“Hayata Dönüş”e MGK Karar Verdi!

08.04.2011 16:33
“Hayata Dönüş”e MGK Karar Verdi!
İçişleri eski Bakanı Tantan, Bayrampaşa Cezaevi’nde 12 kişinin öldürüldüğü Tufan Planı’na MGK’nın onay verdiğini söyledi. Amaç gençleri kurtarmakmış, plan da güzelmiş!!!

Bayrampaşa Cezaevi'nde 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan operasyonla ilgili 11 yıl sonra ortaya çıkan ve tutuklulara "Tereddütsüz, misliyle mukabelede bulunulacak, zor ve silah kullanılacak" ifadelerinin yer aldığı "Tufan' raporunun yankıları sürerken, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan "Hayata Dönüş" adı verilen operasyon kararının Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) alındığını ve hükümetin onayıyla hayata geçirildiğini söyledi. Tantan, bu konuda bakanlığının sorumluluğunun olmadığını, yetkinin tamamen dönemin Adalet Bakanı Sami Türk ve operasyonu yürüten savcıda olduğunu ifade etti. Türk ise, MGK kararının bir tavsiye kararı olduğunu belirterek, "Amaç gençleri kurtarmaktı" diyerek operasyonu savundu. Taraf, 11 yıl sonra katliamda kimlerin rol aldığını ortaya koyan bu belgeyi, dönemin sorumlularına sordu.

*** 

'Tufan' çok güzel bir plandı

Sadettin Tantan (Dönemin İçişleri Bakanı): İçişleri Bakanlığı olarak bizim Hayata Dönüş Operasyonu'nda bir rolümüz yoktu. Milli Güvenlik Kurulu ve hükümetin kararıyla bu operasyonun yapılmasına karar verildi. Cezaevleri örgütlerin hakimiyetindeydi. Devlet 20 yıldır cezaevlerine hakim değildi, savcılar koğuşlara giremiyordu. Ölüm oruçlarına katılmayanlar, tehdit ediliyordu. Cezaevleri Adalet Bakanlığı'na bağlı olduğu için, Adalet Bakanlığı ve soruşturmayı yürüten savcı operasyondan sorumluydu. Savcının emir vermesiyle operasyon hazırlıklarına başlanır ve jandarma da görev planı hazırlar. Hayata Dönüş Operasyonu'nda da böyle yapıldı. 'Tufan' adı verilen çalışma görev planıdır. Çok teknik ve son derece güzel bir çalışmadır. Görev planı olmadan operasyon yapılmaz. Bu operasyonda ölen tutuklular oldu, jandarmadan da kayıplar oldu. Savcı yanlış giden durumu görüp, operasyonu durdurabilirdi. Onun yetkisinde. Bu yapılmadı. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, neden 'bu planı bilmiyorum' dedi anlayamadım. İçişleri Bakanlığı olarak bizim emir verme yetkimiz yok. Savcılığa emir veremeyiz. Tamamen Adalet Bakanlığı ve savcılık emriyle yürütüldü operasyon. Tantan isminn gündeme getirilmesinin nedeni 1999-2000 yılında yaptığı gümrük ve yolsuzluk operasyonlarıdır. Çok düşmanımız oldu, intikam almak istiyorlar.

*** 

Amaç gençleri kurtarmaktı

Hikmet Sami Türk (Dönemin Adalet Bakanı): Hayata dönüş operasyonu kapsamında MGK'nın aldığı tavsiye kararı sadece cezaevlerinde düzenin sağlanması, güvenli hale getirilmesi ve içerideki hukuksuz yasadışı her türlü durumun ortadan kaldırılması için alınmış bir karardı. Bu kararın alındığı toplantıya ben katılmadım. Ancak, alınan bu karar iç güvenlik konusundaki hassasiyettendir. Operasyonun yapılması için karar alan MGK üyelerinin de, Bakanlığın ve Cezaevleri Müdürlüğü'nün de tek bir amacı vardı. O da oradaki zorla oruç tutturulan, emirler yağdırılan gençleri kurtarmak. Bunun uygulanması konusu ise zaten yargıda. Burada ölen insanların büyük bir kısmı arama yapmak isteyen jandarma kuvvetlerine direnmiş, karşı koymuş insanlar. Bu yüzden 2 jandarma da hayatını kaybetmişti.

*** 

Bakanlık operasyon birimi değil

Ali Suat Ertosun (Dönemin Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü): O dönemde F Tipi cezaevlerinin inşaatı bitme aşamasına gelmiş, nakiller başlamak üzereydi. Cezaevlerinde F Tipi karşıtı bildiriler dağıtılmaya başlanmış, yasa dışı eylemler yapılmış ve bazı koğuşlarda insanlar rehin alınmıştı. Bakanlık elbette bütün bunlara dur demek için harekete geçti. Müdahale öncesinde yapılan 'Tufan' planı bugün tartışılıyor. Elbette hem bakanlık hem güvenlik gücü olan jandarma ileride yaşanacakları ön görerek, önceden bir plan hazırlamak durumunda. Planı uygulanmasını gerektirecek bir durum olmazsa zaten devreye sokulmaz. Kaldı ki biz bu operasyonu 60.gün başlattık. Cezaevleri infaz memurları sadece gözlem ve denetçilik yaparlar. Copları bile yok. Kaldı ki böyle eylemlere müdahale etsinler. Müdahale yasal olarak Jandarma ve emniyet güçlerinin görevidir. Operasyonu yapan jandarmadır, onun da hatası kusuru olmuşsa elbet yargı bunu görecektir. Operasyonda kimsenin art niyeti yok. 60 gün beklenildi. Artık aileler baskı yapıyor, çocuklarımızı kurtarın diyordu. Müdahale edilmese bilanço daha ağır olsa o zaman nasıl bir tepki alacağımızı düşünün. Medya kasıtlı olarak olayları saptırıyor.

*** 

Fatura 33 ere kesildi

Cezaevlerinde F Tipi'ne geçiş için 19 Aralık 2000'de 20 ayrı cezaevinde eşzamanlı operasyon yapılmış, Bayrampaşa'daki müdahalede 12 tutuklu ve hükümlü hayatını kaybetmiş, 55'i de yaralanmıştı. Olayla ilgili yargılamanın yapıldığı Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 21 Mart 2011 tarihinde ulaşan bir belge, 11 yıl sonra korkunç gerçeği gün yüzüne çıkardı. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı imzasını taşıyan ve 'Tufan' adı verilen 'Bayrampaşa Cezaevi Özel Müdahale Planı'na göre mahkûmlara "Tereddütsüz, misliyle mukabelede bulunulacak, zor ve silah kullanılacak" deniyor. Ölüm orucuyla ilgili aydınların arabuluculuk yaptığı döneme denk gelen planın altında dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Engin Hoş ve Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanı Yarbay Burhan Ergin'in imzası yer alıyor. Şu ana kadar ki yargılamada sadece 33 er sorumlu görüldü. Komutanlara ise dokunulmadı.

*** 

Artık çok geç... Emri verdik bile

Operasyon yapılmaması için arabuluculuk yapanlardan eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, görüştüğü dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün kendisine "Artık çok geç, operasyon emrini verdik" dediğini aktardı. Taraf'a konuşan Sağlar, şunları söyledi: "Tek isteğimiz ölüme yatan o insanların burnu kanamadan, olabilecek en iyi koşullarda bir cezaevi yaratabilecek ortamın sağlanmasıydı. İki tarafın da atması gereken adımlar için baskı unsuru olmaya çalışıyorduk. Bu çalışmalar kapsamında Adalet Bakanı Sayın Türk'e gittim, kendisiyle görüştüm. 'Bakın onlar da adım atıyorlar, karşılanamaz taleplerinden vazgeçiyorlar. Siz de birer adım atın, bu çocuklar ölmesin. Ya açlıktan ölecekler yada düzenlenen operasyonla' dedim. Özellikle her an uzlaşma olabileceğini, kesinlikle bir askerî operasyon yapılmamasını rica ettim. Ama Sayın bakan 'Artık birşeyler yapabilmek için çok geç. Müdahale emrini verdik' dedi. Sonra da operasyon oldu, onca cana kıyıldı."

*** 

Özdemir: Sorumlular yargılanmalı

Operasyon döneminde Bayrampaşa Cezaevi Savcısı olan Necati Özdemir ise şunları söyledi: "Olay, birkaç zavallı askerin üzerine yıkılmaya çalışılıyor. Zamanın Adalet Bakanı planlardan haberi olmadığını söylüyor. Bu bir acziyet. Bu planlar askerin tek başına planlayabileceği, yapabileceği şeyler değil. Buna izin veren Adalet Bakanlığı. O günün genel müdürü de Ali Suat Ertosun. Bu işten sıyrılmaya çalışılıyor. Ben bu soruşturmanın ve yargılamanın daha çok ötelere gideceğini, o kararın altın görüş ve imzası olan heyetin genel müdür Ali Suat Ertosun başta, bakanların da dahil olmak üzere yargılanması gerektiğini düşünüyorum."

O dönem arabuluculuk yapan HAS Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu da "Devlet bu ölüm oruçlarını fırsat bilerek cezaevlerine bir operasyon yaptı. Üstelik de milletle dalga geçer gibi buna 'Hayata Dönüş' adını verdi" ifadelerini kullandı.

*** 

MGK'nın kararı uygulanmayabilirdi

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün cezaevi operasyonun MGK tarafından alınan kararla hayata geçtiği açıklaması, davaya dönemin MGK üyelerinin müdahil olup olmayacağı ve tavsiye niteliğinde olan MGK kararının reddedilip, edilemeyeceği sorusunu gündeme getirdi. Taraf'a konuşan eski Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, "Anayasaya göre MGK tarafından alınan kararlar tavsiye niteliğindedir. Uygulanmayabilir. Bugüne kadar MGK tarafından alınan kararlar adeta bir emir gibi uygulanmıştır" dedi. Emekli Askerî Hîkim Faik Tarımcıoğlu da şunları söyledi: "Toplantıya katılan tüm üyelerin alınan karara itiraz hakkı vardır. Güvenlik birimi en üst düzeydeki ismin önerilerine itaat edip karşı çıkmazken, siyasetçi olan bölüm ise hükümeti temsil eden başbakanın iradesi dışında bir görüşü kolay kolay dile getiremez. Operasyon kararında imzası bulunanların tamamı yargılanamaz. Çünkü karar sadece bir tedbir önerisi niteliğindedir."

***

'Tufan Planı' 10 yıllık yalanı bozdu

'Hayata Dönüş Operasyonu'nda mağdur olanların avukatlığını yürüten Taylan Tanay, jandarma planıyla herkesin 10 yıl boyunca yanıltıldığının ortaya çıktığını söyledi.

Bayrampaşa Cezaevi'ne yönelik kanlı baskının planlı ve öldürme amaçlı yapıldığını ortaya koyan İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nın 'Tufan Planı' adı verilen operasyonu, mağdur aileleri harekete geçirdi. Mağdurların avukatlığını üstlenen Taylan Tanay, operasyon ve ortaya çıkan belgeyle ilgili Taraf'ın sorularını yanıtladı.

» Jandarmanın "Tufan" adlı planı neyi gösteriyor?

Çok önemli bir belge. Bakanlığın ve diğer kurumların bize on yıldır anlattığı hikayenin gerçek olmadığını gösteriyor. Bu operasyon, 'ölüm orucuna yasadışı örgütler tarafından zorlanmış kişilerin kurtarılmasına dönük bir hayata dönüş operasyonu' olarak anlatıldı. Gelen belgeyle bu operasyonun çok önceden planlandığını gördük. Bu operasyonun başka bir adı var. Ve ortaya çıkan bu belgedeki dil bir savaş dilidir. Kurtardıklarını iddia ettikleri tutukluları düşman güçler olarak görüyor. Yine kullanılan telsiz kodları da gösteriyor ki, plan bir savaş planı. Bu kamuoyunun ciddi bir biçimde yanıltıldığını gösteriyor.

» Bu belge aydınların arabuluculuk yaptığı dönemden önce hazırlandığını gösteriyor....

Biliyorsunuz 19 Aralık operasyonuna kadar aydınların, baroların, ailelerin ciddi bir görüşme süreci vardı. Bu görüşmeler tıkandığı için bu operasyonun yapıldığını biliyoruz. Bize en azından bakanlık uzun yıllar böyle aktardı. Ama ortaya çıkan plana göre çok önceden bu harekata karar verilmiş. Aydınların demokratik kitle örgütlerinin ve baroların aldatıldığına ilişkin önemli bir veri bu.

» Bu belge nasıl ortaya çıktı? Genelkurmay'dan operasyona ilişkin belgelerin gönderilmesini istemiştiniz.

Talebe karşılık Genelkurmay 'bizde belge yok' dedi. Bakıyorsunuz onun bir alt kademesinden bir kurum gönderiyor. Genelkurmay zahmet edip operasyonu gerçekleştirenlere yazı yazmış olsaydı, bu belge mahkemeye daha önceden gelmiş olurdu. Bu Genelkurmay'ın, TSK'nın 19 Aralık konusundaki sorumluğunun açığa çıkması konusundaki direncini gösteriyor.

» Belgede neler dikkatinizi çekti?

Belgenin içinde önemli unsurlar var. Belgenin ekleri var. Bunları istiyoruz. Operasyonun video kayıtları var. Bu video kayıtları gönderilmiyor. Yargı bu görüntüleri kaydedenleri sormalı. Kimler kaydetti, kimler kaybetti. Belgede deniyor ki 'hukuki sorumluluk yaratmayacak şekilde çekin' Yani hukuk dışı davranışı baştan kabul eden bir plan ile karşı karşıyayız.

» Kimleri sorumlu tutuyorsunuz?

19 Aralık bir katliamdı ve bunun sorumluları vardır. O dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun, harekat planının komutanı olarak gözüken Engin Hoş, Burhan Ergin ve dönemin Jandarma Gelen Komutanı Osman Özbek'in yargılanması gerekiyor.

» Hikmet Sami Türk haberi olmadığını açıkladı...

Yalan söylüyor. Ayrıca bu operasyondan sonra devlet hizmet madalyası verilen Ali Suat Ertosun'dan bu madalyanın geri alınması gerekiyor.

(Mehmet Baransu, Arzu Yıldız, Mustafa Ünlü, Sadık Güleç / Taraf)

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim