Hani Deliller Karartılamazdı?

18.03.2011 08:56
Hani Deliller Karartılamazdı?
Askerî yargı mensubu olduğu iddia edilen bir grubun, Balyoz davasıyla ilgili değerlendirmeleri internete düştü. Gazeteci Mehmet Baransu, o isimlerden biri için "Benim Balyoz belgelerini kendisine teslim ettiğim 1. Ordu Askerî Başsavcısı Albay Bülent Münge

Haber: Ali Akkuş

Mehmet Baransu, Hakim Albay Münger'i aramış ve olayı doğrulatmış. Ses kaydı internete düşüp sosyal paylaşım sitelerinde yer aldığı gün Baransu'ya konuşan Albay, konu gazetelere yansıyınca, yani bir gün sonra düzeltme yoluna gitti. Fakat bu düzeltme girişimi, tartışmaları bitirmeye yetmiyor. Çünkü son kayıtlarda yer alan ifadelerin çoğu daha önceki davalarda ortaya çıkan bilgilerin teyidi niteliğinde.

Emekli Askerî Hâkim Veysi Savaş, "Bu yeni durum, Balyoz davasının boşa çıkarılması için oynanan oyunun karşısında ciddi bir argüman olarak kullanılmalı." diyor. Savaş haklı. Çünkü askerî yargıçların anlattıklarına göre Silivri'de ortaya çıkanlar 'buzdağının görünen kısmı'. Objektif bir şekilde bilirkişi raporu hazırlayan binbaşının hayatının nasıl kaydırıldığını da görmüş oldu Türkiye. Bu bilgi, Balyoz sanıkları için tutuklama kararı veren mahkeme heyetinin haklılığını bir kez daha ortaya koydu. Tutukluların kaldığı askerî cezaevinde, mevcut yönetmeliği uygulamaya çalışan bir komutanın sürgüne gönderilmesi bile yargılanan kişilerin gücünü göstermeye yetiyor. Geçen ay askerî cezaevlerinde yönetmelik değişikliği gündeme gelmişti. Demek ki, kimi subaylar var olan yasalara uymada ısrar edince generallerin rahatı için yeni bir düzenleme kaçınılmaz olmuş. Aralarında kuvvet komutanlığından tutun, karargâhın en etkili yerlerinde görev yapmış generallerin bulunması delillerin karartılması şüphesinin hâlâ devam ettiğini bir kez daha göstermiş oldu bize.

Ergenekon ve darbe davalarının tamamında 'bu dava askerî mahkemelerde görülsün' tartışması yaşandı. Veli Küçük'ten Dursun Çiçek'e, Levent Bektaş'tan Özden Örnek'e kadar yargılananların tamamı bu talebi dillendirdi. Hatırlamakta fayda var, dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bile 'hükümeti bitirme planı' için 'buna sivil savcılar bakamaz' diye basın toplantısı yaptı. Son kayıtlarda 'askerî yargıda bir günah keçisi bulunur ve dava onun üzerine yıkılır' şeklindeki yaklaşım ısrarlı taleplerin nedenine cevap niteliğinde. Ayrıca askerî yargıdaki bilirkişilik müessesesi de tartışmaların odağı haline geldi. Casusluk ve fuhuş çetesinin iddianamesinde 'bilirkişilerin kendilerine yakın kişilerden oluşturulması' gibi planlar isim isim örneklendirilmişti. Son olarak, gelecek vaat eden kurmay binbaşının objektif kriterlere uyarak hazırladığı rapor başına bela oluyor. Askerlikten kaçmak isteyenlere para karşılığı çürük raporu ayarlayan çete liderinin bilgisayarlarında yapılan temizlikler, sivil savcılara gönderilen ihbar mektuplarında suç unsurlarının nasıl ortadan kaldırıldığının anlatılması gibi daha birçok örnek var ortada. Bu bilgilerden sonra Ergin Saygun'un evine götürdüğü kurum bilgisayarının başına gelenlere inanmamak mümkün mü?

Her davada 'bu deliller askerî yazışmalara uygun değil' gerekçesi öne çıkarılıyordu. Sanıklar anlaşmışçasına 'Bunlar bir yerlerde üretildi.' diyorlardı. Son ses kaydı bunun da bir plan olduğunu deşifre ediyor. Askerî yargıçlara göre, 'sivil savcılar literatürü bilmediği için anormalliği fark edemiyor'muş. Mesela Balyoz'da 1. Ordu ve kolordular arası yazışmalar ve emirler darbe planının deliliymiş. Silivri'deki mahkeme heyeti bunları görmeyecek mi?

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim