Hanefi Avcı modeli

26.07.2009 14:28

Mümtazer Türköne

Sorunlarımızı çözerken hukukun soyut prensipleri ve kuralları bize uzlaşacağımız çerçeveyi veriyor. Hukuk insanlarla, sorunlara getirdiği çözümlerle hayat buluyor. Hukukun çizdiği çerçevenin içine yaşayıp hissettiklerimizi temsil eden somut-canlı bir varlığı yerleştirince tablo tamamlanıyor.

Bu çerçeve ve içindeki varlık bize istikametimizi göstermeli. At izinin it izine karıştığı dağdağalı dönemlere dönüp bakarken doğru olanı, haklı olanı bu pusulaya göre tayin etmeliyiz. İçindeki figürle beraber bu çerçeveyi, hem geçmiş hem de gelecek için doğru ölçüleri arayanlara bir model olarak sunmalıyız.

Benim önereceğim model "Hanefi Avcı modeli". Türkiye'nin son çeyrek asrında olup bitenleri anlamak isteyenler Hanefi Avcı'nın durduğu yeri pergelin sivri ucu gibi meşrû sabit nokta olarak görmeli ve söylediklerini bu gözle değerlendirmeli.

Ellerine alacakları silahla bu ülkenin güvenliğini sağlama görevi üstlenecek Polis Akademisi ve Harp Okulu öğrencileri, aradıkları "kahraman" modeli için Hanefi Avcı'nın kişiliğine ve hayatına eğilmeli. Bu ülkede onurlu ve güvenli bir hayat arayan Kürt vatandaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Hanefi Avcı gibi görmeli. Suç işlemeyi aklından geçirenler Hanefi Avcı'nın yer aldığı kâbuslarla uyanmalı.

22 Temmuz seçimleri öncesinde, Abdülhamit Bilici ile birlikte siyasetin nabzını tutmak için Trakya'yı dolaşıyorduk. Edirne'de esmer vatandaşlarımızın derneğine uğradık. Oturduğumuz bir saat zarfında bize ne siyaseti ne de kendi sorunlarını anlattılar. Bize sadece dönüp dolaşıp bir mitoloji kahramanından bahseder gibi Edirne Emniyet Müdürü'nün yaptığı işleri sıraladılar. Bu işlerin hepsi sosyal projelerdi ve sonrasında suç oranlarının nasıl düştüğünü öğrenmiş olduk. Ziyaret ettiğimiz Hanefi Avcı ise bir mitoloji kahramanından çok halktan birine benziyordu. Duru, sade ve mütevazı bir halk adamı.

Hanefi Avcı'nın Diyarbakır'da devam eden dava için geçen ay tanık sıfatıyla verdiği ifadeyi, pergelin sabit ucu olarak görmek lâzım. 1984'ten 1992'ye kadar tam sekiz yıl Diyarbakır'da istihbarat şube müdürü olarak görev yapan Avcı, sadece birkaç olayı ve faili meçhul cinayeti değil kirli bir dönemi aydınlatıyor. Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadeyi tekrarlıyor. Cinayetlerin kimin emriyle ve kimler tarafından işlendiğini, en önemlisi resmen saklanan JİTEM'i anlatıyor. JİTEM'in kurulması ile birlikte Güneydoğu'da cinayet ve bombalama olaylarında artış olduğunu ve bu işlerin de komutanların bilgisi dahilinde yapıldığını söylüyor.

Kamuoyu Hanefi Avcı ismini, ilk defa Susurluk Komisyonu'nda duydu. Sonra 32. Gün'e çıkarak, işlenen suçları ve bağlantıları deşifre etti. Çevik Bir'in talimatı ile emekliye sevk edildi ve hapse girdi. Geçen ay verdiği ifade, Susurluk Komisyonu'na söylediklerinden farklı değildi.

Hanefi Avcı'nın kariyeri ve kendisini riske atarak yaptıkları, bize bahsettiğim bu modeli anlatıyor. Karşımızda bir kanun adamı var. Namuslu insanlarda çok az rastlanan bir meziyeti var: Cesaret. Bu namuslu adamın cesareti, istihbarat konusunda yerinde duramayan bir zekâ ile birleşince Hanefi Avcı'nın bize anlattıkları, gelecek için tam da aradığımız modeli oluşturuyor.

Demek ki hem namuslu hem de cesur insanlar haklı çıkabiliyormuş. Ergenekon'da yargılananlar ile Hanefi Avcı'yı karşı iki kutba yerleştirmek lâzım. Özellikle Hanefi Avcı ile aynı işi yapanları.

Galip gelen model hangisi?

Türkiye'nin hangisine ihtiyacı var?

ZAMAN
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim