Hayatı Kur’ân olan Peygamberimiz (s.)

20.04.2010 01:41

Abdullah Yıldız

Peygamberimizin kutlu doğumunun bu yılki başlığı “O’nun Hayatı Kur’ân’dı” şeklinde belirlendi. Bu harika başlık için Diyanet yöneticilerini tebrik ediyorum.
Bu vesile ile, Kur’ân-ı Kerim’de Allah Rasûlü’nü tanımlayan âyetlerin bir bölümünü aktarıyor ve o güzel modeli hayatımıza yansıtmayı temenni ediyorum.
Allah Rasûlü (s.) bizim için en güzel örnektir: “Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çokça zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab 33/21)
Rabbimiz, O’nu, yalnız insanlara değil “bütün âlemlere rahmet olarak” göndermiştir (Enbiya 21/107).
Rasûlüllah (s.), hayatın bütün alanlarını kuşatan “büyük/yüce bir ahlâk” üzere gelmiştir (Kalem 68/4).
O (s.); görevi gereği, insanları doğrudan Allah’a çağıran bir davetçi, bir şahit ve nur saçan bir kandildir:
“Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzâb 33/45-46)
O (s.); bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir (Sebe 34/28; 25/56; 48/8).
Hz. Muhammed (s.) öyle bir peygamberdir ki, ümmetinin sıkıntıya düşmesi O’na çok ağır gelir. O (s.), ümmetine çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir (Tevbe 9/128; 15/88; 26/215).
O ümmî Peygamber (s.); iman edenlere marufu/iyiliği emreder, onları münkerden/kötülükten alıkoyar; onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar; onların üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır (Ârâf 7/157). Yani O (s.) bir özgürlük peygamberidir.
O (s.); Allah’ın rahmeti ile insanlara karşı yumuşak davranan; kaba, katı yürekli olmayan, insanları affeden, onlar için Allah’tan bağışlama dileyen ve iş konusunda müminlerle müşavere eden, kararlı, azimli ve yalnız Allah’a tevekkül eden (Âl-i İmran 3/159) mükemmel bir lider, önder ve komutandır.
O (s.); “Ben size, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ‘ben bir meleğim’ de demiyorum. ‘Gözlerinizin, küçük görüp hafife aldığı kişilere Allah hiç hayır vermeyecek’ de demem. Onların içyüzünü Allah daha iyi bilir. Aksi halde şüphe etmeyin ki zalimlerden olurum.” (Hûd 11/31) diyen, bizim gibi bir beşer olan, tevazu sahibi bir Peygamber-i Zîşân’dır.
O (s.); “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” (Ârâf 7/157) diyen Nebiy-i Ekrem’dir.
Ve O (s.); yaptığı davete karşılık insanlardan hiçbir ücret istemeyen (Yusuf 12/10) bir Rasûl’dür.
-Hayatı Kur’ân olan Peygamberimize (s.) karşı görevlerimizi de bizzat Kur’ân sıralar. İşte bazı âyetler:
“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.” (Ahzab 33/56) Allahümme Salli ‘alâ Seyyidinâ Muhammed!
Biz müminler, sevgili Peygamberimizi (s.) kendi canlarımızdan önce ve önde tutarız (Ahzab 33/6).
“(Ey Peygamber) De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin; zira Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.”
“Yine de ki: “- Allah’a ve Peygambere itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmrân 3/31-32, 132)
“Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebilerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.”
“İşte itaatkârlara yapılan bu fazl/ihsan Allah’dandır. Her şeyi bilici olarak Allah yeter.” (Nisa 4/69-70)
Allah’a ve Rasûlü’ne itaat etmemek, -Allah korusun- bütün amelleri boşa çıkaran bir felakettir:
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed 47/33)
Muhammed (s.) ümmetinin nasıl bir ümmet olduğu ise şu ayette özetlenmiştir:
“Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.” (Fetih 48/29)
Rabbim, hayatı Kur’ân olan Rasûlüllah’a (s.) tam itaat edip Cennet’e girmeyi nasib eylesin. Amin.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim