Hassas bir konu(1)

20.10.2011 18:04

Ahmet Selim

Reklamı bile yapılmamış (başörtülü bayanlara hitap eden) bir moda dergisi 10 binlerce tiraj yapıyormuş.

Görmedim, internete yansıyan kadarına şöyle bir baktım. Facebook'taki beğenenler kitlesinin bir sürü "yabancı marka" tercihi varmış, vs.

Çok duyarlı bir konu, ama içim de çok dolu. Ne kadarını nasıl yazsam, hiç mi yazmasam diye düşünüp durdum. Bir deneyeceğim...

Örtünmenin bir hikmeti, maksadı, anlamı var. Önce onun üzerinde düşünmek gerekir. Saçın özel bir vasfı yok. Hatta cansız bir yer sayılır, kesildiğinde de acı falan duyulmaz. Sonra bir kadının her tarafı örtülü olsa da sadece saçları gözükse kimse bakmaz. Yalnız başına saç bir şey ifade etmez. Saç, var olan güzelliği dikkat çekici hale getirebildiği için önem kazanıyor. Aslolan, güzelliğin dikkat çekici hale getirilmemesi ve öyle görünülmemesi. Yeri gelmişken söyleyeyim; peruğun da bir anlamı yok, saçın yapacağı katkıyı o yapıyor, sonuç değişmiyor, amaç gerçekleşmiyor.

Tekrar edelim: Amaç, güzelliğin dikkat çekmemesi, baktırıcı ve çarpıcı olmaması, böyle bir arzunun sırıtmaması. Başını örtüp yüzünü boyalarla doldurmak da bir çelişkidir. Hikmete, amaca, esasa aykırıdır. Hatta o zaman baştaki örtü, bir resim çerçevesine döner, yüzün resmini daha da barizleştirir. Başı açık olup da mazbut bir giyimi olan kişinin durumu öylelerinden çok daha az dikkat çekicidir. Hikmetinden, özünden koparılmış bir uygulama anlamsızlaşır.

Akılla, sağduyuyla, insafla, özeleştiri bilinciyle düşünmeye çalışalım.

Müslüman olmasaydım da, eşimin dikkat çekici bir kılık kıyafet içinde görünmesini istemezdim... Erkekler için de moda vardır ve ben o modalara hiç uymadım. Gençliğimde hiç "düşük kemer, bol paça, top ense" fotoğrafı vermedim. Daracık pantolon hiç giymedim. Hep normal ve genel kabul görmüş ölçüler içinde kalırdım. Gri veya kahverengi tonlarında bir takım elbise, ona uygun bir kravat lise üniversite çağlarındaki alışılmış giyim tarzımdı... Kot-mont falan bilmezdim. İşine giden bir memur gibi görünmek isterdim. Sıcak yaz akşamlarında arkadaşlarla sohbet ederdik; bir yere gitmeye karar verirsek, cebindeki kravatımla kahvede asılı olan ceketimi alır öyle giderdim. Elbiselerim kaliteli kumaştandı ama, çarpıcı değildi... Bir farklılığın varsa, farklılığı olanlar fark ederdi zaten. Ruhum öyle rahat ediyordu.

Bazı öğretmenlerimiz vardı, hanımefendiliklerine hayrandım. Dar, kısa, ince giymezler, rengârenk boyanmazlar; içlerinin doluluğu yürüyüşlerindeki vakarlı zerâfetten okunur. Şimdi bazı tesettürlülerde bu yok. Onlar hocânımdılar, hanımefendiydiler, biz onlara kadına bakar gibi bakmazdık. Manen örtülü gibiydiler.

"Şimdi tesettürü nasıl süsleriz?" diye bir kaygı oluştu. Bir hazımsızlık, bir sindirememişlik, bir rahatsızlık var bazılarında. Ne acayip, ne düşündürücü bir çelişki. İncitmekten çok korkuyorum, fakat yardım için bazı şeylerin söylenmesi gerekiyor. Aslen güzellik cinsiyetle değil, estetikle ilgilidir. Estetiğin çok ince ama çok kolay çözüm yolları vardır. İlkeyi yukarıda söyledim: Farklılığınızı farklı olanlar fark etsin yeter. Ve bunun mümkün olabilmesi için, gösteriş ve dikkat çekicilik zaaflarından arınmış olmak gerekir. Bunu başarmadan estetik incelikleri kavrayamazsınız. Hayatımda gördüğüm en farklı hanımefendi bunu sanatkârca gerçekleştirebilen bir kişiydi. İnşallah ahireti de öyle güzel olur diye dua ederim, hatırladıkça.

Çözümü yanlış yerde arıyorsunuz. Meselemiz "fikrî"dir. Estetiğin kişilik yapısıyla ilgili damarını göremiyor, düşünemiyorsunuz. Ben modadan anlarım da, siz bunu kavrayamıyorsunuz ve modacı uzmanlıklar oyalanmasını modernleşme zarureti gibi görüyorsunuz.

Önce "düşüncedeki moda" baskısından kurtulup özgürleşme ve özgünleşme gerekir. Ötesi aydınlıktır; görüş alanınız birdenbire genişler, huzursuzluğunuz ortadan kalkar. Cedelci huyunuzun yerini, kuşatıcı bir sentez aydınlığı alır. Kadın fıtratına uyan özel bir denge ahengiyle tanışırsınız. Sizin için asıl farklı estetik zenginlik budur ve sizin normal biçimsel farklılığınızla örtüşür. Bu estetik zenginlikte güzel olmak vardır, güzel görünme çabası ve dikkat çekme nefsaniyeti yoktur.

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim