1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Halkın Adamı ile Devletin Adamı Arasında Süregelen Kavga
Halkın Adamı ile Devletin Adamı Arasında Süregelen Kavga

Halkın Adamı ile Devletin Adamı Arasında Süregelen Kavga

Selahaddin E. Çakırgil gündemi yorumluyor:

A+A-

Halka daha yakın hükûmetler zamanında siyasetçiler tarafından zaman zaman tekrarlanan ’Halkla devlet barıştı / bütünleşti…’ gibi sözler aslında mantık tırmalayıcı değil mi?

Ne demek, halkın devletle barışması veya bütünleşmesi..

Devlet bir mekanizma…

Halk ise, insan toplumu…

Bu durumda, bir mekanizma ile insanların kaynaşması, nasıl bir şey?

Otobüsle yolcularının barışması ve hele de bütünleşmesi gibi bir tuhaf durum olmalı…

Allah korusun…

O halde, bu barışma ve bütünleşme yerine, toplumun ekseriyetinin, o mekanizmanın yönetiminde aslî söz sahibi olmasından sözedilmesi daha doğru olmaz mı?

*

Bu açıdan bakıldığında, halkın, ülkenin ve yönetimini ve de yönetim mekanizmasının idaresi iş ve san’atını halkın istek ve iradesine göre üstlenen kimseler mânâsında siyasetçiler, ’halk adamı’ değil, ’halkın adamı..’ olmak durumundadırlar; ’devletin adamı’ değil..

Bu noktada, bir üst-yapı kurumu olan devlet yapısı içinde, ’devlet adamı’ ile ’devletin adamı’ olmak arasındaki farkı farketmek gerekiyor.

’Devlet adamı’, ’halk, ülke ve rejim / yönetim mekanizması’ üçlüsü içinde, bu üç aslî unsuru da halkın, insanın yücelmesi için hukuk ölçüleri içinde kullanan kişidir. ’Devletin adamı’ ise, türkçede, bu üç aslî unsurdan sadece birisi olan ’rejim / yönetim mekanizması’nın emrinde olanlar için kullanılan kişidir.

*

Bürokratlar, askerlik mesleğini seçenler ve teknokratlar bizde genel olarak ’devletin adamı’ durumundadırlar; ama, kendilerini ’devlet adamı’ olarak görürler ve öyle sanırlar. Halbuki, düşündükleri, sadece kendilerine verilen rol ve vazifenin gereğini kanunlar içinde kalarak veya kanunları kendi yorumlarına göre yapmaya; durumdan vazife çıkarmaya çalışırlar.

Saltanat sisteminin sona erdirildiğinin açıklanmasından sonraki yüz yıla yaklaşan zaman diliminde, kendi kendilerini ’devlet adamı’ sayan nice örnekler gördük.

Bunun örnekleri pek çoktur. Her ne kadar son bir kaç yıldır asker kesimi kendi aslî vazife alanına çekilmek zorunda kalmışlarsa da, diğer alanlarda, kendilerini ’devlet adamı’ görünümünde ve amma, devlet mekanizmasının işlemesinde rol sahibi sayan kimselerin örnekleri pek çoktur.

Bu konuya son günlerdeki gelişmeler içinden de canlı örnekler verelim…

Son örneklerden birisi olarak zikretmek gerekirse.. Anayasa Mahkemesi Başkanı Hâşim Kılıç, bu mahkemenin kuruluşunun 52. yıldönümü dolayısiyle 25 Nisan günü yapılan törende; 12 yıldır halkın yarısının desteğini kazanıp, halkı, ülke ve devlet mekanizmasını, halkın verdiği yetkiye göre yöneten Başbakan’a, (ve onun konuşma hakkı bulunmazken) evsahibliği konumunu kötüye kullanarak, devletin en üst yönetim makamlarında bulunan kimselerin huzurunda, aklınca -eskiden asker kişilerin yaptığı gibi- bir ’ayar’ vermeye kalkışmış ve hattâ kendisinden hiç beklenmiyen bir şekilde, terbiye sınırlarını da zorlayarak, onunla şahsî polemiğe girmek istediğinin en takrik edici laflarını edebilmiştir.

Yazının Devamı…