Halkın mesajı yerine ulaşacak mı?

01.04.2009 05:51

Serdar Demirel

Her seçim bir polemik konusudur. Farklı yorumların olacağı, objektif okumaktan çok sübjektif okumaların öne geçeceği kesin.

Gelecek genel seçimlere kadar bu yerel seçimlere sık sık vurgu yapılacağına, insanların siyasi eğilimlerine göre anlam yükleyeceğine şimdiden kendimizi alıştırmamız gerek.

Bu seçim, yerel seçimleri aşan bir boyutu olmakla beraber yine de bir yerel seçimdir, bunu göz ardı etmek doğru olmaz.

Şunu en başta söyleyebileceğimizi düşünüyorum, AK Parti’nin oylarında bir çözülme var. Milli irade tercihini bu partiden yana kullanmakla beraber, mesaj göndermeyi de ihmal etmemiş.

Oy kaybının birçok sebebi var elbette. İktidar yıpranması, global ekonomik kriz ve buna bağlı olarak halkın ekonomik endişeleri, adayların önünde baraj bariyerinin olmaması, bunca yıllık iktidara rağmen hâlâ çözülememiş başörtüsü ve Kur'an kursları gibi mütedeyyin câmiayı umutsuzluğa sürükleyen yasaklar vs...

Bunlara yanlış aday tercihlerini, bazı bölgelerde aşiret bağlarının partileri aşan gücünü, oy kullanan vatandaşın hizmette insan kalitesi faktörünü önceleyebildiğini de eklemek gerek.

Bu seçimler bir kez daha ortaya çıkardı ki; Türkiye'de iktidarı belirleyen kesim, bütün renkleriyle sağ kesimdir. Bunu partilere göre oy dağılımında görebilirsiniz.

Ayrıca CHP'nin İstanbul teşkilatı ve adayı, "Laiklik elden gidiyor!" çığırtkanlığı yapmadan ideoloji dışı bir söylemle; "yolsuzluk iddiaları"nı öne çıkarmakla ve fiyaskoyla sonuçlansa bile çarşaf açılımı gibi sağ seçmenin önemsediği değerlere vurgu yapmakla, partiyi bu ilde daha başarılı kılmıştır.

Sağ kesimin gönlünü okşayan söylemlerle, İstanbul teşkilatı, Türkiye genelinde CHP’yi çok aşan bir oy oranı yakalamıştır. Bu da bu partiyi değişmeye zorlayacaktır. Statükocular mı yoksa değişimden yana olanlar mı belirli olacak, onu da gelecek günler gösterecektir.

Numan Kurtulmuş'lu Saadet Partisi AK Parti'nin oy kaybında başka önemli bir faktördür. AK Parti’ye tepkili olan mütedeyyin câmianın gideceği pek fazla alternatif yok. AK Parti’den kaçan bir kesimin tekrar Saadet Partisi’ne döndüğünü söylemek mümkün. Tabiî bunda Numan Kurtulmuş’un meydana getirdiği sinerjiyi de görmek lazım. Toparlanma sürecine giren SP'nin böyle giderse AK Parti’yi zorlayabilecek bir performans sergileyebileceği söylenebilir.

Bu da AK Parti'nin şapkasını önüne koyup, “siyasi kimliği” üzerinde yeniden düşünmesini elzem kılmaktadır. İçi doldurulamayan "muhafazakârlık" SP'nin ortaya koyduğu kimlik karşısında cılız kalmaktadır.
Dünya görüşü net olmayan bir parti konjonktürel şartların itelemesi ve lider karizmasıyla bir dönem kitleleri arkasına alabilir ve tabiî büyük hizmetler de üretebilir. Ama çöküşü de hızlı olur. Yükselişinin hızlı olduğu gibi. Bu meyanda partinin bile unuttuğu "muhafazakâr demokrat"lığın yerine neyin konulduğunu bilen var mı?

Partililerin kendi ideolojik kimlikleri ayrı bir konudur. Ama partinin dünya görüşünü ele aldığımızda, ortada bir kimlik sorunu olduğunu söylemeliyiz.

Bu seçimler, farklı kutuplarda da olsa, MHP ve DTP'nin toplumun her kesimini kuşatamadığını da göstermiştir. MHP ve DTP'nin oyları, etnik siyasetin sadece muhatap etnik kitlede etkili olduğunu gösteriyor. Kürtleri kucaklayamayan bir MHP ve Türklere bir söyleyeceği olmayan bir DTP gerçeği ile karşı karşıyayız.

AK Parti, seçmenin gönderdiği mesajı ne kadar iyi algıladığını ilerideki günlerde gösterecektir.

Bir erken seçim olmazsa iki yıl sonra genel seçimler yapılacak. Bu da çok şeylerin yapılabilmesi için önemli bir zaman dilimi.

Genel seçimlere, halkın gönderdiği mesajların alındığını ve gereğinin yapıldığını göstererek hazırlanması gerekir, AK Parti'nin.

Kürt meselesinde daha kalıcı ve ikna edici çözümler üretmeli. Yapılan açılımların arkasını mutlaka getirmeli.

Küresel bir ekonomik krizden geçiyor dünya. Türkiye'nin global liberal ekonomik sisteme endekslenmesinin getireceği kayıpların faturası bu partiye çıkartılacaktır. Bir ara, "Paranın rengi ve ideolojisi olmaz!" gibi ortaya sürdükleri argümanların yanlışlığını mutlaka görmesi gerekir partinin kurmay kadrolarının.

Yasaklardan gına gelmiş kesimlerin mağduriyetlerinin giderilmesini daha fazla ertelememesi gerekir. Bunun için ivedilikle köklü bir anayasa değişikliğine gidilmesi zaruridir. Darbecilerle mücadele edilirken bir darbenin ülkeye dayattığı mevcut Anayasa'nın kimi maddelerinin değiştirilerek korunması akıl kârı değildir. Ergenekonvâri yapılanmaların önüne geçmek için de yeni bir anayasa kaçınılmazdır.

Oy kaybının hatırlattığı bir şey de, iktidarın bir emânet olduğudur. Emâneti veren milli irade, bir gün gelir geri alır emânetini. Bugün itibarıyla sadece mesaj göndermekle yetinmiştir.

Mesajın yerine ulaşmasını ve gerekenlerin yapılmasını bekliyor halk.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim