Hapishanelerde İnsanlık Ölmüş!

20.06.2011 00:25
Hapishanelerde İnsanlık Ölmüş!
Suriye’de hapishanelerdeki vahşetin canlı tanığı Abdusselam El Avde, yaşadıklarını Akit’e anlattı

Suriye'deki Şeyh Abdülkerim Rıfai Camii'ndeki eylemler sırasında gözaltına alınan Abdusselam El Avde, Suriye cezaevlerinde yaşadıklarını Akit'e anlattı. Cezaevinde gardiyanlar tarafından Beşar Esad'ın kendisinin Rabbi olduğunu söyletene kadar dövüldüğünü kaydeden Avde, "Hapishanedeki insanların birçoğunun durumu çok ağırdı. Kiminin kolu, kiminin bacağı kırılmıştı, kiminin ise kafası yarılmıştı. Hapishanelerde insanlık ölmüştü" dedi.

Belki de gazeteciliğin en zor yapıldığı bölgelerin başında Suriye gelir. Sokakta devlet gazeteci avındayken zar zor ulaştığınız kişiler devletin bir görevlisi olabiliyor veya röportaj yapabilmek için bin bir türlü oyundan sonra görüştüğünüz kişiyi konuşturmak için onu cesaretlendirmek zorundasınız. İnsanlar konuştuğu zaman kimliğinin belirlenmesinden korkuyor. İnsanlar öldürülmekten değil tutuklanmaktan korkuyor. Abdusselam El Avde ile bu şartlar altında görüşebildim. Kendisi daha önce Şeyh Abdülkerim Rıfai Camii'ndeki eylemler sırasında gözaltına alınmış, daha sonra da serbest bırakılmış. Avde'nin yaşadıklarından daha kötüsü şu an Suriye'nin herhangi bir yerinde yaşanıyor... Kendisi ile gözaltında yaşadıklarını konuştuk...

* Gözaltına alınma sürecini anlatır mısınız?

- Nisan ayında Şeyh Abdülkerim Rıfai Camii'ne Cuma namazından sonra çekim yapmak için gittim. Kameramı yanıma aldım. Araçtan indiğim zaman etrafta en az 300 tane muhaberat elemanı gördüm. Korkmama rağmen camiye doğru yöneldim. Cami girişinde ayakkabımı çıkarırken güvenlik güçleri iki kolumdan tutarak beni aldılar.

* Niçin çekim yapacaktınız?

- Suriye'de eylemler daha yeni başlamıştı. Suriye televizyonu da dış basında çıkan görüntülerin sahte olduğunu iddia ediyordu. Ben de çekim yapıp yayınlayarak Suriye halkının haklı talepleri için eylemler yaptığını göstermek ve bu halkı yalnız bırakmamalarını sağlamak istedim.

* Güvenlik görevlileri sizi aldıktan sonra neler oldu?

- Beni bir komutanlarının yanına götürdüler. Üzerimi aradıklarında kamerayı gördüler ve niyetimi anladılar. Daha önceden kameraya çektiğim farklı görüntüleri koymuştum. Komutan niçin camiye geldiğimi sorduğunda bende Cuma namazını kılmaya geldiğimi, kamerayı da Suriye'nin tarihi eserlerini çekmek için yanıma aldığımı söyledim. Tabii benim bu sözüme komutan inanmadı ve ilk tokadı orda yedim. Polisler kafama torba geçirerek beni camiye 200 metre uzaktaki istihbarat ana merkezine götürdüler.

* İstihbarat merkezinde neler yaşadınız?

- İstihbarat merkezinde araçtan indirdikten sonra ilk olarak beni aralarına alarak dövmeye başladılar. Ellerim kelepçeli ve kafamda torba vardı. Kafamdaki torbayı çıkardıktan sonra beni sorgulaması için üst rütbeli bir subayın odasına götürdüler. Kafamı kaldırmam yasak olduğu için adamı göremedim ama odanın düzenine ve askerlerin hareketlerine göre general düzeyinde biri olduğunu düşündüm.

* Sorguda size neler sordular?

- Gerekli gereksiz birçok soru sordu. İstediği cevapları vermediğim zaman ayakkabısı ile kafama vuruyordu. General benim eyleme katıldığımı ve çekim yaptığımı iddia ediyordu. Ben de hutbe okunduğunu, nasıl eylemde çekim yapabileceğimi söyledim. Yurt dışına çıkıp çıkmadığımı general sordu. Ben de Türkiye'yi ziyaret ettiğimi söyledim. Bunun üzerine general bana Türkiye'nin buraları karıştırmak istediğini, eylemcilerin Türkiye'de olduğunu, benim de MİT ile çalıştığımı iddia etti. En çok zoruma giden Beşar Esad'ın benim rabbim olduğunu söyletene kadar dövmesi oldu. Bunu yaparken Allah'a ve Peygamber'e küfrediyordu.

* Sorgu bittikten sonra size neler yaptılar?

- Sorgu bittikten sonra artık yavaş yavaş eylemlerde topladıklarını getirmeye başladılar. Gelenleri gördükten sonra halime şükrettim. Birçoğunun durumu çok ağırdı. Kiminin kolu, bacağı kırılmıştı, kiminin kafası yarılmıştı. Açıkçası hapishanelerde insanlık ölmüştü. Akşama kadar 180 kişi gözaltına alındı. Hepimizi dar bir odaya tıktılar.

* Neden sadece onu çok dövdüler?

- O Rıfai Camii'nde eylemin lideriydi. Kendisi de inkâr etmiyordu. 5-6 kişi onu aralarına alarak sopalarla dövmeye başladılar. Onlar dövdükçe o da "Ey insanlar, ey beni dövenler, bana burada yapabileceğinizi yapın ama dışarıya teslim olduğumu söylemeyin. Ey benimle içeri alınan kardeşlerim, sizler de bana neler yaptıklarını dışarıya çıkarsanız insanlara anlatın!" dedikten sonra kelime-i şahadet getirdi. Bu andan sonra artık ne onun sesini duyduk ne de kendisini gördük.

* Öldürüldü mü?

Silah sesi duymadık; bayılmıştır. Onu yerde sürükleyerek ayrı bir yere aldılar. Bir daha da o gençten haber alamadık. Sadece ondan değil, sorgu maksadıyla giden bir çok kişi geri gelmedi.

* Kimler vardı gözaltına alınanlar arasında?

- Çok farklı insanlar vardı. Öncelikle 2 tane Türk vatandaşı vardı. Onların Türkiye vatandaşı olduğu anlaşıldığı an serbest bırakıldılar. Devlet memuru, mühendis, yaşlılar hatta Esad'ı destekleyenler bile vardı. Yolda geçerken onları da tutuklamışlardı. Yaklaşık 30 kadar özel üniversitede okuyan genç vardı. Bunların aileleri gerçekten çok zengin insanlardı. Türkiye'de bile özel üniversitede okumak çok zor ama bunlar Suriye gibi fakir bir ülkede bile senelik 15 bin dolar verebiliyorlar. Fakat buna rağmen özgürlük istiyorlardı bu gençler.

* Size ne tür işkenceler yaptılar?

- Öncelikle ayağı kırılan, kolu kırılan vardı onları hastaneye götürmediler. Dışarıda yedikleri dayaktan dolayı kafası gözü yarılanlar vardı onlar tedavi edilmedi. Aksine bizleri dövdüler, bizlere elektrik verdiler. Uyuyamıyorduk bile, her 10 dakikada bir içeri güvenlik görevlileri gelip gelişigüzel ön sıradakileri dövüyorlardı. Bu sebeple bizler dayak yiyenlerle yer değiştiriyorduk. Ancak ismi Ahmet M. olan bir arkadaşımız vardı, onu öldüresiye dövdüler.

METİN KINALI / YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim