Hayır çıkarsa boykotçular neyi kaybedecek

24.08.2010 13:29

Leyla İpekçi

Kırk bin kişinin canına mal olan bir savaşın bu ülkede halen sürmekte olduğunu ‘şehit aileleri’ dışındakiler ne kadar farkında oldu yıllardır? Özellikle batıdaki “merkez medya” okurlarının bunu algılayamamaları ile Kürt sorununun çözülmememesi arasında bir bağlantı yok muydu? Boykotçu arkadaşlar bunu bilmiyorlar mı?

“Açılım dendi, kan arttı” diyenler, otuz yıldır akan kanın devam ettiğini bir türlü algılayamıyorlardı belki. Ama ya kanın durmasını yürekten isteyen boykotçular? Hayır çıktığında rahatça nefes aldıktan sonra, çözümsüzlük üretimine devam edenleri mi destekleyecekler?

(Dikkat: Boykotçuları ne BDP’liler ne de sosyalistler olarak ayırıyorum. Bir tavır olarak boykotçular! Kimlik ve ideolojilere indirilemeyecek bir zihinsel altyapı olarak.)

Peki evet çıkarsa, Kürtlere hakları verilecek bir anayasaya giden yol iyice tıkanmış mı olacak mesela? ‘Kürt sorunu’nun suçlusu kim? Anayasa paketi değişikliğiyle öncelikle darbeleri engellemeye çalışan hükümet mi? Bu ülkede darbelere giden yolda ‘ortam olgunlaştırma operasyonları’nın Kürt meselesinin çözülmemesiyle son derece bağlantılı olduğunu boykotçular bilmiyor mu?

Hükümetin Tekel işçilerine karşı tavrını, Tuzla tersanesindeki ölümlere bakışını, BDP’ye karşı tutumunu, sevmeyen terk etsin gibi sözlerini alt alta defalarca sıralayalım. (Hatta en vahimi, Başbakan’ın kayıp annelerinden bahsederken onların acısına ortak olacağına, “arkalarında örgüt var” mealindeki açıklamalarıydı.)

Aman ne kötü hükümet, aman ne berbat diyelim. Üstüne bir de “çocuklarımın geleceği için endişe ediyorum, memleket elden gidiyor, yargı irticacıların eline geçecek” diyen seçkin hanımların feveranını koyalım!

Sonuç değişmiyor: Anayasa değişikliğine hayır demekle bir kez daha ‘kemik düzeni’nin bekçileri kazanacak. AKP değil, onlar kazanacak! Her seferinde olduğu gibi. Buna ne adına razı olabiliyor boykotçular?

Türkiye’nin asıl meselesi Kürt sorunu değil: Bu sorunu ilelebet bitmemecesine bize dayatan, faili meçhulleri, ordu ve bürokrasideki cuntacıları, katillerin azmettiricilerini sonsuza dek kaderimiz olarak bize kabul ettiren bu ‘kemik düzeni!’ Boykotçuların birçoğu 12 Eylül mağduru, bilmiyorlar mı?

Kürtlerle ilgili direkt bir madde bu pakette neden yok, boykotçu arkadaşlar bilmiyor olabilir mi? Başörtüsü açılımı yapmaya kalkınca kapatma davalarının geldiği, Kürt meselesini çözeceğiz diyen hükümetler döneminde en kanlı örgüt saldırılarının gerçekleştiği (ya da eylemlerin örgüte yıktırıldığı) bir ülkede yaşadığımızı bilmiyor olabilirler mi?

Kaldı ki, ilk adımda bu anayasa pakedindeki değişiklikler Sadece Türklerin değil, tüm vatandaşların biraz daha özgürleşmeye başlayan bir ülkede yaşamaları için yapılıyor.

Boykotçular yüzünden bu paket geçmezse ne olacak? Kürt sorununa giden çözüm daha mı yakına gelecek yoksa? Bu toplumun 12 Eylül ile yüzleşmesi daha on yıllarca ertelenecek mi?

Ya da Ergenekon, Balyoz, Sarıkız gibi davaları, hayır çıktığında daha bağımsız ve tarafsız bir hale mi gelecek? Bu davalar çözülmeden özgür, çoğulcu ve demokratik bir ülke olabileceğimize mi inanıyor boykotçular yoksa?

AKP’nin yapamadıklarından, yanlışlarından ve kötü niyetli tavırlarından çok daha ‘kötücül’ bir düzen tarafından esiriz on yıllardır. Bilmiyorlar mı?

Hükümete kızarak yeniden teslim olmak istemiyorum vatandaşına zulmeden bir yargıya. Vatandaşını birbirine düşüren ve bundan nemalanan bu elitler düzenine... Cumhuriyetin başından beri bize katliamlarla, çatışmalarla, faili meçhul ve kayıplarla dayatılan ‘kemik düzeni’ni değiştirmek için bir yerinden başlamalıyız.

Boykotçular ‘ehvenişere tav olarak dünya değiştirelemez” diyorlar. Dünya, hayır çıktığında değişmiş mi olacak; bilinmez. Ama ‘ehvenişer’i arar hale gelmezler umarım...

28 Ağustos Cumartesi günü saat 15:00’te anayasa değişikliğine ‘yetmez ama evet’ kampanyası yürüten aktivistler, Tünel Meydanı’ndan Taksim Meydanı’na bir yürüyüş düzenliyor. 12 Eylül referandumunda darbe anayasasına dur demek için... Herkesi 28 Ağustos’ta bu renkli ve şenlikli yürüyüşe bekliyorlar.

"Bu anayasanın tamamen değişmesi gerektiğini, anayasal vatandaşlık, örgütlenme özgürlüğü, seçim barajı, anayasanın ırkçı, milliyetçi ve cinsiyetçi söylemden tamamen arındırılması gerektiğini biliyoruz” diyorlar.

“Ancak bunun yapmanın yolu, yetersiz olmakla birlikte, hiçbir maddesi şu an var olan anayasadan daha kötü olmayan bu anayasa değişikliği paketine ‘hayır’ demek değil! 13 Eylül günü, bu toplumun, ‘bu ülkede anayasayı sadece darbeciler değil, ben de değiştirebilirim’ güvenine sahip olarak daha fazlasını istemek üzere işe koyulabilmesi için bugün ‘Yetmez Ama Evet’ demektir...”

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim