Harp Akademilerinde Ratko Mladiç’ler mi yetişiyor

23.09.2009 11:13

Rasim Ozan Kütahyalı

İlker Başbuğ son konuşmasında Kinyas Kartal’ı referans vererek: “Ayrılık tohumu giren tarladan nifak ve nefret çıkar” dedi... Kinyas Kartal’la ilgili dün bizim gazetede çıkan haberde epeyce eksik ve özensiz bir tanıtma metni vardı... Kartal bir Kürt aydını ve politikacısı olarak ciddi zulümler görmüş birisi... 1900 yılında Çarlık Rusyası’nda doğmuştu Kartal. Çünkü ailesi oraya sürgün edilmişti. Eğitimini orada aldı. 1922 yılında Van’a döndü. Dört yıl sonra 1926’da bulunduğu il olan Van’dan, diğer birçok Kürt ileri geleniyle birlikte sürüldü. Bir süre İzmir’de ikamete mecbur edildi. Hatta yan yana, aynı kelepçeyle bağlı olarak sürüldüğü isim ise Said Nursi’ydi. Kartal birkaç yıl sonra sürgün yasağı kalkınca Van’a yeniden döndü. 1938’de resmî dilde “Dersim Olayları” olarak anılan aslen çok feci bir katliam olan o hadiselerden sonra, bir daha sürüldü Kinyas Kartal. Alakalı ya da alakasız her kıpırdanmadan sonra “önderlik” etme potansiyeli olduğu düşünülen Kürt ileri gelenleri sürülüyordu zaten. Ardından 27 Mayıs darbesi sonrası da Sivas Kampı’na sürüldü... Sürgünde doğdu ve hayatında sadece Kürt olduğu için üç kez sürgün edildi... Kinyas Kartal’ın hikâyesi cumhuriyet tarihi boyunca Kürt kimliğini bir nebze ifade etmiş (hatta bazen hiç etmemiş) her Kürt aydınının, politikacısının hikâyesidir... Kinyas Kartal ki çok nüfuzlu ve zengin bir ailenin evladıydı. Sonrasında milletvekilliği yaptı. Alt sınıflardan, maraba ailelerden gelip Kürt kimliğini ifade etmek isteyenler çok daha ağır zulümler yaşadılar...

Başbuğ’un bahsettiği ayrılık tohumları bu sistematik zulüm politikalarıyla atıldı zaten... Bugün bu devletin ordusunun başı, bu devletin sadece kimliği sebebiyle sürdüğü ve acılar çektirdiği bir adamdan alıntı yapıyor... Fakat bu alıntı bir özrü de içermeli. Bu topraklarda yaşayan herkesin devleti olması gereken Türkiye devleti geçmişte zulmettiği yurttaşlarından özür dilemelidir... Bu onurlu bir devletin yurttaşlarına karşı ahlaki borcudur...

Öte yandan bu bahsettiğim sistematik inkâr ve asimilasyon politikalarına rağmen, Türk devlet dilinde Kürtleri varlık olarak dışlayan bir söylem yoktu bugünlere kadar... İnkâr ediliyorlardı. “Onlar da Türktür” deniyordu vs... Kürtlerin var olduğu artık dayanılmaz bir realite olarak kabul edildiği zaman da “Kurtuluş Savaşı’nda Türk, Laz, Çerkes, Kürt beraber savaştık, bu ülkeyi beraber kurduk” söylemi dillerden düşmüyordu... Devletin resmî aydınlarının söylemi de bu yöndeydi...

Son dönemde ise bu söylemde bir kırılma yaşanmaya başlandı... Bir Türk generalinin nasıl bu toplumun tam ortasına “nifak” soktuğunu bir süredir yazıyorum. Geçen hafta birçok gazeteci de bu meseleyi yazdı... “Kurtuluş Savaşı’nda Kürtler bizimle savaşmadı. Bu ülkeyi beraber kurduğumuz yalandır” söylemini her yerde dillendiren bu generalden daha beter olan kimi “akademisyen”ler de var bu ülkede... General Pamukoğlu gibi toplumun arasına nifak sokmayı iş edinmiş bir başka adam da Orhan Çekiç adlı bir “tarihçi”... Maltepe Üniversitesi’nde Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölüm Başkanı... Bunun yanı sıra tıpkı Pamukoğlu gibi şehir şehir gezen bir nasyonalizm misyoneri... Bu kişi “Kurtuluş Savaşı’nda Kürtler savaşmadı” söylemini daha da ileri götürüyor... “Ne beraber savaşması. Biz Kurtuluş Savaşı’nda Rumların yanında, Ermenilerle ve Kürtlerle savaştık” diyor...


“Bu ülkeyi hep beraber kurduk” söyleminden “Kurtuluş Savaşı’nda Kürtlerle beraber değil Kürtlere karşı savaştık” söylemine giden tehlikeli bir gidişat sözkonusu bu ülkenin kendine Kemalist diyen aydın sınıfının zihninde...
Orhan Çekiç’in –tıpkı Pamukoğlu gibi- istisnai bir örnek olduğunu kimse sanmasın... Onlar gibi inanan, öyle düşünen çok sayıda kendine Kemalist diyen gazeteci, akademisyen, general, yargıç, savcı vs. var... 2010’lar boyunca çok daha sık konuşacağımız Türk bölücülüğünün habercisi bu patolojik açıklamalar... Orhan Çekiç meczup olarak kabul edilen bir isim değil. Aynı zamanda Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde de üye olan, Türk subaylarına “eğitim” veren biri Çekiç... Yazdığı kimi kitaplar “ders kitabı” olarak okutuluyor...

İlker Başbuğ bu ülkeyi Yugoslavya olmaya götürecek nifak ve nefret tohumları için uzaklara bakmasın... Geleceğin Türkiye’sinin subayları bu nefret söylemleriyle yetişiyorsa bu ülke gerçekten yokuş aşağı gidiyor demektir...
Bu felaket gidişe dur demek zorundayız...

Bu faşist zihniyetin “eğitim” anlayışıyla, bu ülkenin harp okullarından, akademilerinden ancak Ratko Mladiç gibi askerler yetişir... Türkiye’nin bütünlüğü bağlamında büyük bir tehlikedir bu...

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim