“Hayata Dönüş”te Kadınları Bilerek Yaktılar

11.01.2011 11:06
“Hayata Dönüş”te Kadınları Bilerek Yaktılar
Taraf, 32 kişinin öldüğü Hayata Dönüş Operasyonu’nda Bayrampaşa’da görevli askerle konuştu: "Alevler içindeki mahkûmlar yardım istedi. Benzin dökülmüş örtü verdiler."

Hayata Dönüş operasyonlarının en kanlısının yaşandığı Bayrampaşa Cezaevi katliamına ilişkin bugüne kadar sadece sağ kurtulabilen mahkûmlar konuştu. Katliamı gerçekleştirdikleri iddiasıyla haklarında dava açılan askerlerden ise şu ana kadar hiç kimse tek kelime etmedi. Taraf bir ilki gerçekleştirip Bayrampaşa'daki operasyon sırasında görev yapan eski bir askerle konuştu. Katliam sırasında uzman jandarma çavuş olan ve açılan davada yargılananlar arasında olmasına rağmen bir kez bile ifadesi alınmayan A.N. yaşananların tam bir vahşet olduğunu söyledi. Olaydan sonra ordudan ayrılan, silahlarına ve silah taşıma ruhsatına el konulan A.N., alevler içindeki kadın tutuklular yangından kurtulmak için yardım isterken, teslim olacaklarını haykırırken üzerlerine benzin dökülmüş battaniyeler atıldığını söyledi.

Vicdan azabı uyutmuyor

Tedirginliği yüzünden okunuyordu. "Biraz konuşmak istiyorum" derken sesi titriyordu. 30-35 yaşlarında henüz ismini bile söylememiş meçhul kişi, gazete güvenliğinin üst aramasından geçerek görüşme yapacağımız odaya alındı. Hemen söze başlayan A.N., (İsminin ilk harflerini güvenliği açısından değiştirerek veriyoruz). "Ben size bir katliamı anlatmak istiyorum. Artık konuşmak istiyorum. Vicdan azabı uyutmuyor. Gerçek suçlular bulunsun artık" dedi. A.N., Türkiye'nin yakın tarihinin belki de en karanlık olaylarından birinin, Bayrampaşa Cezaevi Katliamı'nın içinde yer almış bir eski asker olarak yaşadıklarını anlatmaya başladı.

"Ben jandarma uzman çavuştum. Bayrampaşa'daki sevk bölüğünde görevliydim. O gün operasyon için birimler hazırlandı. Bize sadece plastik kalkan ve coplar verildi. Görevimiz teslim olan veya teslim alınan tutuklu ve hükümlüleri sevk etmekti. Bize söylenen tek şey şuydu: 'Koridorda duracaksanız, teslim olan ve teslim alınan tutuklu ve hükümlüleri dışarıda belirlenen emniyetli bölgeye götüreceksiniz.'"

Koridorda gördüklerini vurdular

"Operasyon gece yarısı başladı. Öğleden sonra 3-4 gibi de bitti. Biz gece 2-3 gibi girdik ama bizden önce bizim birliğimizde görevli olmayan, dışardan getirilmiş Jandarma Genel Komutanlığı personeli başka birimler vardı. Bu birimler cezaevlerine girişteki ilk operasyonu yani ilk başlangıcı yapan birimlerdi. Bunlar silahlıydı. Daha önce özel birliklerde görev yapmış olmama rağmen o silahları ilk kez görmüştüm. Bizde kullanılan en küçük çap 5.56'dır, bu silahlar 5.56'dan daha küçük silahlardı. Operasyona katılanlar içerisinde daha önce birlikte görev yaptığım arkadaşlar vardı. Onlardan öğrendim kadarıyla bu silahların 90 tane mermi alan özel bir yapısı varmış. Operasyonda koridorda gördükleri tutuklu ve hükümlüleri, koğuşlara sokamadıklarını bacaklarından vurmak suretiyle etkisiz hale getirdiler. Biz bunlardan sonra koridorlara emniyet ve tahliye amaçlı girdik. Tabi bu ilk grubun arkasından tüm mahkûmlar kapıları kapattılar, bağırıp slogan attılar. Teslim olmayacaklarını söylediler."

Cesetler kömür olmuştu

A.N., konuşurken ter içinde kalmıştı ama durmak istemiyordu. İsterseniz biraz dinlenin dediğimizde, "Bu cesareti yıllar sonra buldum. Kaybetmek istemiyorum" deyip anlatmaya devam etti: "Onlar teslim olmayacaklarını söylerken cezaevinin dış duvarları iş makineleri tarafından yıkılmaya başlamıştı. Yani havalandırma dediğimiz bölgelere rahatlıkla giriş sağlanmıştı. O esnada PKK'lı tutuklu ve hükümlüler kendilerinin bu isyanda olmadıklarını beyan edip hiç müdahaleye gerek kalmadan teslim oldular. Ama DHKP-C teslim olmayacağı yönünde sloganlar attı. Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı Arama Kurtarma Birlikleri, Sivas ve Elazığ'dan gelen özel birlikler bu esnada çatılardan ve delinen duvarlardan girmeye başladılar. Bunlar cezaevine bizzat silahlı müdahalede bulunan gruplardır. Bir süre sonra erkek mahkûmlar teslim olmak istediklerini söylediler. Kadın tutuklular da bir süre sonra bulundukları koğuşlarından teslim olmak istediklerini bağırdılar. Koğuşlarına gaz bombaları atılmıştı. 'Kapıları açın' diye bağırdılar ama biz açmadık. Bizim yapabileceğimiz bir şey yoktu ki. Amirlerimiz ve üstlerimiz bize 'açın' veya 'çıkartın' demediği sürece yapabileceğimiz bir şey yoktu. Bir süre sonra bayan koğuşlarındakilerin sesi kesildi. Sonra koğuştan alevler yükseldi. Biz yangın söndürülünce havalandırma diye tabir edilen kapılarından girebildik. Bizzat görmüş olduğumu söylüyorum: İçerde iki ayrı köşede kadın cesetleri, bir de koğuşun demir kapısının arkasına yaslanmış olan demir dolapla koğuş kapısı arasında bir kadın cesedini gördüm. Onu aşkın ceset. Kömür olmuşlardı. Kendilerini yakmaktan ziyade ateşten kaçarcasına hepsi bir köşeye sıkışmış ve o şekilde yanmışlardı. O zaman buna anlam verememiştim ama operasyona dış birliklerden katılan arkadaşlarım bana, 'Yangın çıktıktan sonra içerdeki kadınlar (Biz yanıyoruz, yardım edin, teslim olacağız. Açın kapıları) diye bağırdılar. Bunun üzerine biz de kendilerine (tamam sizi kurtaracağız, şu ıslak battaniyelere sarılın sizi koruyacak) deyip içeriye battaniye attık' diyerek onlara üstüne yanıcı madde ve benzin dökülmüş battaniyeleri attıklarını anlattı. O zaman vahşeti bir kez daha gördüm."

Devlet bizi kullanıp attı

Belki yılların verdiği suskunluğun bozulmasıyla gelen rahatlama belki de sinirlerinin artık tamamen yıpranması neden olmuştu, eski uzman çavuş konuşmasını gözyaşlarıyla sürdürdü: "Bu olayın ardından Jandarma Genel Komutanlığı hakkımda dava açıldığını söyledi. İçeriye sigara bile sokamayan biz Bayrampaşa'dakiler hakkında dava açılmış, asıl katliamı yapan dışarıdan gelen birliklere dokunulmamıştı. Ama daha ilginci bugüne değin ne bir ifadem alındı, ne bir tebligat geldi. Bu konuda ne Genel Komutanlık ne de adlî kurumlar bize bilgi vermiyor. Ben de sonunda yazılı dilekçe verdim savcılığa. Yargılandığımı öğrendiğim davada talimatla ifade vermek istediğimi beyan etmeme rağmen herhangi bir cevap gelmedi. Devlet bir suçu işletiyor, daha sonra 'tanımıyorum' diyor. Devlet tarafından kullanılıp atıldık. Başka hiçbir şey değil. Biz bu konuda tamamen suçsuzuz. Asıl suçu işleyenler, yakanlar veya öldürenler, silah kullananlar devlet tarafından kasıtlı olarak saklanıyor. Biz de yargılanıyoruz haksız yere."

Bayrampaşa'da 12 mahkûm öldü

Cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesini isteyen ve ölüm oruçlarına başlayan mahkûmlara karşı 19 aralık 2000 yılında 20 ayrı cezaevinde eşzamanlı operasyon düzenlendi. "Hayata dönüş" adı verilen operasyonlarda katliam yaşandı. Operasyonda 20 cezaevinde ikisi asker 32 kişi hayatını kaybetti. 12 mahkûmun hayatını kaybettiği 29'unun ağır yaralandığı Bayrampaşa Cezaevi'nde ise tam bir katliam yaşandı. Mahkûmların öldürülmesi ile ilgili olarak "suçlu" gösterilen 39 er hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi. Operasyondan 10 yıl sonra yapılan ilk duruşmanın en ilgi çekici özelliği ise tek bir rütbelinin sanıklar arasında olmamasıydı. Suçlu emirleri veren değil uygulayanlar olmuştu. Operasyonda mahkûmlara fosfor bombasıyla müdahale edildiği iddia edilmişti.

(OKTAY ÖZİLHAN / TARAF)

Katliamı hatırlamak için video:

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim