‘Hani biz marjinaldik?’

09.10.2008 16:53

Nuray Mert

Bir Cem Yılmaz seyircisi olarak, başlığı ondan seçmekten kendimi alıkoyamadım. ABD’de yaşanan ve tüm dünyaya yayılan büyük ekonomik krizle ilgili aklıma ilk bu tabir geldi.

Hani serbest piyasa ekonomisi dünyayı kurtaran çözümdü? Sovyetlerin çözülüşüyle, bu gerçek teyit edilmişti. Bu gerçek önünde secde etmeyenler, karamsar, dinozor ve hatta kalın kafalıydı. Hani onlar doğru, haklı, makûl, biz marjinaldik?

Gözü serbest piyasa ekonomisi, onun düzeni, onun ideolojisinden başka bir şey görmeyenler, kapitalizmin tarihinin aslında hiçbir döneminde, iddia edildiği biçimde serbest piyasacı olmadığını görmezden gelmekte ısrar ediyorlardı. Oysa, kapitalizm başından beri devletin ekonomiye müdahalesine karşı değil, toplumsal adaletçi, paylaşmacı, eşitlikçi müdahalelerine karşı bir kurgu, sistem. Sermayenin başı sıkıştığında, onun lehine müdahale etmek durumunda olması da, hiç de istisnai ve anlaşılmaz değil. Son müdahalenin, ‘mali sosyalizm’ gibi laflarla, güya istisnai bir durummuş gibi lanse edilmesi de göz bağlayıcılıktan başka bir şey değil.

Daha önemlisi, bu meselenin ekonomi ile sınırlı olmaması. Son 20 yıldır, koşulsuz piyasacı olmayanlar, hatta kendini solda tanımlayanlar bile, kapitalizmin devlet ve militarizmle ilişkisini, daha doğrusu göbek bağını unutmuş görünüyorlardı. Burjuva demokrasisini bir kalemde silip atmamak tavrı, giderek burjuva demokrasisinin sınırlarını, darboğazlarını, krizlerini tamamen göz ardı etme noktasına gelmişti. Liberal sol bile, kapitalizmi kökünden sorgulamadan, devlet ve onun militer gücünü sorgulayabileceğimiz hayaline kapılmıştı. Tabii, Türkiye gibi, kapitalizmin merkez ülkeleri dışında kalan bir yerde, bu hayale kapılmak daha kolay oluyor.

Oysa, özellikle Irak işgalinden sonra, küresel kapitalizmin militer müdahaleler, sıcak savaşlar olmadan da, ayakta kalmasının mümkün olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştı. Irak işgalini, bu genel tablonun dışında bir yere koyarak karşı çıkmanın, gelecekte olabilecekler açısından mezardan geçerken ıslık çalmaktan farkı yoktu. Nitekim, son günlerde, Kafkasya krizi, Pakistan’ın içine düştüğü şiddet ve çözülme sarmalı başta olmak üzere sıcak savaş gölgesi giderek büyüyor. Diğer taraftan, ‘terörle savaş’ bahanesiyle, burjuva demokratik geleneği sağlam ülkelerde bile özgürlükler inanılmaz boyutlarda kısıtlanıyor, diğer taraftan, sağcı, ırkçı, faşizan siyasetler güçlenmeye başlıyor. Dünyanın geri kalan yerlerinde durum tabii çok daha vahim bir istikâmette gidiyor. Çin ve Rusya gibi otoriter kapitalist örnekler sahne almaya başlıyor.

Bu koşullar altında bile, küreselleşme sürecinde, üç vakte kadar savaşların biteceğini iddia eden büyük Türk demokratları var. Ama olanlar onların bile gözünü korkutmuş olacak ki, geçenlerde birinin yazısında gördüm, 90’ların başındaki pembe tablo yerine, kapitalizmin kuracağı dünya barışı ümitlerini 50 yıllık vadeye yaymış. Yazar, orta yaşlı olduğu için, zaten 50 yıl sonra, ne kendisi ne de onunla bu iddiasını tartışacak kimse hayatta kalmayacak diye düşünüyor olmalı. Ama, kapitalizmin kuracağı barışı, mahçup olmadan savunmak için emin olun orta yaşlı birinin ömrü bile fazla uzun olacak.

Milliyet gazetesinde Devrim Sevimay, bu pazartesi çok önemli bir Marksist iktisatçı olan Erinç Yeldan ile bu konular üzerine bir röportaj yapmış, okumadıysanız geri dönüp mutlaka okuyun. Bu arada, Yeldan’ın, herkesin Kemal Derviş büyüsüne kapıldığı bir dönemde, bir TV programında (TV8, Yüksek Siyaset, Ağustos 2001) Derviş ile Türkiye ekonomisi üzerine kıyasıya tartıştığını hatırlatalım. Biliyorum, neyi hatırlatırsak hatırlatalım, ne söylersek söyleyelim, ezber bozmamakta direnenler, diğer taraftan pişkinliği meslek edinenler duymazdan, bilmezden gelecek. Yine de, bir kez daha soralım; hani biz marjinaldik?

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim