1. HABERLER

  2. HABER

  3. Halk TV’nin Esed Röportajı Tam Bir Rezalet
Halk TV’nin Esed Röportajı Tam Bir Rezalet

Halk TV’nin Esed Röportajı Tam Bir Rezalet

Suriye’nin katil diktatörüne Türkiye Başbakan’ı ve bazı bakanlara hakaret ettirip büyük haber diye yayınladılar.

A+A-

YILMAZ BİLGEN / HAKSÖZ-HABER

Önceki akşam Halk TV’de Yılmaz Özdil, tiyatrocu Müjdat Gezen ve Ece Zereycan’ın konuk olduğu ve sunuculuğunu Uğur Dündar’ın üstlendiği Halk Arenası programında tam bir habercilik rezaleti yaşandı.

Halk TV’den Ece Zereycan ve Yurt gazetesinden Ömer Ödemiş’in Suriye’nin kanlı diktatörü ile yaptıkları röportaj habercilik tarihine kara bir leke olarak geçti.

100 binlerce masumun katili Beşşar Esed söyleşi boyunca Türkiye Başbakanı ve bazı bakanlara hakaretler savurdu. Sordukları çanak sorularla gazetecilikten çok militan taraftarlık örneği sergileyen Halk TV ve Yurt gazetesi muhabirlerinin gerçekleştirdiği söyleşi ise ulusalcı medyada yılın gazetecilik olayı olarak ilan edildi.

1940 yılından bu yana gerçekleştirdiği darbelerle iktidarda kalan Baas Partisinin son temsilcisi Beşşar Esed, Türkiye Başbakanını demokrat olmamakla suçladı.

Erdoğan’a Diktatör Beşşar’a Sayın Başkan

Yurt gazetesi muhabiri Ömer Ödemiş ve Halk TV’den Ece Zereycan’ın Esed’e “Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı” gibi son derece nazik bir tarzda sorularını yöneltmeleri dikkatlerden kaçmadı. Aynı Halk TV ve Yurt gazetesi Tayyip Erdoğan’ı ‘diktatör’ ilan eden basın kuruluşları arasında başı çekmekte.

Hiçbir seçim görmeden babadan oğula yöntemiyle yönetimi gasp eden bir diktatöre Sayın Başkan ve Sayın Cumhurbaşkanı diye hitap eden ulusalcıların demokrasiden anladıkları şeyin ne olduğu da bu söyleşi ile bir kez daha gün yüzüne çıktı.

Beşşar Esed’in Türkiye ile ilişkileri normalleştiren ilk isim olarak eski Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer’i göstermesi söyleşinin dikkat çeken yönlerinden bir diğeri idi.

“Erdoğan Yalancı!”

İşte Beşşar Esed’le yapılan röportajdan bazı bölümler:

“Türkiye’de Suriye konusunda iki farklı kesim var. Türkiye’de halkın büyük çoğunluğu Erdoğan’ın politikalarını onaylamıyor. Erdoğan’a yakın duran Türk medyası ve bazı Batılı gruplar Suriye konusundaki yalanları pazarlama aracı olarak görev yapmaktalar.

Bu süreç içerisinde iki farklı Türkiye’den bahsedebiliriz. İlki ve daha önemli olan Türk halkıdır. Öyle ki bu Türk halkı, Erdoğan ve tüm yalanlarının üstünden gelerek, Suriye’de olup bitenlerle ilgili olarak gerçeği öğrenmeyi başardı. Batılı ve Türk medyasının, Erdoğan’ın yalanlarını pazarlama ve yutturma çabalarına rağmen gerçekleri öğrenmeyi başaran Türk halkının tavrı tamamen açıktır.”

“Akan Kanın Sorumlusu Erdoğan’dır”

“Türk halkının Suriye’ye yönelik savaşa ve Erdoğan hükümetinin Suriyelilerin kanına bulaşma konusunda tutumu da hep onurlu olmuştur. Türkiye’nin bir yanı budur. İkinci ve daha az önem taşıyan diğer tarafı ise Erdoğan ve Suriyelilerin kanları ile kafalarına kadar batan hükümet ve üyelerinden ibarettir. Erdoğan’ın temsil ettiği bu hükümet, binlerce Suriyelinin kanından sorumludur.”

“Erdoğan Geri Kafalı ve Bağnaz Birisidir”

Suriye’de cereyan eden olayların başlamasından önce Tayyip Erdoğan’la süren iyi ilişkiler sürecinde ve sonrasında Tayyip Erdoğan’da dar bir dünya görüşü ve bağnazlık olduğunu gördüğünü belirten Beşşar Esed şöyle siyor:

“Dünyaya çok dar bir açıdan bakıyordu. Onun bizden hep İhvan-ı Müslimin’e dair talepleri oldu. Erdoğan’ın da tek derdi İhvan’ın Suriye’deki durumuyla ilgiliydi. Erdoğan’ın aklı budur işte. Kapalı dar ve dürüstlüğü tanımayan bir mantık. Dolayısıyla kendisi ve Davutoğlu’nun tüm söylediği yalanlardan ibarettir. Onların Suriye ile ilgili söyledikleri hepsi yalan olanlar işte budur. Bizim Suriye’de Müslüman kardeşlerle olan tecrübemiz kötü bir tecrübedir. 1950’lerden 1980’lerin başına kadar binlerce Suriyeli öldü. İhvan fırsatçılığı ve yakıcılığı önceleyen anlayışta olduğu için bunlar yaşandı. Bu hükümet yani AK Parti de aynı aklı temsil ediyor.”

“Suriye alevler içindeyken Türkiye’nin rahat içinde kalması imkansızdır.” sözleriyle açıkça Türkiye’yi tehdit eden Beşşar Esed şöyle devam ediyor:

“Düşük Bir Ahlaki Değere Dahi Sahip Değil”

“Türk halkı eski döneme dair Erdoğan’la ilişkimizi merak ediyorsa onlara deriz ki, Erdoğan düzgün birisi değil ve en düşük bir ahlaki değere bile sahip değil. Erdoğan’da hem kişisel sorunlar hem de İhvan ideolojisinden kaynaklanan sorunlar mevcut.”

Halk TV muhabirinin çanak sorularından birisi de Suriye hapishanelerinde kaç gazeteci milletvekili ve düşünce suçlusu bulunduğu yönünde oldu.

Bu çalışılmış soruya kendi halkını katleden bir diktatörün cevabı ise akıl durdurucu idi. Şöyle cevap veriyor Beşşar Esed:

“Siz Türkiye’de yaşıyorsunuz biz şimdi kendimizi Erdoğan Türkiyesi ile karşılaştırmak istersek bunu yapamayız. Uluslararası kuruluşların raporlarına göre Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi. Bu durum Suriye’de ne bugün var ne de geçmişte vardı. Biz de siyasi görüşlerinden dolayı hüküm giymiş kimse yok. Suriye’de mevcut hükümeti sürekli eleştiren özgür bir muhalefet var. Kanunlarımız son derece şeffaftır.”

Esed, bu cevabıyla işlediği kitlesel cinayetler devam ederken nasıl bir ruh haline sahip olduğunu da göstermiş oluyor.

“Gezi’de Bize Destek Vardı”

Söyleşinin sonunda Gezi direnişini de Erdoğan politikalarına isyan olarak yorumlayan Beşşar Esed, “Olay sadece bir park ve çevre düzenlemesinden ibaret değildi. Gezi eylemcilerinin kendilerini destekleyen boyutu da önemliydi.” diye vurguladı.

Esed sorulan bir soru üzerine “Ben halkım istediği için burada, bu makamdayım. Şayet Suriye halkının beni istediğini hissedersem yine aday olacağım, değilse de olmayacağım. Halk ne derse ben onu yapacağım.” açıklamasında bulundu.

“CHP Tüm Türkiye’yi Temsil Ediyor”

CHP’nin Suriye konusunda takındığı cesur tavrın da önemsenmesi gerektiğine dikkat çeken Beşşar Esed “Cumhuriyet Halk Partisi tüm Türkiye’yi temsil ediyor.” iddiasında bulundu.

İşte yüz binleri kitle imha silahlarıyla vahşice katleden bir caniye bu kadar kanın neden döküldüğüne dair en küçük bir imada bile bulunmadan başlayıp biten bu söyleşi yılın gazetecilik başarısı olarak lanse edilmekte.

Muhalif oldukları hükümete despot ve cani bir diktatörün küfretmesini marifet sayarak habercilik yaptığını sanan çevreler kanlı diktatörlere ‘Sayın Başkan’ hitabıyla ideolojik körlüğü basın meslek ilkeleriyle nasıl kararttıklarını da alenen sergilemiş oldular.

HABERE YORUM KAT

3 Yorum