

Haksöz Dergisi 239. (Şubat 2011) Sayısı Çıktı!
"Kur'an'ın aydınlığına doğru" şiarıyla aylık yayınını sürdüren Haksöz Dergisi, bu ay halkların diktatörlere karşı direnişini ön plana çıkardı. Tunus diktatörünün devrilmesinin ardından birçok ülkede baş gösteren protestolara atıfla Bin Ali'nin yanı sıra Hüsnü Mübarek, Mahmud Abbas, Kral Abdullah ve İlham Aliyev gibi diktatörlere "İşbirlikçi Zalimler! Sizi de Bin Ali'nin Akıbeti Bekliyor!" diye seslenen Haksöz, küresel intifadayı selamlıyor.
"İntifada Diktatörü Götürdü; Tunus'a Onur Getirdi!" başlıklı Gündem yazısında kendini sömürgeleştiren, halk düşmanı ve işbirlikçi diktatörlerin akıbetlerinin benzerliğine dikkat çekiliyor. "Tunus Model Olmayı Asıl Şimdi Hak Etti!" başlıklı yazısında Rıdvan Kaya Tunus intifadasının arka planını ve diğer Arap ülkelere de sıçrayan intifadayı nasıl bir gelecek beklediğini analiz ediyor. Bahadır Kurbanoğlu ise "Tunus İntifadası Diktatörlüklerin Sonu; Yeni Umutların Başlangıcı Olabilir mi?" başlıklı yazısında madde madde nasıl bir tabloyla karşılaştığımızı tahlil ediyor.
Muhtemel CHP-BDP ittifakını işlediği yazısında Murat Koç, PKK lideri Öcalan'ın Kemalizm aşkını gözler önüne seriyor. Öcalan'ın AK Parti düşmanlığının ve Şeyh Said'i karalama çabasının arkasında yatan ideolojik faktörleri ele alan Koç, Öcalan'ın CHP ile birlikte nasıl Ergenekon savcılığına soyunduğuna dikkat çekiyor.
Danıştay'ın ALES'te başörtüsü yasağı kararını irdeleyen Gülsüm Peker Alpay, yasakçıların giderayak yeni mağduriyetler yaratmanın hazzını yaşamak istediklerini belirtirken Rıdvan Kaya, Yargıtay Üyesi Hamdi Yaver Aktan örneği üzerinden "Yüce Yargı"daki çürümüşlüğün had safhaya ulaştığını ortaya koyuyor. Gölcük Donanma Komutanlığından çıkan darbe belgeleriyle Balyoz cephesinin nasıl çuvalladığı, Hizbullah tahliyeleri tartışması ve Azerbaycan'daki başörtüsü yasağı da dergide kısa kısa yer alan güncel içerik arasında.
Mısır'da bir kilisenin bombalanması sonrasında Kıptilerin isyan etmesindeki faktörleri ve İslam coğrafyasındaki gayrimüslimlerin durumunu inceleyen Murat Özer, gelişmelerin Müslüman-Hıristiyan çatışmasını tetikleyip tetiklemeyeceğini sorguluyor. Musa Üzer ise 29 yıl önce Suriye'nin Hama şehrinde gerçekleşen katliamı gündemleştirerek kayıpların bulunması talebiyle konuyu gündeme taşımak gerektiğini belirtiyor.
Kur'an çalışmalarının yoğun olarak yer aldığı bu sayıda Kenan Levent, "Kur'ani Tebliğde Model Sorunu" başlığı altında tebliğde çevre faktörü, muhteva ve usul, üslup, tebliğcinin vasıfları, tebliğde toplu şahitlik gibi konuları ayetler ekseninde irdeliyor. Manar tefsirinden öncü İslami şahsiyetin inşasında gerekli olan fikrî donanım ve yeterlilik şartlarına yer verilen dergide Cengiz Duman da Hz. Yusuf'un Mısır yönetimindeki konumunu analiz eden çalışmasına devam ediyor. Fevzi Zülaloğlu ise "İstiâze, Besmele, Hamdele, Salvele"nin anlamları üzerinden fiilî ve kavlî dualarımızın başı ve sonunu ele alıyor.
Eğitimin özgürleşmesi sorununu kaleme alan Ersoy Göveç, resmi ideolojinin mahiyetinin yanı sıra Türk/milli eğitim sisteminin özelliklerini irdeliyor. Anaokullarından üniversiteye kadar okulların sorunlarına da değinen Göveç, Eğitim Şurasının kararlarına da dikkat çekiyor.
"İslam Tarihinden Portreler" çalışmasına uzun aradan sonra devam eden Ali Değirmenci, bu sayıda "vefalı ve onurlu bir ensar" olan Kays Bin Sa'd'ın hayatını ve mücadelesini anlatıyor.
Edebiyat sayfalarında ise Günay Bulut'un kendini dünyanın akışına kaptıran bir dönemin aktif insanlarının hikâyesine; Gülşen Demirkol Özer'in, Ece Nur örneğinden hareketle küçük omuzlara yüklenen yasağın sancılarını anlattığı denemesine ve Bünyamin Doğruer'in "Buradayız!" başlıklı yazısına yer veriliyor.
HAKSÖZ-HABER
İrtibat: 0212 524 10 28 / 534 58 08
Haksöz Dergisine İnternet Üzerinden Abone Olmak İçin Tıklayın

Neden olayı tersten anlıyorsunuz.
Alttaki yorumları bir daha okuyunuz. Bazı yorumcular gerçekten tahlil yapıp ve de tebrik mi ediyor yoksa bodoslama bu niye yok o niye yok diye mi yazmış..
Ben şöyle düşünüyorum. Arkadaşlar olayın yerel boyutunu düşünmüşler ve diktatörlük sistemiyle Türkiyedeki sistem tam olarak örtüşmüyor. Onun için kapağa koymak zorlama olur. Ölmüş kişilerin resmini koymak ise komik olur. Ben böyle düşünüyorum inanıyorum ki dergiyi çıkaran kardeşler de aynı şekilde düşündüklerinden koymamışlar.
Elbette dergiyi de eleştirelim ama bence biraz daha düşündükten sonra..
usuldür önce eline sağlık denir demişsizniz
ya zaten buraya yorum yazan tüm kardeşlerimiz bunu diyodur
demeyecek olan adam niye yorsun ki kendini bi eleştiri yazmak için
üstelik insanların nacizane tahlilleriyle dalga geçme hakkını nasıl kendinizde buluyorsunuz hasan soylu kardeş
"Haksöz'ün işbirlikçilik ve zulme karşı net tavır alamayışını, çelişkili tutumunu, yaklaşımının sığlığnı bir çırpıda keşfetmiş olmalarından ötürü tebrik ediyorum.Bu yol göstericiliklerini her alanda sergilemelerini ve fiili tavır alışlarıyla örneklendirmelerini bekliyorum.. "
değerli kardeşlerim sizden eleştirilere daha berrak bir zihinle, daha geniş perspektiften bakmanızı rica ediyorum... öküzün altında buzağı aramadan yani....
Ilımlı İslam yok bilmem ne..İnsanların sizin gibi düşündüğünü nereden biliyorsunuz. Bu teranelere inanmıyor olamaz mı Haksöz dergisi..Size tavsiyem bu ulusalcıların, solcuların altı boş iddialarına fazla kulak asmayın..
Bazen muhalefet olsun diye o kadar zorluyor ki insanımız.. Kimi ölmüş insanı Mustafa Kemali koyalım diyor..Kimi diktatörlüğün ne olduğunu anlamadan iktidarı da diktatörlerle aynı kefeye koyuyor..
Bu arada dergiyi hazırlayan kardeşlerden Allah razı olsun..
"İşbirlikçi zalimler"eskimeyen bir sloganımız bizim.Bundan sonra da daha epeyce devam edecek yüksek ihtimalle.
Mustafa bey'e katılıyorum.Kapaktır bu.Resimleri konanlar sembol olarak görülmelidir.Öyledir de.Mustafa Kemal'in resmini koymayan arkadaşlara ne diyeceksiniz?O resmin konmaması Haksöz dergisinin 239.sayısına nasıl bir zarar veriyor veya verebilir.
Ayrıca bir eleştiri yaparken genellikle kantarın topuzu kaçıyor çoğu kez.Bir sürü teknik problemi zaman olayını dizgiyi v.s.yi işgücünü hesaba katıyormusunuz?
Bunlar mazeret olamaz diyorsanız söylenecek bir söz yoktur.
Yapmayalım! Etmeyelim!
Kapak bu. Bir kaç sembol diktatör konmuş, malum hinterlandı anlatan. Bunlara da Aliyev eklenmiş ki bunlardan hiçbir farkı yok dercesine... (Azerbaycan'da başlayan 28 Şubat'a atfen)
E kolayım o zaman; Obama ve Putin'den başlayarak soldan sağa tüm dünya liderlerini sıralayalım. Hatta İran'a alerjisi olan arkadaşlar varsa kırmamak için Ahmedinejat'ı da ardı sıra ekleyelim.
El insaf!!! Bir parça siyasi basiret!
Bir kardeş, ölmüş bir adamı koyalım diyor öneri olarak; yaşayanlardan biri aklına bile gelemiyor. Neden? Çünkü mevcut siyasi gündemle uzak yakın ilgisi olmayacak da ondan!
E o halde?
O halde hem gündeme, hem de gündeme ilişkin söz söyleyenlere haksızlık etmeme ince hassasiyetini gösterelim ve bazen klavyeyi paralamaktansa susmayı tercih edelim.
Bir de "her konuda söz söylemek mecburiyetinde olmalı mıyım acaba?" diye de bir parça düşünelim.
"Ben kimsenin aklına bile gelmeyecek olanı bulup buluşturup ortaya sereyim" tavrı insanı her zaman adil ve üretici bir konuma yerleştirmez.
Önce çevrenizle bir istişareleşin desem ve bir parça siyasi basiret talep etsem, kalbinizi kırmış olur muyum?
Ya da kimbilir belki de çok nitelikli birikimlerini ve derin siyasi tahlil yeteneklerini ortaya koymak istemiş de olabilirler!
Bu yorumcuları Haksöz'ün işbirlikçilik ve zulme karşı net tavır alamayışını, çelişkili tutumunu, yaklaşımının sığlığnı bir çırpıda keşfetmiş olmalarından ötürü tebrik ediyorum.
Bu yol göstericiliklerini her alanda sergilemelerini ve fiili tavır alışlarıyla örneklendirmelerini bekliyorum.
türkiye'den neden yok? sorularına ise şu soruyla karşılık vermek mümkün: Türkiye'den kim konulacaktı? Var mı öneriniz?
:)))))))))))))))))))))
Merakla bekliyoruz.









