1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. Halkla mücadele edersen tabii ki oyun % 1’e iner!
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Halkla mücadele edersen tabii ki oyun % 1’e iner!

A+A-

28 Şubatçılar ikişer-üçer gözaltına alınmaya başlanınca, mağdurlar TV ekranlarına davet edilip soruluyor: “Ama sizin de, sürece katkı sağlayacak söylemleriniz yok muydu?”

Biraz daha cesur olanların soru tarzı, “Ama sizin de suçlarınız vardı değil mi?” şeklinde..

28 Şubat sorumlularının tamamı daha derdest olmamış..

Hem hepsi derdest olmamış, hem de derdest olanlar hakkında daha mahkemelerce bir karar açıklanmamış!

Kısacası, katile daha ceza verilmemiş..

Maktülden hesap sormaya kalkıyorlar..

Be insafsızlar.. Siz hayatınızda bir tane generali karşınıza alıp, “Süreçte, sizin de hatanız yok muydu?” diye sormamış iken..

Sürecin mağdurlarından neyin hesabını soruyorsunuz?

En komik gelişmeler de; o süreçte “katil”e kurşun taşıyanların, “katil”e destekçilik yapanların, hatta övücülük alçaklığına soyunanların, şimdi “Biz de 28 Şubat mağduruyuz” söylemine soyunmaları..

Partisi kapatılan Refah..

Ama DSP’li bir hokkabaz diyor ki, “Sürecin mağduru biziz. Oyumuz % 1’e indi..”

Be dangalak, halkla mücadele edersen, halkın tesettürüne dil uzatırsan, katsayı hokkabazlığı ile dini eğitim almış öğrencilerin önünü tıkamak istersen, tabii ki oyun % 1’e iner..

% 0.1’e inmediğine şükret..

Ama şunu da hatırlatalım ki, milleti kandırmış olmayın..

28 Şubat’ın hemen arkasından, oyunuz % 14’lerden, % 21’lere çıktı..

1999 seçim neticeleri orda..

Hakkettiğiniz tokadı yediğiniz tarih, 28 Şubat sürecinin hemen akabindeki 1999 seçimleri değil, çok sonraki 2002 seçimleri.. ..

1999 seçimlerinde, 28 Şubat’ın kaymağını yemekle meşguldünüz.

Dolayısı ile, kim derse ki; “DSP, 28 Şubat mağduru”..

Halt etmiş derim..

¥

28 Şubat mağdurlarını “suçlu” gibi gösterme operasyonunda, yaygın söylemlerden birisi de, “Canım Erbakan Hoca da, Susurluk için ‘fasa fiso’ demişti ya.. ‘Glu glu dansı yapıyorlar’ dedi ya.. Bunlar vahim hatalardı. Susurluk’u örtmeye çalışmaları büyük yanlıştı!” eleştirisi.

Bunları duydukça, “Utanmazlığın, ahlâksızlığın bu kadarına pes doğrusu” diyorum...

Rahmetli Erbakan Hoca, “fasa fiso” derken, “derin yapı”nın tamamını görmüş bir devlet adamı olarak o tesbiti yapıyordu.

Gerçekten de, bugün geldiğimiz noktada, Tüm Ergenekon soruşturmaları kapsamında baktığınızda, “Susurluk” gerçekten de “fasa fiso” değil de nedir?

Kafes Eylem Planı’ndan tutun, subayları saran fuhuş rezaletlerine kadar.. Terör ile yapılan mücadeledeki başıbozukluklardan tutun, kendi albayımızın, “intihar” diye açıklanan ölümünün, 17 sene sonra cinayet olduğunun açıklanmasına kadar.. “Teröristler vurdu” diye açıklanan general cinayetinin, yakın plandan açılan ateşle gerçekleştiği, dolayısıyla “derin yapı”nın maktûlü olduğu gerçeğinin ortaya çıkmasına kadar.

Evet; tüm bu rezaletlerden sonra, bir tane vicdan sahibi çıkıp diyebilir mi, “Susurluk, bugün ortaya saçılan rezaletlerden daha önemli idi” diye..

Bugün çok net olarak anlaşılıyor ki, “Susurluk, derin olayların devede tırnak kabilinden küçük bir ayrıntısı” idi..

Erbakan Hoca da, o gerçeği görmüş ve o genel vahim tabloya göre, Susurluk’a “fasa fiso” diyordu..

Tabii anlama feraseti olanlar için..

Aslında, “fasa fiso” söylemi, derin yapının içindeki suçlulara da mesaj idi: “Sizi gördüm. Suçlarınızı gördüm.. Yem olarak attığınız Susurluk’tan çok daha vahim ilişkilerinizi biliyorum!”

Ama bırakın 15 yıl önceyi, bugün bile bu gerçeği anlamaktan aciz, mankafalar sarmış etrafımızı..

Anlamıyorlar mı?

Yoksa öyle mi görünmek istiyorlar, ayrı konu..

Fakat, “Erbakan Hoca, bu söylemi ile Susurluk’u örtbas etmek istedi” demekle, suçüstü oluyorlar..

Niye?

Çünkü Erbakan Hoca; Susurluk’u örtbas etmek istediği için alaşağı edildi ise, onun yerine getirilenler, Susurluk’un üzerini açmış olmalılar..

Ecevit-Yılmaz-Cindoruk üçlüsü Susurluk’u çözdüler mi?

Yoksa, şimdi Ergenekoncuların avukatlığını yapan hakimlerin eli ile, Susurlukçuların tamamını beraat mı ettirdiler?

Ve son soru: Erbakan’ı, “Susurluk’un üstünü örtüyor” diye alaşağı edenlerin gerçekten derdi, Susurluk’u çözmek idiyse, Ecevit de Susurluk’u çözmediği halde, onu niye alaşağı etmediler.. 1999’da tekrar Başbakanlık koltuğuna oturttular?

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT