1. YAZARLAR

  2. Merve Şebnem Oruç

  3. Halep'in Fethi ve Suriye'nin Geleceği
Merve Şebnem Oruç

Merve Şebnem Oruç

Yazarın Tüm Yazıları >

Halep'in Fethi ve Suriye'nin Geleceği

A+A-

 

Suriye'de çok kritik bir öneme sahip olan Halep Savaşı bu hafta başladı. 2012'de Esed rejimi ve muhalifler arasındaki çatışmalar sonrası bölünen ve bir kısmı rejimin eline geçen, bir kısmı muhaliflerin elinde kalan Halep şehrinde başlayan bu son savaş, Suriye'deki iç savaşın geleceği açısından büyük önem arz ediyor.

Fetih Ordusu, Ahraru’ş-Şam ve Nusra Cephesi'nin katılımıyla Ensar eş-Şeria (Şeriatın Yardımcıları) adıyla yeni bir ittifak kurarak Esed rejimini Halep'ten çıkarıp şehri tamamen özgürleştirmek amacıyla mücadele başlattı. Çatışmalar, Eşrefiye, Cemiyetu’z-Zehra, Halidiye ve Leyramun bölgelerinde yoğunlaşmış durumda.

Şiddetli çatışmaların sürdüğü bu bölgelerden özellikle rejimin topçu ve savunma birliklerinin bulunduğu Cemiyetu’z-Zehra ve rejim karargâhının bulunduğu Eşrefiye bölgeleri büyük önem taşıyor. Zehra'da Ahraru’ş-Şam, Nusra ve Ensar eş-Şeria'nın birinci alayı, Eşrefiye'de 'Halep'in Fethi' adlı operasyonda ise Şam Cephesi başı çekiyor. Uzun soluklu ve oldukça zorlu olacağı tahmin edilen şehir savaşında, en son gelen bilgilere göre muhalifler Zehra'nın kontrolünü sağlamış durumda.

Öte yandan, Halep merkezinde rejimle çatışan muhalifler IŞİD'in (DAEŞ) rejime destek amacıyla harekete geçme ihtimaline karşı önlem alarak yaklaşık 2500 kişiden oluşan bir grubu da Halep'in kuzeyinde bekletiyor. Mayıs ayında ardı ardına önemli zaferler elde eden muhalifler, Halep merkezinde rejim birliklerine karşı geniş çaplı bir operasyon başlatmak üzereyken, IŞİD'in Halep'in kuzeyinde muhaliflere karşı saldırıya geçerek Azez yönünde ilerlemesi, muhaliflerin Halep'teki birliklerini buraya kaydırmak zorunda kalmasına neden olmuştu.

İdlib, Cisri Suğur, Eriha gibi büyük zaferlere imza atarak Halep'in özgürleştirilmesi konusunda oldukça umutlu olan ve umut veren muhaliflerin IŞİD tarafından durdurulması, rejimin imdadına IŞİD'in yetişmesi aslında Suriye'deki iç savaşı yakından takip eden ve gördüğü her sakallı muhalifi IŞİDci zannetmeyecek kadar CHP, DHKPC, Gülen örgütü ve HDP/PKK/PYD propagandasından korunmayı başarabilmiş olanlar açısından hiç de şaşırtıcı değildi. Nitekim geçtiğimiz günlerde Ahmet Davutoğlu'nun da bir televizyon kanalında canlı yayında açıkladığı üzere, 27-28 Mayıs'ta Esed rejimi, Haseke'de, PYD kontrol noktasına yakın bir yerde IŞİD'le, Türk istihbaratının tespit etmiş olduğu bir noktada görüşme gerçekleştirmiş ve belirli hususlarda anlaşmaya varmıştı.

Daily Sabah tarafından 28 Haziran tarihli bir haberde detayları aktarılan anlaşmaya göre, rejim Şukna ve Tedmur'dan silah depolarını boşaltmadan çekilerek bu bölgeleri IŞİD'e teslim edecekti. IŞİD aynı zamanda rejime petrol tedarik etmeye devam edecekti. IŞİD muhaliflerin kontrolündeki alanlara saldıracak, rejim güçleri hava saldırılarıyla destek verecekti. IŞİD kuzeyde muhalifleri geri püskürtmeyi başarırsa, rejim Süveyda veya Selamiye'yi de IŞİD'e vermeyi kabul etti. Daily Sabah ayrıca IŞİD'in Haseke'yi istediğini, ancak rejimin buranın PYD'nin kontrolünde olduğunu belirterek bu talebi reddettiğini aktarmaktaydı. Sahada son bir ayda yaşanan gelişmeleri takip edenler için, yapbozun tek eksik parçasıydı adeta bu anlaşma. Varlığından neredeyse emin olunan bu ittifakın gerçekliği artık teyit edilmişti.

Bu şekilde rejim iki bölgeden çekilip IŞİD ilerlemeye ve muhaliflere saldırmaya başladı. IŞİD'in amacı Azez'i ele geçirip Türkiye sınırında Kilis'e kadar kontrol etmek ve böylece bütün sınırı PYD ile IŞİD'in paylaşacağı, belki bir süre sonrasında da ABD liderliğindeki koalisyonun hava eskortluğuyla tamamen PYD'ye devredilmesiyle üç kantonun birleştirilmesini garantileyeceği sınır hattının muhaliflerin elinden alınmasıydı.

Türkiye'nin çok sayıda tank, zırhlı personel taşıyıcılar ve askerî personel taşıyan otobüslerle güvenlik önlemleri altında Kilis'e sevk etmesi ve IŞİD'in kontrolündeki Cerablus'un tam karşısındaki Karkamış sınır kapısında bazı noktalara zırhlı araçlar konuşlandırması, tüm bunlar ışığında değerlendirildiğinde açığa kavuşuyor.

Türkiye'deki azılı Baas destekçileri muhaliflerin Halep'te başlattığı operasyonun arkasında Türkiye'nin olduğunu söylerken Suriye Devlet Televizyonu da Halep muharebesini Erdoğan'ın başlattığını iddia ediyor. Öyle ki, Esed'e sınırsız desteğiyle bilinen Hüsnü Mahalli: “Suriye yaygarasının iki amacı; Halep'e saldıran teröristleri destekleyip korumak ve IŞİD'in bu teröristlere olası saldırısını engellemek.” derken âdeta rejim-IŞİD işbirliğini ortaya koymuş oluyor. Düne kadar her muhalifi IŞİD üyesi diye göstererek meşruiyet arayan Baasçılar, bu kez öfkeden ve telaştan öyle bir hale düşmüş vaziyette ki, malum ittifakın detaylarını açıkça deşifre ediyor.

Türkiye'nin, Halep Operasyonu’nu yeniden sabote edecek olan IŞİD'e karşı sınırın Türkiye tarafında geçtiği alarm durumunun verdiği gözdağı dahi muhaliflerin Halep'te işini kolaylaştırmış, katil rejimin, rejim destekçilerinin ve rejim işbirlikçilerinin yüreğini ağzına getirmiş durumda. Türkiye, eğer IŞİD yine de muhaliflere saldırırsa IŞİD hedeflerini vuracak; bunun olmadığı durumda da sadece sıkıştırmakla yetinecek. Bu durum, 'Maceraya girmeye niyeti olmayan' Türkiye'nin, söz konusu Halep ise ne kadar ciddi olduğunu da ortaya koyar nitelikte. Zira Halep'teki son savaş, Suriye'de savaşın geleceğini belirleyecek.

Yeni Şafak

YAZIYA YORUM KAT