Has-Der de Halk Sohbetleri Devam Ediyor.

10.01.2016 22:15
Has-Der de Halk Sohbetleri Devam Ediyor.
Bu haftanın konusu "Mekke’nin Fethinden Gönül Fethine Giden Yol" idi. Sunumu Muş üniversitesi, İslami İlimler araştırma görevlisi Cahit Karaalp gerçekleştirdi.

Fetih; Gönüller ile gönülleri var edenin arasındaki engelleri ortadan kaldırma girişimi olduğunu belirten Cahit Karaalp,” Gönülleri fetih edilmemiş insanlar hiçbir yeri fethedemez. Fetih insanlığı tehdit eden tuğyan rejimlerine baş kaldırmaktır. Dikkat edin tuğyan rejimlerini yıkmak demedik, tuğyan rejimlerini sona erdirmek demedim fetih onlara baş kaldırmaktır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de fetih birçok yerde fethe giden yolun başlangıcını anlatır. “ Biz sana apaçık bir fetih verdik.” Bu ayet indiği zaman Mekke daha fetih edilmemişti Hudeybiye antlaşması imzalanmıştı. Hudeybiye antlaşması Mekke’nin fethine giden çok önemli bir güzergahtır. Mekke’nin fethini anlayabilmek için Hudeybiye’yi anlamak lazımdır. Bu anlaşma zahiren Müslümanların aleyhine gözükse de satır aralarında tamamıyla Müslümanların lehine olan anlaşmadır. Allah’ın dinine yardım ederseniz, şüphesiz Allah’ta size mutlaka yardım eder. Allah’ın dinine yardım etmeyeni Allah yardım etmez. Fetih, Allah’ın dinine yardım etmekten geçiyor. Allah’ın yardımı ve beraberinde fetih gelir. Demek ki rabbimizin yardımı olmadan fetih gelmez. Bazı yerleri ele geçirmek kolaydır. Ülkeleri ele geçirmek kolaydır ama elde tutmak zordur. Diğer ülkeleri ele geçirdiler ama feth edemediler. Çünkü bir ülkeyi siz içerden fetih etmeseniz, gönülleri fetih etmeseniz, gönüllere hitap etmeseniz o ülke hiçbir zaman size teslim olmayacak ve bakın gelen bütün peygamberlerin yaptığı ilk şey şehirleri fetih etmek değil, ülkeleri ele geçirmek değil, yürekleri fetih etmektir. Firavuna dahi Musa’yı gönderdiği zaman Allah’u Teala, “Ona yumuşak bir söz söyle, belki kalbi yumuşar yola gelir.” dedi. Bizim zafere giden yolumuz gönülleri fetih etmekten geçiyor. Mekke kan dökülmeden fetih edildi. Kan dökülmeden gerçekleşen tek fetihtir. Çünkü Peygamberimiz önce gönülleri fetih etti. Konuşmamın başında söylemiştim fetih Fatiha ile başlar. Yani namaz ile başlar, kişi önce kendisini fetih eder, toplumu fetih eder, devletleri sonra da dünyayı fetih eder. Kendini fetih etmeyen başkasını fetih edemez ve şunu da unutmayın bir yeri fetih ettik diye sevinmeyin onun gibi fetih edilmeyi bekleyen nice yerler var. Sakın ha bir kalbi fetih ettim diye sevinmeyin. Fetih edilmeyi bekleyen yüzlerce, binlerce, milyonlarca yürek var ve gönül fethine giden yol nedir? Mekke nasıl fetih edilmiştir dedik ya sevgili Peygamberimiz 22 yıl boyunca gönülleri fetih etmeye çalışarak fetih etti. Önce 22 yıl çalıştı insan kaybetmeyeyim diye, kan akmasın diye, mazlumlar ölmesin diye Peygamberimiz 22 yıl bekledi. Peygamberimiz Mekke’yi böyle kansız nasıl ele geçirdi bizim için bu önemlidir. Sahabelerin hayatına baktığımız zaman daha güzel anlayacağız. Bir anne var Ensar kadınlarından deli divane olmuş kadın, Uhud meydanına koşuyor. Peygamberimizin vefat haberi gelmiş, ilk gördüğü kişiye soruyor; Resulullah nerede? diyorlar baban öldü. Umurumda değil, tekrar Resulullah nerede diye soruyor? diyorlar kocan öldü umurumda değil, tekrar Resulullah nerede? diyorlar oğlun öldü. Umurumda değil diyor. Daha sonra Peygamberi görüp ellerini kaldırıyor, sen varsın Ya Resulullah diyor, gök kubbe yıkılsın umurumda değil. Peygamberimiz gönülleri böyle feth ediyordu. Kocasını, babasını ve oğlunu kaybetmiş, onlara üzülmüyor. Resulullah’ın şehit edilişini duyunca ağlıyor, ona üzülüyor. Eğer böyle fetihler kazanmazsak eğer böyle fedâkar insanlar kazanmazsak asla ve asla fetihler gerçekleştiremeyiz. Bugün bizim fetihler gerçekleştirmemiz için bu analara ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Fatiha’da ki bütün ayetler fethin adımlarıdır diyen Cahit Karaalp,”Her gün Fatiha ile yüreğimizi, hayatımızı, günümüzü fethediyoruz. rabbimiz ile hayatımızda bir devrim gerçekleştiriyoruz rabbimiz ile hayatımızı İslam’a açıyoruz eğer kıldığımız namazlar fetih bilincinden uzaksa okuduğumuz Fatiha bizi yürek fethine götürmüyorsa o Fatiha Fatiha değil o namaz namaz değildir. İkinci yolumuz inandığımızı yaşayacağız, inandığımızı aşamazsak hiçbir fethi gerçekleştiremeyiz. Hz. Bilal,” ehad ehad” derken bütün müşriklere baş kaldırdığında ne demeye çalışıyordu, rabbim bana yeter, rabbim benimle birlikteyse başkasına ihtiyacım yok. Hz. Bilal imanını yaşıyordu, imanının bedelini yaşıyordu ve unutmayın iman imanı amel besler, imansız amel esner, eğer iman esnerse mümin gevşer ve müminler bugün iman esnemesi yaşıyorlar. Her bir günah imanı esnetiyor, her bir günah bizi biraz daha gevşetiyor. Bir günah işlediğimiz zaman aman bundan ne çıkar diyoruz. Günahı küçümseyen bir insanın artık geleceğe bir faydası olmaz. Ne zaman ki biz Peygamberimizin dediği “küçük günahları küçük görmeyin onlardan büyük günahlar doğar” hadisini hayatımızda yaşattık. İşte biz o zaman imanımızın bedelini ödemeye başlarız. Şunu unutmayın harama göz gezdirmediğimiz zaman, harama el uzatmadığımız zaman o uzatmadığımız el bakmayan göz aslında imanın edelini ödüyor. Zafere giden yol fedakârlıktan geçiyor. Fethe giden yol fedakârlıktan geçiyor. Fedakâr olmayan bir imandan fatih olmaz. Bir Müslüman fedakârlık göstermezse asla ve asla fetihler gerçekleştiremez kendini de feth edemez, ailesini de feth edemez. Maalesef biz Müslümanlar sağlam bir duruş göstermiyoruz, vakarlı bir duruş göstermiyoruz, kafirler bizde sağlam bir duruş görmedikleri için üzerimize üzerimize geliyorlar. Peygamberimize gelip seni Mekke’nin zengini yapalım, en güzel kızlarımızı verelim ama peygamber kabul etmiyor. Çünkü Peygamberin duruşu sağlam, ne yapacağını biliyor, neden bu yolda olduğunu biliyor. Neden bu yolda olduğunu bilenler hiçbir fedakârlıktan kaçınmazlar, Yasin gibi şehit olurlar, arkalarına bakmazlar. İnsanların gönüllerini fethetmek için Diyarbakır sokaklarında gezerler, zalimlerin eliyle şehit edilirler ve Yasin süresindeki o mümin gibi cennette uyanırlar ve geriye selam derler asla hayatımızı neden feda ettik demezler. Çünkü iman bedel ister, çünkü iman fedakarlık ister, çünkü iman sağlam duruş ister. Sabır dirençtir oturup beklemek değil, yatarak beklemek değildir, sabır ayağa kalkıp direnmektir, zalim ile çarpışmaktır, savaşmaktır. Kur’anı Kerim’in hiçbir yerinde sabır pasiflik anlamında değildir, hareket anlamındadır. Sağlam duruş anlamındadır, duruşunuzu bozmayın demektir. Ve şunu unutmayın Mekke dönemi zorluk dönemini, Medine dönemi bolluk dönemini anlatır. Eğer Peygamberimiz Medine’yi yaşadıysa Mekke’yi yaşadığı içindir ve şunu unutmayın Mekke’si olmayan Medine’si elbette yıkılır. Mekke’si olmayanın imanı bir gün yolda kalır. Mekke zorlukları ifade eder, dışlanmaları ifade eder, Mekke Medine’nin alt yapısıdır. Her nerede olursanız olun orada bir çekirdek kadro yetiştirin, zorluklara katlanın, direnin, yola devam edin” şeklinde konuştu.Sunum soru ve cevaplar ile sonlandırıldı.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim