1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Haller, ahvaller mücahidler vesaireler...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Haller, ahvaller mücahidler vesaireler...

A+A-

Küçükler pek sevimli olurlar... Sıpası dururken kalkıp da anası olan eşşek sevilip okşanır mı... Kara gözlü kuzucuğu kucağında gezdiren çobanın da anasını kucakladığı görülmüş mü...

Partilerin de küçüklük çağındaki güzellikleri, sırtlarındaki umud yükünün hacimli ağırlığından... Umud, fakirin ekmeği olunca, beklentiler de kişileri küçüklere yönlendirir...

Oysa, hangi parti ekmek tutmasını öğrenecek kadar büyüdükten sonra fukaranın beklentisini dolu çıkardı...

Şimdi durduk yerde, küçüklüğündeyken güzel olan AKP’den holding sermayesine bir kartel imtiyazı daha... Perakente ticarette kartelleşen büyüklere bir başka sektörün küçüklerini yedirtme hazırlıkları...

Çok fonksiyonlu büyük mağazalar, adını kahrolası Türkçe’ye ‘market’ diye soktular... Bakkal çakal derken şimdi de, eczacılık fakültesi mezunlarının proleterleştirilmenin niyetine girildi...

Fatih’in Samatya’sındaki mahallemizin bakkal Hüseyin’i, dükkan muhteviyatını tek elden başka birilerine satıvermiş... Soğutucu dolap ve tezgahlarını da parça bölük kapı dışına istifledi...

Irzı kirletilen Türkçe’nin kahrolası büyük ‘marketleri’ bir bakkalımızı daha yedi...

Sokak sakinleri olarak sık aralıklarla haberleşip selamlaştığımız tek mekan idi Hüseyin’in Bakkal dükkanı...

Küçük iken garip gurebaya umud vaad eden AKP’nin büyümesi, bizim sokağın sakinleri arasındaki haberleşme, hayırlaşma ve ahvelleşme irtibatını kopardı...

Canavar sermaye...

Ekranların birinde programın çevirgeni çağdaş bir kadın... Dinleyicilerle seyirciler tüm dünyalı...

Konu ise harcıalem,

Erkekteki doymak bilmezliğin dindeki yeri...

Şu bizim muhafazakarlar bir alem yahu... Tek elden güdümlü abdestli bir ekran trio’su... köşelerindeki üç ekran, bazen eşzamanlı bazen birbirlerinden bir satır ileride, iki sahife geride amma birlikte sürdürdükleri özel yayınları, erkeklik üzerine odaklı...

Kırık plak gibi hep aynı üç dört kişilik uzmanlar ekibi tarafından günde üçer beşer kez saatlerce işlenen programın tek konusu, erkekler için herbalik kuvvet ilacı...

Şişesi doksandokuz lira doksan kuruş...

Yahu Müslümanlar, yatak döşekten başka bir derdiniz yok mu sizlerin...

Akılları fikirleri hep uçkurlarında mı bu bizim muhafazakarların, yahuuu... İşimiz gücümüz ve tek amacımız hanımları ikileyip üçleyerek Kanun-i Medeni’ye karşı mücahidleşmek mi...

Şadırvan kaçkını ekrandaki Programın çağdaş kadın çevirgeni, mücahid bozuntusuna ne dese beğenirsiniz...

Peygamberimizin yolundan gitmeyi, sünnetine harfiyen riayet etmeyi hep çok karılılıkta mı ararsınız... Diğer hal ve edvarını niye kendinize örnek kılavuz edinmezsiniz, Efendimiz Rasulullah’ın...

Haydi bakalım, tut kelin perçeminden...

Haa, şadırvan kaçkınları arasında kumalamayan, odalıklamayıp, metreslemeyen kesesini doldurmuş kimse yok mu...

Var tabii, var canım... Amma hiç olmazsa şadırvan ötesinin oralarında, açık alanlarında Sünnet’i Seniye, uçkur azgınlığına şemsiye edilmiyor...

Kutsalın uçkur azgınlığına alet edilmesi, iğrençliklerin dik alası... Hele hele kıçı tek donluyken hayata atılıp da, cebi para gördükten sonra Peygamber istismarına kalkışmak...

Düpedüz piçlik...

Küçük güzeldir... Küçüklerin güzelliği küçüğe devlet olma yollarının kapalı oluşundan... Devlet olup devletleşmenin yolu, büyümekten geçiyor...

Demirel’i hiç sevmedim ve sevemem de bundan sonra... Dünyaya bakışı itibarıyle kişileri sevip saymak başka, insanlığı itibarıyle vatandaşlığına karşı saygısızlık başka ...

Beğendiğim tek yanına gelelim... Muhalefetteki bonkörlüğünü devlet olduktan sonra terk edişine bayılırım valla...

Meşhurdur,

‘Dün öyle idi sebebi, çünkü devlet olmamıştık... Bugün devlet olduk, manzaradaki doğruları görünce mecburen böyle olduk, imkanlarımız bu kadar’...

Tayyip Erdoğan daha devlet olmamıştı... Devlet olma çalışmaları cümlesinden olarak halk arasına katılarak vaad sıralama seanslarından birisi için Merkezefendi’ye gelmişti...

Simit örneğine asıldı...

Memurun, asgari ücretlinin, orta sınıftan halkların aylık gelirindeki sade simide dahi yetmezliği ele alıp ortaya koyuşu, şahane idi...

Şimdi devlet olunca, silüeti Demirel’le benzedi.

‘İmkanlarımız bu kadar’...

Evet, devletin imkanları işte bu kadar. Asgari ücrete beş simitlik zam...

Devletin imkanlarını kimler tırtıklıyor...

Küçükler güzeldir...

Devlet olmada sırasını bekleyen küçükler yarın eli ekmek tuttuğunda, elde avuçta bir şey kalmayacağı için, bu kez de onlar 112 acil ambulans hizmetlerini taşerona verecek... Verilmeden kalmışsa tabii..

İyi seneler...

Faks: (0212) 632 83 06

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT