‘Hayatî çıkarlarımız var..’ diye, biz de Amerika’yı mı

15.01.2007 00:10

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

USA Başkanı Bush, ‘Ortadoğu enerji kaynaklarının kendileri için hayatî önemi haiz olduğunu ve bunlar üzerinde kimsenin hâkimiyet kurmasına ve keza İran’ın nükleer silahlara ulaşmasına da asla izin vermiyeceklerini’ söylüyordu, evvelki gün..

Hani, kendilerinin nükleer silahları olmasa, bu çabaları anlaşılabilir.. Ama, Bush’un, enerji kaynaklarının kendileri için hayatî önemi haiz olduğunu söylemesi, Irak’ı işgal etmelerinin önemli sebeblerinden birisini de açığa vuruyordu; tek sebebi olmasa da..

Milâdî 19. Yy.da kaldığı sanılan ‘vahşî kapitalizm’in hortlamasından başka nedir ki bu?

O zaman, biz de aynı mantığı tersinden çalıştırıp, ‘Bizim de Amerika’da büyük hayatî menfaatlerimiz var, bunların tehdid altında olmasını kabullenemeyiz..’ mi dememiz gerekir?

‘Sıkıysa söyle..’ mi diyorsunuz? Belli olmaz.. ‘El mi yaman, bey mi?’ diye boşa dememişler?

Yenilmez sanılan nice imparatorluklar, ordular vardı ki tarihte, ‘Bir varmıış, bir yokmuuş’a dönmüştür! Sahi, Roma İmp., ve Osmanlı ve Sovyetler Birliği neredeler?

Amerikan yeni Sav. Bakanı R. Gates, (bu ‘Sav.’ kısaltmasını ‘Savunma değil de Savaş şeklinde okumak, daha doğru olur..) ‘Amerika, Irak’dan çekilirse, mezhebî ve etnik kavga ortaya çıkar..’ diyor; tıpkı Condoleezza Rice gibi..

Bu iddia öyle saçma bir iddia ki..

Sen gel bir ülkeyi işgal et, o ülkedeki sosyal düzen ve siyasî otoriteyi -ne kadar kötü olursa olsun,- bir işgalle yık, o ülkenin liderini astır, ülkeyi etnik ve mezhebî kavgalara sürükleyecek şekilde en şeytanî tahrik ve entrikalarla ‘kaos’ ve kan banyosuna dönüştür.. Sonra da, ‘Biz çekilirsek, Irak daha da karışır, komşu ülkeler müdahale etmek zorunda kalır!’ de..

Gerçi, işgalci Amerika’nın çekilmesi halinde, bu işgalden sonra bölgedeki güç dengesinde meydana gelen dalgalanmalar sebebiyle güçlenen veya zayıflayan bölge ülkeleri ve güçlerinin kendilerini, maslahat ve menfaatlerini korumak adına, devreye girmeye veya duruma müdahale etmeye kalkışması ihtimali daima sözkonusu olduğundan, USA Sav. Bakanı’nın sözleri tamamiyle yabana da atılamaz..

Öyleyse çare, ‘Amerikan işgalinin sürmesi’ midir?

Ohh, ne mantık..

Öyleyse.. Başkaları da ‘Bizim de hayatî çıkarlarımız var..’ diye, gidip Amerika’yı işgal etsinler.. Oradaki ‘hespanik’leri (İspanyol asıllıları), siyah ve kızıl derilileri, kuzeyli veya güneyli olanları, Texas’lıları, Japon ve Çin asıllıları, Meksika ve Latin Amerikan göçmenlerini, Ortadoğuluları veya hristiyan, yahudi ve Müslümanları birbirlerine düşürsünler.. Hristiyanları da Katolikler, Protestan ve Ortodokslar diye ve Protestanları da Puritenler, Mormonlar, Evangelicler, Baptistler, vs. diye.. olarak birbirlerine karşı tahrik etsinler.. 199o’laardan beri Amerikan sosyal bünyesinde bir çıbanbaşı olarak görülen ve Amerika’yı, ‘yıkılması gereken bir Şeytan İmparatorluğu’ olarak gören, Oklohoma Eyalet Valiliği binasını havaya uçuran ve hattâ bir görüşe göre, 11 Eylûl 2001’in arkasındaki güç odağı olması ihtimalinden bile sözedilen ‘Davidian’ları veya kapitalistlerle fakir kesimler ve proleterlerin düşmanlıklarını da devreye sokabilirsiniz..

Kısaca, antik Yunan’da, güçlü rakib kralın ordusunu, elindeki kutuda taşıdığı yılan ve çiyanlarıyla, keneleriyle darmadağın eden Pandora efsanesi misali; kutu bir kez açılırsa, sonrası nasıl olur, tasavvur edebilirsiniz.. Tablo, Irak’dakinden bile beter olur.

Sonra da, insaflı bir işgalci pozuyla, sûret-i haktan gözükerek, ‘Amerika’yı terk ederiz, ama, siz birbirinizi yersiniz..’ der ve ‘kurtarıcı’ rolünüze devam edebilir ve ‘Amerika’yı, tadından yenilmeyen’ bir ‘yağma sofrası’na daha bir dönüşebilirsiniz..

USA emperyalizmi Irak’daki varlığını bugün bu saldırgan ve yağmacı mantığa dayandırıyor.

Buna karşı yapılacak hiç bir şey yok mu?

‘İslam Konferansı Örgütü’ne ve Gen. Sek. Ekmeluddin İhsanoğlu’na büyük iş düşüyor.

İKÖ üyesi ülkelerin liderleri derhal toplanıp, Amerika’ya ‘Irak’dan derhal çekilmesi’ çağrısı yapmalı ve ortada bir iktidar boşluğu meydana gelmeden, İKÖ ortak gücünün, Irak’a girmeye ve Irak halkının iradesinin korkusuzca ve sağlıklı bir şekilde yeniden oluşmasına kadar sorumluluğu yüklenmeye hazır olduğunu dünyaya ilân ve taahhüd’ etmelidir..

Yoksa, Irak bir ‘gangren’li bir uzva dönüşecektir ki, çare bulunmazsa, ‘kan zehirlenmesi’yle bütün bedenin ölümüyle karşılaşılabilir.. Bush’un ‘Yeni Irak Planı’ bunu açıklıyor.

Amerika’nın ünlü dışsiyaset teorisyenlerinden Zbiegniev Brzezinsky, Bush’un Irak için sunduğu yeni planının da daha baştan yenilgiyle neticeleneceğinin görülmesi gerektiğini söylüyordu, evvelki gün.. Amerikan Kongresi’nin Demokrat kanadından bir hanım üye ise, ‘Bush, ülkemizi içine düşürdüğü çukurdan kurtarmak için, çare olarak çukuru daha derin kazıyor..’ diye ilginç bir eleştiri yapıyordu.. New York Times da, dünkü başmakalesinde Bush’un ‘Irak’ın korkunç gerçeğinden ve Amerika’nın gereksiz, kötü yönetilen ve kazanılmaz bir savaş sebebiyle çektiği ıstırabdan kopup, mümkün olan en kötü opsiyonu/ tercihi seçtiğini’ ve ‘Türkiye, İran, Suûdî ve başkalarını içine çekecek zincirleme çatışmaların ortaya çıkabileceği tehlikesi’ni vurguluyordu; ve bu şartlarda ‘Irak’ın terkedilemiyeceğini’ de..

Bush ise, ‘aldığı kararların Irak'a daha fazla istikrarsızlık getirdiğini’ açıkça itiraf etti, dün.. Amerikan CBS tv. muhabirinin ’Irak'taki istikrarsızlığı sizin yönetiminiz meydana getirmedi mi?' sorusuna, 'Bizim yönetimimiz, Irak'taki istikrarsızlığın kaynağıyla başa çıkıyor. İran ve nükleer silahlar için yarışan Saddam’ın olduğu bir dünya düşünün' diye karşılık verdikten sonra, sözünün devamında, ‘Irak'ta şu andaki şartların, savaş öncesine göre, çok daha kötü olduğunu, bunun sorgulanır bir tarafının olmadığını, aldıkları kararların işleri daha içinden çıkılmaz hale getirdiğini’ söylemek zorunda da kalıyordu..

USA emperyalizminin vahşî kapitalist sömürgeciliği’ne karşı, Amerika’yı işgalle cevab verilemiyeceğine göre, geride, çare olarak, ‘İslam Konferansı Teşkilatı’nın çatışmasız bir çözüm yolu göstererek duruma müdahale etmesi ihtimali kalıyor..

Akl-ı selîm, pratik değeri olan başka bir yol gösteriyorsa, buyrunuz, onu da söyleyiniz..

e-mail: cakirgil@yahoo.de

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim