1. YAZARLAR

  2. Süleyman Ceran

  3. Haçlı Vandallığının Modern Sembolü: Tomahawk
Süleyman Ceran

Süleyman Ceran

Yazarın Tüm Yazıları >

Haçlı Vandallığının Modern Sembolü: Tomahawk

A+A-

Savaş için koalisyon kuruyorlar, öldürmek için. Bir dönem kılıcın çeliğiyle, sonra barutun yakıcılığı ve sonrasında tüfengin hayınlığıyla emperyal ideallerini gerçekleştirdiler. Yaşadığımız yüzyılda tüfengin mesafesini, barutun yakıcılığını ve çeliğin gücünü birleştirdikleri yeni yok etme araçlarıyla tekrar sahnedeler. Yağmalama, had bildirme eksenli savaşıma millerce yukarıdan fırlattıkları füzeleriyle dâhil oluyorlar. Gittikleri yere götürdükleri demokrasiye tüm Afrika, Ortadoğu ve Asya kanlı gözyaşları ile şahit. Dönem dönem evrilen ve 11 Eylül sonrasında küresel terörü kendisine hedef seçen ABD ve NATO, bu alanda sayısız cinayete imzasını attı. Bu süreçte en çok hava saldırıları ile amaçlarına ulaşmaya çalışan yapının, yok etme sonucuna en çok yardım eden şey, adı Tomahawk olan bir füze.

Tomahawk, Amerikan yapımı toplu öldürme aracının sadeleşmiş ismi. Adını, soylarını Birleşik Devletlerin kuruttuğu Kızılderililerin savaş baltasından alıyor. Füzenin tam ismi, Tomahawk Land Attack Cruise Missile (TLAM).  1991’den bu güne kadar aralıklarla Irak’a, 1995’te Kararlı Güç Harekâtı ile Sırbistan’a, 1999’da Müttefik Gücü Harekâtı ile Yugoslavya’ya, 2001’de Sonsuz Özgürlük Harekâtı ile Afganistan’a ve şimdilerde de adını “Şafak Yolculuğu” koydukları harekâtla Libya’ya, demokrasi, esenlik, refah, huzur, akıl ve fikir bahşeden de işte bu güzide füze.

Tomahawklar özellikle sığınakları vuruyor, denizden karadan atılabiliyor, üstelik engellerin de çevresinden dolanıyor, radara yakalanmıyor bir de o kadar akıllı ki, adresi kendi buluyor. Haçlı Vandallığının geliştirdiği son toplu ölüm aracı işte bu. Bu füzeler tip tip, her biri daha değişik öldürmek için tasarlanmış. A tipi olanları nükleer başlık taşıyor, çıkardığı kocaman mantarla yüz binlerce kişiyi aynı anda öldürmekle yetinmeyip uzun yıllar sürecek ekin ve nesil bozgununun kapısını açabiliyor. C tipi olanları delici/nüfuz edici özellikleriyle sığınaklara saklananları çaresizlikleriyle beraber kavurmak için tasarlanmış. Metrelerce betonu delebiliyor bu meret. Irak’ta sığınakta öldürülen siviller bu modelin kurbanları. D tipi olanları bombacıklı füzelerden oluşuyor. “Damla çikolatalı” der gibi, değdiği damakta korkunç izler bırakıyor. 23 Mart 2011 tarihli bir gazetede “Adrese Teslim Füze Tomahawk” şeklinde bir başlık attıktan sonra füzelerin her birinin 1,4 milyon dolara mal olduğundan, teknik özelliklerinden dem vurmuş, öve öve bitirememişti. Bu kadar pahalı silahları kullanmayın, değmez havasında bir haber. Sanki pahalı bir hediyeden söz eder gibi “adrese teslim” demişti gazete. İnsanın böyle bir savaş aracının ne tür sonuçlar doğurabileceğini makro plandan vazgeçip mikro planda görmesi için illa kafasının üzerine mi düşmesi gerekiyor acaba.

Kanın akması nasıl bir şeydir, o sıcaklık hissi, aşağıdan yukarı yükselen soğukluk ve ölüm nedir? Ya arkada kalanlar. Fakirliği bir hamayıl gibi doğduklarından beri sırtlarında taşıyan Arap halklarının trajedisi kimlerin umurunda? Kaddafi’den kurtulmayı hayal eden Libya halkı Fransa’nın ve ABD’nin eline geçince daha mı mutlu olacak? Al birini vur ötekine. İsa Peygamberin dediği gibi, “ilk taşı suçsuz olanınız atsın” desek aralarından kim temiz çıkacak acaba?

Hiçbir füze, kenetlenmiş, saf tutmuş, hedef birlikteliği taşıyan halkları galebe çalamaz. Büyük öğretmen Hasan el-Benna’nın ilk tohumlarını ektiği son seksen yılda Tunus’tan Moritanya’ya, Yemen’den Cibuti’ye, Afrika’nın içlerinden Avrupa şehirlerine kadar yayılmış olan İhvan-ı Müslimin hareketi çapları farklılaşsa da büyümüş, inisiyatif oluşturabilecek düzeye gelmiş bir organizma artık. Varolan bu potansiyele yön verecek pusula Tahrir Meydanı’nda yatıyor. Tahrir’de geliştirilen sivil düşünce, tüm Afrika, Arap yarımadası ve Ortadoğu için haksızlıkla, zulümle baş etmenin mihenk taşı olabilir. İnsan ömrünün görebileceği en özel yıllardan geçiyoruz. Değişim, dönüşüm başladı. Bu dönüşümü geç de olsa fark edip bozmaya, akamete uğratmaya, farklı alanlara kaydırmaya çalışanlara pirim verilmeden, Arap hilalinin kendi iç mekanizmalarının dişlilerini temizlemesi hayati öneme sahip.

Savaş için koalisyon kuruyorlar, öldürmek için. Haçlı Savaşları ile doğu halklarının zenginliklerini yağmalamak üzere yola çıkan barbarlar, Cihan Harbi’ni de bu bağlamda kullanmışlardı. Şimdi cetvelle bölüşüp geri çekildikleri ülkelerin başına Akbaba sürüsü gibi tekrar ilişiyorlar. Vakit ilerlemektedir. İzlediğimiz sahneleri tekrar mı göreceğiz ya da bu çark değişecek mi, bunu belirleyecek olan, silkinen Arap halklarının basireti, iradesi ve mukavemet gücü olacaktır.

YAZIYA YORUM KAT

5 Yorum