‘Hayata dönüş’ acısı...

25.06.2008 07:13

Oral Çalışlar

19  Aralık 2000 tarihindeki ‘Hayata Dönüş’ adı verilen ve aralarında iki jandarmanın da bulunduğu 32 kişinin yaşamını yitirdiği operasyon, ülkemiz tarihinde bir dönüm noktası olduğu gibi benim kişisel yaşamımın da en dramatik anlarındandır. Çünkü sorunun öyle bir operasyon olmadan çözülmesi için çaba sarf edenler arasındaydım. Bütün çabalarımız bir gece sabaha karşı yapılan bu operasyonla boşa çıkmıştı. Tam 20 cezaevini kapsayan ‘insanlık dışı’, ‘vahşi’ eylemi planlayan iktidar, insanların öldüğü ve onlarcasının sakat kaldığı bu operasyona ‘Hayata Dönüş’ adını vererek, devletimizin hayatla, yaşamla ilişkisini göstermişti.

Operasyon sırasında medyamız hiç parlak bir görüntü çizmemişti. Gazeteci meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu operasyonu yapan güvenlik güçlerinin her dediğini gerçekmiş gibi kabul eden, hatta onların anlattıklarını bile abartarak kamuoyuna yansıtan kötü bir gazetecilik çizgisi izlemişlerdi.

O günleri hatırlayalım: Gazete ve TV haberlerine göre; ölümlerin hepsi; içeriden ateş eden ve militanların kendilerini yakmaları için talimat veren örgütlerce gerçekleştirilmişti. Kısa bir süre sonra yalanlar ortaya çıktı. Ölen 32 kişinin çoğu jandarmanın ateşiyle veya jandarmanın koğuşlara attığı yakıcı gazlar yüzünden can vermişti. Bilirkişi raporları ve savcılık soruşturması bu acı gerçeği ortaya çıkarmıştı.

Adalet Bakanlığı’nın bu raporlara tepkisi, cinayetleri ortaya çıkaran savcıları başka illere tayin etmek oldu. Tabii bu raporların sonunda kaçınılmaz olarak olaya karışan kamu görevlileri hakkında dava da açıldı. Dava açıldı da ne oldu?

Gazetelere dün yansıyan haberlere göre 32 kişinin ölümünden, yüzlerce kişinin yaralanmasından, 20 cezaevini harabeye çevirmekten sorumlu güvenlik görevlilerinden yalnızca Bayrampaşa Cezaevi’ndeki olaylardan sorumlu olanlar yargılanmış, 7 yıl süren ve 11 hâkimin değiştiği Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada 1600 güvenlik görevlisi ‘zamanaşımı’ndan aklanmıştı. Zamanaşımından aklanmak ne demek? Suçlu olup olmadıklarını saptamaya zamanımız yetmedi. O nedenle onları suçsuz sayıyoruz demek.

Davaya müdahil olarak katılan avukat Ömer Kavili’nin mahkemede söyledikleri, aslında bütün manzarayı gözler önüne seriyordu:

“Bu koşullarda tutuklulara öldürücü, boğucu gazlarla saldırmak, tekmelemek, coplamak hukuk düzeninde işkence ve zalimane davranış olarak nitelenir. İşkence ve zalimane davranış suçlarında suç, insanlığın ortak değerlerine karşı işlendiği için hiçbir zaman zamanaşımının işlemeyeceği bilinmektedir. Avukat olarak mahkemeye, hukuk kurallarının işletilmesi amacıyla katılıyoruz. İddianamesi özensiz hazırlanmış bir dava var önümüzde. Bugüne kadar yapılan yargılamada henüz sanık sayısı bile tam belli değil. 16 sanığın ifadesi hâlâ alınamadı. Hangi sanığın ne suç işlediği belli değil. Müvekkilimin hukukunu koruyamadığım, savunduğum hukuk kurallarının tümünün çiğnenmesi ve ayrıca duruşma sonunda karar verecek olan yargıcın duruşma başlangıcında kararını açıklamış olması, tarafsızlık, adaletten yana olma gibi hukuk kurallarını uygulama ödevini yapmamış olması karşısında yargıcı reddetmiyoruz, avukatlık meslek kuralları ve kişisel ahlak ve onurumuz çerçevesinde duruşmayı terk ediyoruz.”

Bayrampaşa’da devlet güçleri ellerinin altındaki tutuklu ve hükümlülere, böyle bir operasyonu neden yapmıştı? O zaman görüştüğümüz bir bakan bize açıkça, devlet içindeki bazı kuvvetlerin cezaevlerine saldırmak istediğini ifade etmiş ve bu korkusunu bizimle paylaşmıştı.

Türkiye’de sorunun yasalardan çok hukukçulardan kaynaklandığını ifade etmiştim. Bu olayda da bu inancım bir kez daha doğrulanmış oldu.

Yargıçlar ve savcılar, insan haklarını, demokratik hukuk devletini esas alan bir anlayışla mı yargıçlık, savcılık yapacaklar, yoksa ‘otoriter devlet’ mantığıyla mı karar verecekler? Ne yazık ki ülkemizde hukukçuların çoğunluğuna, ‘devletin çıkarları hukuk devletinden önce gelir’ anlayışı egemen hâlâ.

Böyle olunca da işte bu tür kararlarla yüz yüze geliyoruz...

Bayrampaşa Cezaevi kararı, bir durumu yansıtıyor...

Radikal gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim