Hassas hassasiyetler ve entelektüel

19.01.2010 12:45

Melih Altınok

Entelektüelin, egemen söylem karşısında eleştirel bir noktada konumlanması gerektiğine sanırım kimsenin itirazı olmaz.

Ancak, entelektüelin bu görevini ifa ederken, belli ifade alışkanlıklarının egemenliği altında olan muhalif siyasal dile hapsolma ihtimalini de gözardı etmemesi gerekiyor. Zira George Orwell’ın ‘dilin çürümesi’ olarak tanımladığı klişeler, aşınmış metaforlar ve bayatlamış kullanımlar eleştirel düşünceyi tehlikeli şekilde sınırlandırıyor. Onu makul muhalefetin kısır döngüsüne gömüyor.

Yine Orwell’ın yerinde ifadesiyle, bu durumda zihin uyuşup pasifleşirken, bir süpermarketteki fon müziği etkisi yaratan dil de bilincin üzerini kaplayıp onu düşünce ve duyguları incelemeden, edilgin bir biçimde kabul etmeye ayartıyor.

Bugün gerek Türk ve gerekse de Kürt sol siyasetinde etkin olan kutuplara hâkim olan siyasi dil de büyük oranda çürümüş bir dil. Bu ‘ana dile’ histerik bir bağlılık sergileyen muhalefet, tıpkı karşısında mücadele etme iddiasında olduğu sistem gibi, klişelerin korunaklı limanından bir fersah bile açılmaya cesaret edemiyor.

Yanıt tek olduğu gibi, çözüm yolu da biricik ya, kutsal devrimci değerlerin cevap anahtarınca doğrulanmayan her türlü aykırı görüş, özgün doğaçlama, hata kabul ediliyor. Dahası tekten seçmeli bu sınavdan çakanın gözü, kötü notun yanında ‘sınıftan’ atılmakla da korkutuluyor.

Tekel işçilerinin eylemi tartışılırken alternatif çözüm önerilerinde mi bulundunuz? Vay halinize. O adamlar Ankara’nın soğuğunda donarken, viskinizi yudumladığınız sıcacık salonlardan dillendirdiğiniz Marksist önermeler sizin olsundur. Yürekleri hop ettiren on numara janjanlı sloganlar şurada dururken, yapısal çözümlerle işleri olmaz. “Şikâyet etme oy kullan” der kapıyı gösteriverirler.

Geçen cuma günkü yazısında Kurtuluş Tayiz’in de bahsettiği gibi, Kürt sorununun yegâne çözümünün, ağır aksak da olsa Cumhuriyet tarihinde ilk kez adımlar atan siyasal iktidarın tasfiyesinden geçtiği şeklindeki ‘derin’ söylemi mi eleştirdiniz? İki değil bütün dünya halklarının düşmanısınızdır. Ve hatta Türk gazetesisinizdir. PKK’yı tasfiye edip yerine, Allah korusun, içerisinde Türk demokratlarının da bulunacağı demokratik ve sol bir yapıyı ikame etmeye çalışanın önde gidenisinizdir.

Kısacası, bugün statükonun ve sağdan soldan müttefiklerinin ‘makul entelektüel’i, tekerlemeden farksız kalıplaşmış önermeleri tekrarlayan dilli bir kuştan başka bir şey değil.

İşçi sınıfının mücadelesinde Ankara ayazının dışındaki etkenlerin varlığını, yüzlerce yıllık evrensel sendika deneyimini, Marksizmi falan mevzubahis yapmadan şakıyan bir bülbül mesela...

Ya da PKK ve DTP içerisinde, onlarca yıllık mücadeleyi barış ve çözüm için değil de, sanki yalnızca tasfiye edilmemek için yürütenlere sesini çıkartmayan, örgütlülüklerindeki gestapovari uygulamaları görmezden gelen, hele hele Kürt değilse ağzını bile açmayan bir papağan...

Sonra...

Sonra, entelektüeli toplumsal kesimlerde bir uzlaşma oluşturacak genel simgeleri yaratan biri değil, bu simgeleri sorgulayan, kutsal sayılan gelenek ve değerlerin ikiyüzlülüğünü, ırkçılığını, cinsiyetçiliğini teşhir eden, hiçbir fikir ayrılığına tahammülleri olmayan kutsal metin gardiyanlarıyla mücadeleden çekinmeyen kişi olarak tanımlayan Edward Said’den dem vuracaksınız.

Sartre’ın kimi zaman ‘devrimci değerler’ denen kutsallıkları yerden yere vurmasını sağlayan ‘vicdanına’ güzellemeler düzeceksiniz.

Eleştirilmekten, hitap ettiği kitlenin nezdinde popülerliğini yitirmekten korkan entelektüel değil, olsa olsa hassasiyet sarrafıdır. Duygusal dalgalanmaları ellerini ovuşturarak bekler. Punduna getirdiğinde de zaaflarından yakaladığı ezilenlerin hassasiyetlerini ucuza kapatıverir. Sorsanız, tek sermayesi vicdanıdır. Oysa bizler biliriz ki cesareti olmayanın kapısını çalmaz vicdan.

***

19 Ocakta ne olmuştu?
Kişisel pozisyonu için değil hakikat için çalışan, ‘cemaatten’ aforoz edilmeyi göze alıp ezber bozan cesur ve vicdan sahibi bir entelektüel, resmî yetkililerin sevk ve idaresindeki bir suikasta kurban gitti.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim