Halebçe’den Çanakkale’ye ve İç Siyasî Tartışmalara...

20.03.2014 20:23
Halebçe’den Çanakkale’ye ve İç Siyasî Tartışmalara...
Bir Müslümana fir’avun ve tımarhanelik benzetmesi yaparken, en ağır bedduaları ederken, geçmişte kimlerini önünde nasıl eğilip büküldüğünüzü hatırlamadınız mı?

Selahaddin E. Çakırgil'in yorumu:

Halebçe’den Çanakkale’ye ve iç siyasî tartışmalara..

1- Halebçe Katliâmı’nın yıldönümünde..

(22 Eylûl 1980 tarihinden itibaren 8 yıl devam eden ve her iki taraftan bir milyondan fazla insanı eriten-yutan ve her iki ülkenin bütün tarihî ve maddî zenginliklerini de tahrib eden)İran-Irak Savaşı’nın hassas anlarından birisi daha yaşanıyordu.

İran güçleri, onbine yakın bir Irak birliğini yenilgiye uğratıp, binlerce esir alarak Irak sınırındakiHalebçe şehrini ele geçirmişti.

Yabancı bir ordunun bir şehre girişi sırasında en fazla korunmaya muhtaç olan genç kızlar, gelinler başta olmak üzere, bütün bir sivil halk, gizlenmek bir yana, bir de evlerinin kapıları önünde yığışıp, İran güçlerinin şehre Allah’u Ekber’ diye girişlerini sevinçle karşılıyorlar ve onlar da aynı şekilde Allah’u Ekber!’ nidâlarıyla karşılık veriyorlar ve sevinç gözyaşı döküyorlardı..

Çünkü, Halebçe halkının hemen tamamı kürd idi ve Saddam rejimi tarafından bir düşman unsur olarak görülüyordu. Ve bu halk, hemen tamamiyle Ehl-i Sünnet mezhebine mensub olmasına rağmen, büyük çapta şiî olan İran ordusunun şehirlerini ele geçirmesini sevinç gözyaşlarıyla karşılıyorlardı. Saddam rejiminin, Baas rejiminin zulmünden bu kadar acı çekmişlerdi.

Saddam Huseyn Halebçe halkının İran güçlerini böylesine sevinçle karşılamasına seyirci kalamazdı. Nitekim, yardımcılarından -daha sonraları, Kimyasal Ali diye meşhur olan ve Amerikan işgalinden sonra ise, idâm olunan- bir zâta emir vererek Halebçe üzerine hardal vesarin gazı vs. kullandırtmış ve o kimyasal bombardıman neticesinde 5 binden fazla insanın, oyuncaklarıyla oynayan çocuklar, annelerini emen bebekler, ya da tehlikeyi görünce çoluk-çocuğunu kucağına alıp, hemen şehrin dışına doğru kaçmaya çalışan kadın-erkek, binlerce insan, ciğerleri kavrularak yere kapaklanmışlar, ânında can vermişlerdi. Bu arada, İran askerleri de kavrulmuştu, ama, onların sayısı, bu sivil kayıplarına dahil değildi..

Ortaya çıkan manzara, korkunç kelimesiyle bile anlatılamıyacak derecedeydi.

Bu korkunç sahneler İİC televizyonu tarafından dünya haber ajanslarına, o facianın hemen ardından, sıcağı sıcağına servis edildiği halde, emperyalist dünya, bu durumun, o savaşta,dünya kamuoyunun eğilimini Saddam aleyhine  kaydırabileceği endişesiyle, o korkunç sahneleri dünyaya duyurmaktan dikkatle kaçınmış ve dünya o korkunç sahnelerden, ancak Saddam’ın Kuveyt’i işgal etmesi ve buna Amerikan emperyalizminin şiddetle karşı çıkmasından sonra haberdar edilmiştir.

Evet, Halebçe Katliâm ve Faciası unutulmamalı; benzerlerinin bir daha yaşanmaması için, hâfızâlarda canlı tutulmalıdır. Bu bakımdan, Halebçe Faciası üzerine yapılan anma toplantıları önemlidir. Ancak, bu anmalar yapılırken, fırsattan istifadeyle, konunun çarpıtılmasına da âlet olunmamalıdır.

Ne var ki,  bu noktada, maalesef bir takım çarpıtmalar zaman zaman görülmekte.. Daha da acı olan şu ki, uzuuun yıllar birlikte olduğumuz, o günleri birlikte yaşadığımız bazı kardeşlerimiz,Halebçe Katliâmı’nın, ‘kurulmasından korkulan Kürdistan devleti yüzünden’  işlendiğini iddia etmeye başlamışlar.. Van’da geçtiğimiz hafta yapılan bir anma toplantısında bu beyanın açıkça dile getirildiğini görüyoruz.

Yazının Devamı…

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim