Hakim Abdullah Erdem soruyor, HSYK Başkanvekili Özbek susuyor

15.04.2010 02:11

Nusret Çiçek

Yargının sorunları sadece iktidarın işi değildir. İktidarlar her zaman gelir geçer.

Önemli olan, hep birlikte omuz verilmesi halinde sağlıklı bir sonuca varmaktır.
YARSAV’ın bu aşamada yüklendiği misyonu sorun çözücü olarak görmüyorum.
Herkesin bildiği gibi YARSAV’ın yapılanması ideolojik ağırlıkta.
Daha açıkçası, yargı içerisinde ideolojik yapılanma...
Hep söyledim, yine de söylüyorum. Kim ne olursa olsun yargıya iki şeyi bulaştırmayacaksınız; birincisi seçim, ikincisi dernekçiliktir.
Geçen hafta dernekçiliğin maharetini gördük...
Ankara Cumhuriyet Savcısı görevli olduğu adliyenin konferans salonunda konuştu diye koruma, hangi hakka hukuka dayanmışsa yakasına yapıştı.
Ve de erenler pişkin pişkin seyrettiler.
Salonun asıl yetkilisi savcı, hem de görev başında; ama bir koruma tüm bu badireleri aşarak savcıya “çık dışarı!” zılgıtını çekebiliyor.
Hatırlayın.
Sincan olaylarında halktan bir kişi Star TV’nin muhabirine tokat atmıştı.
Olay irtica kapsamında günlerce televizyon ekranlarında işlendi durdu.
Peşinden tanklar yürüdü sokaklarda.
Daha vahimi, bir tokat yüzünden mahkeme vatandaşı anında tutukladı.
Açın adliyelerin arşivlerini inceleyin, bir tokat yüzünden bu ülkede tutuklanan bir kişiye kolay kolay rastlayamazsınız. Sebebi ise, cezanın hafifliği...
Ama mazlum Star muhabiri olunca kurallar hemen değişti.
Şimdi de devletin savcısı bir koruma tarafından kolundan çekilerek salondan dışarı çıkarılmak istenerek nahoş olayların odağı olduğu halde tiz yok.
Nöbetçi savcı, veya başsavcı vekillerinden birisi savcıya fiili müdahalede bulunan zanlıyı ifadeye çekemiyor. “Alın şunu” diyemiyor...
Neden? Çünkü tokat Sincan’a ait... Savcıyı kolundan tutup dışarı çıkarmak YARSAV toplantısına ait.
Bu kadar basit.
Gelelim madalyonun diğer yüzüne.
Hakim Abdullah Erdem yılların biriken sorunlarına parmak basarken HSYK yetkililerine yollama yapıyor:
“Liyakate göre değil, dost ilişkilerine, siyasi ve ideolojik ilişkilere göre seçim yapılıyor. HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’ten de önceki başkan vekillerinden de yüz yüze görüştüğümde, seçimlerde bazı ilkelerin saptanmasını istedim. Ama bu önerilerimiz dikkate alınmadı, ahbap çavuş ilişkisi, kast sistemi devam etti.”
Sayın Özbek, söyle bakalım, şimdiye kadar bu seçim olayında hangi iyileştirmeye imza attınız? Biliyorsunuz ki tüm teşkilat HSYK’nın yapmış olduğu ve de hiçbir ilkeye dayanmayan seçim sistemine karşı.
Hakim Abdullah, şu anda o karşı olmanın sesini yükseltenlerden birisi, teşkilatı deşseniz hepsi ayağa kalkar...
Ama yapılan bir şey yok.
Görüntülerde siyasi demeçler ve de muhalefete destek turları...
Hakim Abdullah Erdem’in şu sözleri yalan mı?
“Tavassutun, aracılığın ortadan kaldırılmasını,
Yargıtay’a üye seçilmek isteyenlerin işini gücünü bırakıp Kurul kapısında beklememesini istedik. 10 bini aşkın meslek mensubunun kaderinin 3 kişinin elinde olmamasını, Kurul kararlarının yargı denetimine açılmasını tavsiye ettik. Ancak bizi dikkate almadılar.”
Ben de o teşkilata saçını sakalını ağartanlardan birisiyim, biliyorum ki kurulun kapısında günlerce üye görüşmesi yapmayanların seçilme şansı zayıf.
Diyeceksiniz ki şimdi de o beklemeyi Meclis’e taşıyorlar.
Orada haklılık payı var da siz önce üye seçimlerini kur’a ile veya sınavla yapın da iktidar dışarıdan Anayasa Mahkemesi’ne, HSYK’ya hukukçu olmayan üye çağırmaya kalkışırsa hepimiz ona karşı duralım.
Şimdi diyorlar ki; bazı hakimlere verilen anayasal yetkileri “eşitlik ilkesi” çerçevesinde kullanamadıklarından yanlarına onları doğrultacak hukukçu olmayan üyeler gönderiyoruz. Bir nevi gözlemci!
Tabii ki bu anlayış camianın bir ayıbıdır, ama daha da ayıp olanı bu hallere düşmemize sebep olanlardır.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim