirketinin sözleşmesi hitam bulduğunda ise harç bitmiş sayılır ve yapıya da paydos çekilir... Bu kertede eli hortumlu amele kapı önüne konulur.

Belediye yeni bir ihale açar ve kazanan hizmet şirketi mutlaka bir başka şirket olacak. Aksi halde aynı şirketin kazandırılması, amele ücretlerine zam yapılmasını zorunlu kılar... ‘Hortum başı’ yapan amele grubunun kıdemleri sıfır günlük olduğundan, ücretleri de asgaridir...

Bu safhada da mukavele son bulunca yeni dönem için bir başka şirketle, daha öncekisi de olabilir, bir yıllığına yeni bir hizmet sözleşmesi yapılır... Bu yeni şirketin hortum başı yaptırılacak ameleleri, eski amelelerden de olsalar, kanunen yine sıfır gün kıdemli ve asgari ücretli sayılacaklar...

Belediye yangın işlerini ucuza getirdiği için kazançlı çıkar ve kömür ve erzak dağıtımı için elinde fon birikince, fakir fukarayı sevindirme işlerine ivme katar...

Taşeron şirketler de, yüksek verimli amele emeğinin artık değerlerini, eğer gerekli görüyor iseler cami yapımından mektep hibesine kadar, çeşitli yardımseverlik alanlarına taşıyabilir...

¥

Atatürk için hep yazıyor idi duvarlarda ve kitaplarda,

Vatan sana minnettardır...

İtfaiyecilikteki taşeronlaşmanın temelini tahkimleyen Evren paşalarla, özelleştirme alanını ambulans hizmetlerine kadar Besmele ile genişleten politikacılar için ne yazmalı dağlara bayırlara...

HAMİŞ:

Lütfen bu fakiri her hangi bir partiye ve onun başkanına falan bağlamayınız... Şuna buna kulluk, ‘maalesef’ şiarımız değil...

Faks: 0212 632 83 06...

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim