1. YAZARLAR

  2. Yalçın İçyer

  3. Halepçe ve Hiroşoma’nın Suçluları Kim?
Yalçın İçyer

Yalçın İçyer

Yazarın Tüm Yazıları >

Halepçe ve Hiroşoma’nın Suçluları Kim?

A+A-

Allah'ı Zalimlerin Yaptığından Gafil Sanmayın

وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ Sakın Allah’ı, senin davetini engelleyen, sana ve mü’minlere baskı ve işkence yapan, Allah’ın dinine mânî olan zâlimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Allah onların cezalarını, korkudan gözlerin belereceği bir güne erteliyor.' (İbrahim suresi14/42)

Mastazafların-zülme uğrayanların Rabbi Allah'a sonsuz hamdusenalar olsun. Salat ve selam O'nun hamdına pratik yaşayarak şahitlik yapan Resullere ve dostlarına olsun. Rabbim onların yolunda gidenlerden razı olsun bizleri de onlardan eylesin.

Sevgili kardeşler!

Sizleri ve tüm müslümanları mazlumların Rabbinin selamı ile selamlıyorum. Rabbim sizlerin ve direnen mazlumların yar ve yardımcısı olsun. Sizlerle bir ayeti yine paylaşacağım. Kendim için iman ve aksiyon ibresi gördüğüm bir ayet. Aktüel olaylarla bağlantı kurarak. Belki geçen yıl 16.03.2012 deki yazımda yakın ifadeler kullanmışımdır. Tarih bize hem ilahi ayetler olarak derstir. Hem de insanlık tarihinin sosyal yasaı-sünneti- olarak.

İnsanlık tarihin en acı ve en kara sayfalarını 18.19. 20 ve 21. yüz yılda yaşadı. Çağlar tarihine göre bu yüzyıllar; yeni, modern, aydınlık ve ilerlemiş çağlar olarak tanıtılır. Ancak bu yüzyıllarda insana karşı en büyük katliamlar yaşandı. Sadece savaş ve silah olarak değil, diğer değerler açısından da öyle. Ben, bu yazımda sizlere insanlık tarihinin yüz karası olan iki katliamdan bahsedeceğim. Yukarda verdiğim ayetin bakış açısı içinde izaha çalışacağım.  Bu iki olaydan birisi 1988'de ABD ve batılı güçlerin desteklediği Irak diktatörü Saddam güçlerinin bombaladığı Halepçe katliamı. 16. Mart 1988'de sekiz MİG-23 uçağı kimyasal Ali'nin emriyle seksenbin nüfuslu kent bir saat içinde zehirli gazların bulutları ile sarıldı. Ve diğeri yine 06.08.1945 yılında batılı güçlerce desteklenen ABD güçlerinin bombalandığı Hirioşoma-Nagasaki adalarının. Bu iki olayın iki benzerliği var. O günkü anlayışı ile ehven denerek ABD'nin yanında yer alan ve bugün halen ehveni şer diyerek zulme destek olan anlayışta arayalım. İkisi de aynı hedefleri olan aynı güçler tarafından yapılmış olması. Hiroşoma'da uranyum yapılı kitle imha edici bombalar kullanılmış. Halepçe'de kitle imha edici zehirli gazlar kullanılmış. Ve ikisi de aydınlık çağının!!! ürünü kabul edilmiş. Emperyalist güçlerin modern çağı!!!.

Peki yukarda ki ayetin bu iki konu ile ilgisi nedir? Neden Resulullah(ass) uyarılıyordu? Benim açımdan iki önemi vardır. Zalimlerin yaptıklarını gördükçe ve seyrettikçe bir suçlu arıyorum. Aslında suçlu belli. Zalimler, tağutla, müstekbirler ve müsfitler. İnsan hep kendisini temize çıkarır, suçu başkasına yükler. Haksız yere öldürülen ve hakları alınan insanları her gördüğümde adeta deliye dönüyor ve anlatılmayacak şekilde üzülüyorum. O halde vesveseci devreye giriyor ve 'Neden Allahım sorusunu sorduruyor?' 'Niçin bu katliamlar?' Bu zavallı insanların ne suçu var? O an hemen bu ayet imdadıma koşuyor. Sakın ha sakın Allah'ı olup bitenlerden habersiz sanma. Ve de ey Resul sakın gevşeklik gösterme? İlahi iradeye müdahale gibi bir yanlışlığa düşme. Sen kendi iradi gücünü sorgula. Dolayısıyla ile siz müslümanlar sorgulayın kendiniz.

Ayetin öncesinde Hz.İbrahim anlatılıyor. Bu bir cevaptır. Zalimlerin insanın inanç ve değerlinin yok edildiği bir toplumda yaşayan Hz.İbrahim'in tavrı ve çocuklarını nasıl koruduğunu anlatıyor. Onun döneminin zalimi Nemrud idi. Sonu felaket oldu. Allah(cc) bize bu ayetten ne anlamamız gerektiğini anlatıyor. İbrahim’i anlatırken bizim sorumluluğumuzu ve Nemrud'un sonunu anlatırken kendisinin Rabliğini anlatıyor. Halepçe'yi bombalatan Saddam'ın sonu ile Nemrud'un sonu aynı oldu. Ama biz İbrahim olmadık. Hiroşoma'yı bombalayan müstekbir güçlerin de sonu aynı olacak. Nitekim toplumsal olarak, sosyal, ahlaki ve ekonomik değerler açısından dibe vurmuşlar. Bunu hep görüyor ve seyrediyoruz. O halde biz haşa Allah'ı suçlarcasına sorgulamayalım. Ve kendi sorumluluğumuzu unutmayalım.  Biz kendimize bakalım. İbrahim'in kıssasını okuyalım ve onun sorumluluğunu yüklenelim. وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هَذَا الْبَلَدَ آمِنًا وَاجْنُبْنِي وَبَنِيَّ أَن نَّعْبُدَ الأَصْنَامَ Hani, İbrahim: "Ey Rabbim!" demişti, "Bu beldeyi emin kıl; beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan ebediyyen uzak tut!

رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء Ey Rabbim, beni ve soyumdan gelen insanları namazda devamlı ve duyarlı kıl! "Ve, ey Rabbimiz, bu duamı kabul buyur.

رَّبَّنَا إِنِّي أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيْرِ ذِي زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُواْ الصَّلاَةَ فَاجْعَلْ أَفْئِدَةً مِّنَ النَّاسِ تَهْوِي إِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُم مِّنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.”

رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ "Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni, anne babamı ve mü'minleri bağışla!" (İbrahim suresi14/35, 37,40,41) İşte güzel örnek İbrahim. Ya siz nerdesiniz?

II-SONUÇ

Resulullah'a şiddetle hitap var. Sakın ha sakın Allah'ı gafil sanma. Allah Resulu Rabbı hakkında böyle bir zannda nasıl bulunur? O halde Rabbimiz neyi kast ediyordu?

Kim suçlu? Sadece bu katliamları yapan şer güçleri mi? Sadece o bombaları üretenler mi? Yoksa ona karşı İbrahimi tavrı takınmayan bizler de mi? Suçu nerde arayalım? Gelin kendimizde arayalım? O gün Halepçeyi gündeme getirmeyi ırkçılıkla itham eden anlayışta arayalım. O güne seyirci kalan İran İslam cumhuriyetinde arayalım. Hiroşoma'dan sonra nice Hiroşomalar yaşandı. Şu an Mali'de, Filistin'de, Suriye'de daha alçakça durumlar yaşanıyor. Bu katliamları kınayan ve onlara karşı onurlu mücadele verenlere terorist diyen batı medyası ve siyasileri ile aynı kulvarda olan ve de müslüman olduklarını söyleyen anlayışta arayalım. Avrupa halkları halen ses çıkarmadığı gibi bu emperyalist zülümleri destekliyor. Allah(cc) olup bitenlerden haberdardır. O günkü anlayışı ile ehven denerek  ABD'nin yanında yer alan ve bugün halen ehveni şerr diyerek zülme destek olan anlayışta arayalım. Akifi'in çağrısını bile ulusalcılığa kurban eden anlayışta arayalım. Çanakkale için yaptığı çağrı evrensel ve  ummet çağrısı idi. Arabı, acemi, Türkü, Kürdü, farsı sırt sırta vermeye çağıran ummet anlayışını ulusçuluğa çeviren anlayışlarda arayalım. Halen aynı gaflet ve aynı dar kafacılık anlayışı çok Halepçeleri bize yaşatacaktır. Orada vuruşan ummet şuuru idi. 'Türkiye Türklerindir' şurası arapların burası kürtlerin orası farslarıdır. Anlayışı için değildi.

Allah(cc) insana seçim hürriyeti vermiş. İnsanı iradesi ile başbaşa bırakmış. Ama günü geldiğinde mazlumun hakkını tek tek soracaktır. Sadece zalimlerden değil, onlara karşı susan ve İbrahim’in onurlu tavrını takınmayan bizlerden de hesap soracaktır. Nemrud'dn sordu ve soracak. İslam dünyasının diktatörlerinden sordu ve soracak. Onları destekleyenlerden de soracak Bizler evrensel zülme karşı onurlu bir tavır takınmadığımız müddetçe Allah'a hesap veremeyiz. Rabbim bu gaflet uykusundan uyanmayı bize nasip etsin. Asıl gafil olan bizleriz. Bakalım kendimize. Bakalım namazımıza. Bakalım evimize. Bakalım çocuklarımıza. Bakalım amellerimize. Neredeyiz? Hesap verebilecek miyiz? Ne mutlu hesap verebileceğim diyenlere. Selam olsun o onurlu yiğitlere. Allahım bizleri onlardan eyle. O diriliş erlerinden kıl bizi? İbrahim'in mutlu duasını bize de nasip et. Allah'a emanet olun.

 

YAZIYA YORUM KAT