1. YAZARLAR

  2. İbrahim Kiras

  3. Hani Amerikan planıydı
İbrahim Kiras

İbrahim Kiras

Yazarın Tüm Yazıları >

Hani Amerikan planıydı

A+A-

Sizin de dikkatinizi çekti mi, bilmiyorum: Ulusalcı arkadaşlarımızdan bazıları hükümetin yaptığı her şeye karşı çıkarken İran politikasına katiyen laf söyletmiyorlar.

Suriye ile ilişkiler düzelirken itiraz ediyorlar... Ermenistan zaten tabu... Irak’la yakınlaşma deseniz “kukla Kürt devleti” destekçisi oluyorsunuz. İran’a gelince işler değişiyor. Oysa İran’la ilişkiler hükümetin kurmakta olduğu bütüncül dış politika mimarisinin parçalarından biri.

Kendilerine soracak olursanız Türk dış politikası tümüyle ABD’nin güdümünde. Dolayısıyla ABD istiyor diye Suriye ile yakınlaşıyoruz... ABD istiyor diye Irak’ta etkinlik elde ediyoruz... ABD istiyor diye Balkanlarda ve Kafkasya’da “oyun kurucu” olmaya çalışıyoruz... vs...

Ama dış politikada her şeyi ABD istiyor diye yapan siyasi iktidar nedense İran konusunda Washington’la ters düşmekten çekinmiyor!

Aynı siyasi kadro İsrail konusundaki duruşunu da “ABD istiyor diye” dikleştiriyor olmalı!

***

Hükümetin İran politikasına candan destek veren, İsrail’e karşı duruşuna ise hiç değilse itiraz etmeyen bu arkadaşlar “AK Parti dış politikada ABD planlarını uyguluyor” demeye de devam ediyorlar...

Buradaki çelişki galiba “ulusalcılık” denilen nevzuhur akımın doğasından kaynaklanıyor.

Biliyorsunuz, bizim topluca “ulusalcı” diye adlandırdığımız o acayip kesimin bir tarafı “sağ Kemalist”lerden, öbür yanı “sol Kemalist”lerden oluşuyor. Burada çelişkilerinden söz ettiklerimiz sağ Kemalistler. İran-Türkiye ilişkilerine yönelik Batı basınında çıkan eleştiriler hakkında “Güçlü Dostluk Batı’yı Ürküttü” diye manşet atan Yeniçağ gazetesi mesela.

Öbür yanda ise aynı konuda Batı basınında çıkanları birebir -hatta “üstüne bir şey eklemeden”- yayımlayan Cumhuriyet gazetesinin temsil ettiği sol Kemalizm var. Onlar Türkiye’nin yeni İran politikasına da en az batılı benzerleri kadar muhalefet ediyorlar.

Çünkü kendimize “Türkiye’nin doğusundan” dost aramamıza kategorik olarak ve peşinen karşılar. Özünü batıcılığın oluşturduğu bir ideolojinin müntesipleri olarak en azından bu konuda tutarlı davrandıkları da söylenebilir.

Eskiden milliyetçi bildiğimiz, ama sonradan ulusalcı çıkan arkadaşların İran sempatileri için aynı tutarlık söz konusu değil ama. Çünkü bunlar aynı zamanda “İran’da Türkler Fars milliyetçiliği altında eziliyor” diyerek bu ülkenin bölünmesine ilişkin ABD planlarına alet olmaktan geri durmuyorlar.

Son zamanlarda “sağ-sol farkı kalmadı” diyerek aralarına aldıkları “batı menşeli sol Kemalist” kanaat önderleri aracılığıyla “İran Türkiye’nin bölgesel rakibi ve tarihsel düşmanıdır” inanışını benimsemiş olmaları bir diğer tutarsız nokta.

Bu rezervlere rağmen zoraki kuşandıkları konjonktürel İran sempatisinin temelinde “yanlış anlaşılmış” bir Avrasyacılık takıntısı var aslında. Türkiye, Rusya ve İran’la bir olup batı dünyasının saldırılarına karşı laik düzenini müdafaa edecek!

Ulusalcı proje diye ortaya atılan bu siyasetin arkasında -sağ ya da sol değil- “üniformalı Kemalizm” var. Aslında bütün bu kafa karışıklığı bu adamların kendi iktidar kavgalarına bu meseleleri alet etmesinden kaynaklanıyor.

Mesele iktidar kavgası olduğu için de hiç kimse “gerçeğin ne olduğu” konusuyla ilgilenmiyor. Dolayısıyla birilerine “Hani yapılan işlerin hepsi ABD planıydı?” diye sormanın manası yok.

***

Batı basınında birden bire -ve aynı anda!- patlak veren “Türkiye eksen mi değiştiriyor” temalı haber ve yorumlara gelince... Bu kampanyayı İsrail’in Konya’daki tatbikattan çıkarılmasına karşı ilk olarak İsrail basınında gösterilen tepkinin diaspora sahillerine ulaşan ikinci dalgası olarak görmek lazım.

STAR

YAZIYA YORUM KAT