1. YAZARLAR

  2. Nusret Çiçek

  3. Havuzda boğulmak da var
Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Yazarın Tüm Yazıları >

Havuzda boğulmak da var

A+A-

Erenler villayı doladı fakat altından çıkamadı.

Hele de Melih Gökçek yukarıdan balıklama dalış yapınca, avcının işleri hepten ters gitmeye başladı. Demek istiyormuş ki:
“(...) Siz siyasete yoksul olarak başlayıp ve bunu kullanıp daha sonra çok lüks bir yaşam sürdürmeniz.”
Bunu sayın Başbakan’a soruyor.
Kim soruyor?
SSK’yı yanlış yönetim nedeniyle batıran avcı namındaki Kemal... Kemal diyorum, çünkü Başbakan’a Recep bey demekle bu yolu kendisi açtı...
Yanlış yapan doğru yapana soruyor.
Oysa kendisi de kadimde lüks yaşamıyordu.
Erenlerin havuzlu villası çıkmasaydı, fakir fukara babası hatta dedesi olduğunu satıp duracaktı.
Aslında bu tip siyasi çıkışlara 68 kuşağı olmamız nedeniyle alışkınızdır. O yıllarda kimler fukara edebiyatı yapmışsa, şimdi gidin bakın ülkenin en zenginidir.
Bir bakıma Marksizm, fakir fukara edebiyatı yapmadan tat vermez.
Bu ay ramazan ayı.
Müslümanlar hal vakti iyi olmayan ailelere yardım etmek için adeta yarış halindedirler. Diğerleri ise, havuzlu villa edebiyatında devletin sağladığı imkanlar harmanında yan gelip yatıyorlar.
Hele de CHP’nin çıkınında İş Bankası gibi para ambarı olunca halktan “evet” de alsa, “hayır” da alsa sırtı kolayına yere gelmez.
Adamlar ikide bir başbakanın servetine takıp gündem oluşturuyorlar. Aslında bu İş Bankası’nın suyunu biraz da deşmek lazım.
Sermayesi kimin?
Paraları kimler verdi kime nasıp?
Sermaye Bangladeş Müslümanlarından.
Sırf halife kurtulsun diye o fakir halleriyle gönderdikleri yardımları bizimkiler de banka kurup CHP’ye kaynak sağladılar.
Kılıçdaroğlu, önce burasına bir neşter atsın bakalım, haksızlıksa bundan daha büyük haksızlık olur mu?
Ama yok, ille de Başbakan’ın serveti.
2002 yılında aynı mihraklar iş başındaydı.
Başbakan servetini soranlara kızgınlıkla “bir milyar dolar” cevabını yapıştırınca zamanın Yargıtay Başsavcısı hemen devreye girdi. Gazetedeki o beyanatı kesip Ankara Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
“Efendim, bu kişi İstanbul Belediye Başkanı, bir milyar doları nerden kazanmış?” İlk bakışta mantık doğru.
Öyle ya, belediye başkanı maaşıyla bir milyar doları nasıl kazanır?
Maksat o değil, kurt ile kuzu hikayesi...
Soruşturma vakit geçirmeden başlatıldı.
Delil yok, hiçbir şey yok, sadece kızgınlıkla verilmiş bir beyanat. Ama olsun, yeterli!
Başsavcı vekiline böyle bir suç olmaz, takipsizlik vermeniz gerekir dedimse de olmadı. İlle de dava açacak... Bilirkişi çağırıp sormuş, “belediye başkanı maaşı ile bir milyar dolar kazanabilir mi?”
O da “hayır kazanamaz” deyince, al sana dava.
Elde ne delil var, ne de bir ipucu ama dava açıldı. Maksat Erdoğan’ı mahkum edip siyasi yarıştan geri bırakmak.
Sonuçta delil yetersizliğinden beraat...
Şimdi de havuzlu villa hikayesi çıktı karşımıza.
Öyle ya, eskiden anan çarık giyerdi, şimdi bunları unuttun mu?
Gibi bir soru.
Bu soru kimlere sorulmaz ki.
Eskiden benim de bir adet pantolonum vardı, her yere onu giyerdim, şimdi kendi emeğim olan Mamak çıkışında 150 villalık Hakimler Köyünü kooperatif olarak ben yaptım.
Üye olan her hakimin bu köyde çok nefis villası var. E şimdi biz de mi Avcı Kemal’e hesap vereceğiz? Kaldı ki, Erdoğan Karadenizli, hem de Rize’den.
Avcı Kemal, hem Rizeli olup da hem de fakir olan kaç kişi bana gösterebilir?
Gurbet, zahmet, alın teri...
Doğu Karadeniz Avcı Kemal’in oralara benzemez.
Çalışma, devletten bekle...
“Devletin gözü kör mü, gelsin karnımızı doyursun!”
İşleyen demir pas tutmaz... Başbakan’ın havuzlu villası olmuş da ne olmuş?
Evetler hayır mı olacak zannediliyor?
Yoksa, çamur at, tutmazsa izi kalır hesabı mı?
Göreceğiz, bu salvolarla hiçbir şey olmayacak. Halk referandumun ne anlama geldiğini Avcı Kemal’den çok daha iyi biliyor. Bu oylama halkın varolma savaşıdır.
Halk var olmak için EVET oyu verecek, havuzcular da havuzda boğulacak.
Az kaldı göreceğiz...
EVET EVET EVET..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT