1. HABERLER

  2. HABER

  3. “Hani çağrıldıklarında gelirlerdi?"
“Hani çağrıldıklarında gelirlerdi?

“Hani çağrıldıklarında gelirlerdi?"

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, tartışmalı bir gerekçeyle 101 Balyoz sanığı hakkındaki yakalama kararını kaldırdı.

A+A-

Mahkeme Savcısı Celal Kara'nın, mütalaasında yakalama kararının doğru olduğunu çarpıcı gerekçelerle sunduğu ortaya çıktı. Savcı, 'sanıkların kaçma şüphesi yok' iddialarına şöyle cevap veriyor: "Çağrıldığında gelecekleri belirtilen sanıklardan hiçbiri kendi iradesi ile gelmediği gibi telefonlarına bile ulaşılamadı."

'Balyoz' soruşturması ve yargı sürecinde ilginç gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Temmuz 2010'da Balyoz davasına ilişkin olarak 102 sanık hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar vermişti. Haklarında yakalama emri çıkarılan 102 sanık arasında, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ile Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç ve Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu da yer alıyordu. Şüphelilerden emekli Albay Ahmet Şentürk, Afyonkarahisar'da bankamatikten para çekerken gözaltına alındı ve sorgusunun ardından tutuklandı. Diğer 101 sanığa ise bir türlü ulaşılamadı.

Sanık avukatları İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nden kararın geri alınması, aksi takdirde itiraz olarak değerlendirilmesi için üst mahkemeye gönderilmesi yönünde talepte bulundu. Dosya İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Mahkeme savcının mütalaasını vermesinin ardından önceki akşam dosyayı inceledi. Sanık avukatlarının taleplerini yerinde bularak, yakalama kararının kaldırılmasına karar verdi. Mahkeme kararında ilginç bir itirafta da bulundu. Kararda, "Uygulamada mahkememiz de dahil pek çok mahkeme İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yaptığı gibi tutuklamak amacıyla yakalama müzekkereleri de çıkarmıştır. Ancak bunlardan hiçbirisi itiraz konusu olmamıştır. Kaldı ki; yasaların yanlış ya da eksik uygulanması, bu işlemin sürekli yapılmış olması onu hukuka uygun hale getirmez." denildi.

İstanbul Adliyesi özel yetkili mahkemelerinde görevli Cumhuriyet Savcısı Celal Kara'nın, mahkemeye sunduğu 8 sayfalık mütalaasında çarpıcı tespitlerde bulunduğu ortaya çıktı. Kara'nın, sanık avukatlarının talebinin reddi yönünde görüş bildirdiği öğrenildi. Savcı, sanık avukatlarının iddialarını tek tek çürüten mütalaasında çok önemli tespitlerde bundu. Kara, CMK'ya göre, mahkemenin yakalama kararında bir usulsüzlük bulunmadığını hatırlattı. CMK 98'e göre heyetçe verilmiş yakalama kararına itirazın hiçbir şekilde mümkün olmadığına ve kanuna göre sadece hakim kararına her zaman, mahkemeye ise kanun hükmünün izin verdiği takdirde itiraz edilebileceğine dikkat çekti.

Mahkeme yasal takdir hakkını kullandı

'Sanıklar çağrıldığında gelir' ifadesinin kısmen haklılık payı taşıdığının değerlendirilebileceğini ancak mahkemenin bu konuda yasal takdir hakkını 'yakalama' olarak kullandığını belirten Celal Kara'nın tespitleri ilginçti: "(...) Karar tarihinden sonra ortaya çıkan duruma bakıldığında da mahkemenin şüphesinin haklı çıktığının görülmekte olduğu, zira çağrıldığında gelecekleri belirtilen sanıklardan hiçbirinin kendi iradesi ile gelmediği gibi beyan ettikleri adreslerinde bulunmadıkları ve hiçbirinin telefonlarına da ulaşılamadığı, bu durumun kaçma şüphesinin eski tabirle kuvveden fiile çıktığını ve mahkemenin şüphesinin haklı nedenlere dayalı olduğunu göstermekte olduğu kanaatine varıldığından itirazların reddine karar verilsin."

Tutuklama koşulları oluştu

Savcı Celal Kara, mütalaasında önemli bir noktaya da dikkat çekti. Yakalama kararının sanıkların kaçak olduğundan değil, tutuklama koşulları bulunduğu için verildiğini vurguladı. Şu ifadeleri kullandı: "Eski TCK'da gıyabi tutuklama kuralı vardı, bu hüküm kaldırıldı ve tutuklama koşulları olduğunda tutuklamak amacıyla yakalama kararı verilmesi uygulaması getirildi. 1 Haziran 2005'ten beri de bu kural istisnasız ve duraksamaksızın uygulandı." dedi. 'Sanıkların kaçak konumda olmadığı ve dolayısıyla CMK 98/3 madde ve hükmün karara dayanak yapılamayacağına' ilişkin itirazlara da değinen savcı, "Tutuklama koşullarının bulunması halinde bu amaçla yakalama kararının çıkarılabileceğine ilişkin yıllardır süren ve bu kararların verildiği on binlerce dosyanın Yargıtay denetiminden de geçmesi suretiyle kesinleşmiş bir uygulama olması karşısında bu itirazın yerinde olmadığı anlaşılmaktadır." ifadelerini kullandı.

Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek: O zaman tüm tutuklu sanıklar salıverilsin

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi kaçaklık şartlarının olmadığını belirten bir gerekçeye dayanmış ancak bu gerekçe Ceza Muhakemesi Kanunu'na uygun değildir. Şayet bu gerekçe doğru kabul edilirse Türkiye'deki tüm tutuklu sanıkların hemen bırakılması gerekir. Mahkeme, kararında CMK'yı yanlış yorumlamıştır. CMK'nın yürürlüğüne dair kanunun 5. maddesi, "Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle gıyabi tutuklamalar yakalama kararına dönüşür" deniliyor. Bu da eski kanundaki gıyabi tutuklama yerine, yakalama kararının uygulanacağını gösterir.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şentop: Yakalama kararı neden yerine getirilmedi?

Yargılama süreci devam edecek. Davanın aslı kişilerin sanık olma durumu sürüyor. Yakalama konusunda 2 mahkeme arasında yorum farkı olsa da tutuklanma sebeplerinin oluştuğu konusunda aynı fikirde olduklarını görmekteyiz. 10. Ağır Ceza'nın vermiş olduğu yakalama kararı, 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararın saatine kadar hukuken geçerlidir. Bu kararın gereğini yerine getirmemek ayrıca soruşturma gerektirir. Burada yakalanması geçen kişileri yakalamayanlarla ilgili gerekli soruşturmalar yapılmalı.

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Şen: Yakalama kararına itiraz edilemez

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, yakalama kararı verdikten sonra bunun arkasında duracaktı. Yakalama kararı verdiğinde 'buna itiraz yolu açık değil' deyip kendisine yapılan 'yakalamanın kaldırılması' taleplerini esasa girmeden reddetmeliydi. Dosyayı da bir sonraki mahkemeye göndermemeliydi. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi CMK 94 yerine 98'den yakalama kararı çıkarılması şeklindeki teknik hatayı yakaladı. Bu şekilde yargı zarar gördü.

Boğaziçi Avukatlar Derneği Başkanı Bilal Çalışır: Hukuk asker sanıklara farklı işletildi

Ben 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararında yargı dışı unsurların devreye girdiğini düşünüyorum. Mahkemenin kararı ile kaçaklık özendirildi. Kaçarsanız daha çok hakkınız olur anlamında bir karardır bu. Bu süreçte Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hukuka direnişini gördük. 15 gün boyunca sanıkları saklamak suretiyle yargıya direnildi. Maalesef asker kişiler için hukuk farklı işletildi. Balyoz'la ilgili karar veren hâkimler ve savcılar baskı altına alındı.

BÜŞRA ERDAL / ZAMAN

HABERE YORUM KAT