Hariri’yi İmad Muğniye mi öldürdü?

05.07.2011 01:16

Mustafa Özcan

Hizbullah’ın ‘kara kutusu’ olarak bilinen ve Şam’da Muhaberat karargahının yakınlarında fail-i meçhul kalan veya Mossad’a mal edilen bir eylemle öldürülen İmad Muğniye Kuveyt gibi bazı Arap ülkelerin de boy hedefiydi.

Amerikalılar ise onu ‘Şii Bin Laden’ olarak nitelendiriyor ve ölümüyle ilgili yakıştırmalar yapılmasına rağmen ölmediğine inanıyorlardı. Muğniye kendisini çok iyi kamufle etmişti. Beklenmedik bir anda yaşadığını ve ardından öldüğünü öğrenmem benim için de sürpriz olmuştur. Lakin Amerikalılar Bin Laden gibi onun peşine düşmediler. Hatta nisyana terk edilmesine razı oldular. Ölümü ise sır oldu. Mossad’a atfedildi. Lakin o sıralarda da yazdığım gibi, Mossad Muğniye’ye ulaşmışsa bu ancak Suriye rejiminin sayılı isimleri üzerinden olmuştur. Suriye rejiminin ve istihbaratının açmış olduğu bir boşlukta gerçekleştirilmiştir. Denildiği gibi, Muğniye’nin çok gizli tutulan seyrü seferini ve Suriye’de dolaşmasını ancak üst seviyede beş Suriyeli biliyordu. Dolayısıyla Muğniye’ye bu beş kişi üzerinden ulaşılmıştır. Bunu Mossad dahi yapmış olsa Suriye rejimi bu noktada suç ortağı ve işbirlikçidir. Muğniye, Mossad tarafından öldürüldü ise, Mossad onu niçin öldürdü ve ilaveten Suriye tasfiyesine niye göz yumdu veya yardımcı oldu? Bu sorunun cevabı Hariri suikastı ile ilgili son yargılama sürecinde ortaya çıkıyor. Önceki mahkemenin yargıcı Detlev Mehlis daha önce Hariri suikastıyla alakalı olarak Suriye rejimini suçlamıştı. Lakin İmad Muğniye’nin öldürülmesinden sonra bu suçlama rafa kaldırıldı. Üzerine sünger çekildi? Neden acaba? Nedeni, ilgili tarafların Muğniye’nin tasfiyesi üzerinden Suriye rejimiyle pazarlık ettiler ve anlaştılar mı? Genel kanaat o yönde.

*

Henüz resmi suçlama yapılmasa bile Hariri dosyası Hizbullah üzerine yıkılıyor. Lakin daha teknik ifadesiyle örgüt değil örgüt mensupları üzerine. Bunlar arasında Mustafa Bedreddin ile birlikte 3 kişi daha var. Mustafa Bedreddin ise kilit isim ve İmad Muğniye’nin dünürü ve hısımı. Ürdünlü Yazar Yaser Zeatire’nin de ifade ettiği gibi, Mustafa Bedreddin’in cinayetle ilgili anılması İmad Mugniye’nin suikastın baş mimarı olduğu anlamına gelmektedir. Acaba Beşşar’ın Güvenlik Danışmanı General Muhammed Süleyman’ın Tartus’da öldürülmesi ve Gazi Kenan’ın mutasavver intiharı ve İmad Muğniye suikastı ile hep Hariri dosyasının üzeri kapatılmak mı istenmiştir? Yaser Zeatire’nin aktardığı birinci algıya ve rivayete göre, Hariri suikastının arkasında bizzat İmad Muğniye var. Lakin Muğniye Hizbullah ve Nasrullah’dan ziyade doğrudan İran’a bağlı olarak hareket ediyor ve talimatlarını oradan alıyordu. Dolayısıyla Hariri cinayeti İran-Suriye koordinasyonuyla işlendi ve Hizbullah liderliği ve Nasrullah durumdan teknik olarak haberdar değildi. Zeatire’ye göre, Muğniye’nin Şam’da öldürülmesi Hariri dosyasının gerideki tek tanık ve kanıtını da ortadan kaldırmaya matuftu. Keza Yaser Zeatire’ye göre, Muğniye’nin öldürülmesi bir taşla çift kuş avlamak anlamına da geliyor. Hem İsrail’in birikmiş intikam duyguları tatmin edilmiş hem de ileride Suriye’yi tehdit edebilecek bir tanık veya sanıktan kurtulmuşlardı.

*

Hizbullah sanıkları Hariri Mahkemesine teslim edecek midir? Nasrullah’ın açıklamaları bunun olmayacağı yönünde. Zaten olsa ve Mustafa Bedreddin ve arkadaşları ifade verse bile durum değişmeyecektir. Olayın kilit ismi, İmad Muğniye artık hayatta değil. Dolayısıyla geride talimat noktasında İran veya Suriye bağlantısını ispat edecek birinci elden bir tanık sunma imkanı kalmadı. Lakin siyaseten Hariri cinayetinde Hizbullah’ın suçlanması Lübnan’ı sallayabilir. Zaten had safhada olan Şii ve Sünniler arasındaki gerilimi daha da artırabilir. Suriye üzerinden artan Lübnan’daki Şii-Sünni kutuplaşmasına bir de şimdi Hariri cinayetiyle ilgili Hizbullah’ın suçlanması ekleniyor. Peki, Hariri’yi Suriye ve İran ve Hizbullah ekseni öldürdü ise, bunu neden yapsın? Esasında, 2003 yılı itibarıyla Suriye ile ABD arasındaki pazarlık ve muvazaalı dönem sona ermiştir. Bush’un bölgeye vahşice abanması Beşşar rejimini korkutmuş ve babalardan oğullara devreden ortaklığı da bitirmiştir. İçeride bu Hariri’nin Suriye vesayetinden kurtulması anlamına geliyordu. Ardından da Zeatire’nin de temas ettiği gibi, Hizbullah marjinal hale gelecekti. 2003 sonrası atmosferde Suriye’nin Lübnan’dan çıkarılması ve İran’ın bölgedeki müttefiki Hizbullah’ın zayıflatılması ihtimali Hariri cinayetinin arkasındaki temel etkendir. Yaser Zeatire’nin tahlilinden çıkan sonuç şudur: İran ve Suriye Hariri’yi ortaklaşa öldürdüler. Ardından da Suriye ve İsrail Muğniye’yi birlikte öldürdü (http://www.almesryoon.com/news.aspx?id=51656)! Ne kadar karışık değil mi? Ve bunun için suçlama Cemil Seyyid ekseninden Mustafa Bedreddin eksenine kaymıştır.

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim