Habur’dan beş bin kişi girse…

13.08.2010 15:10

Melih Altınok

Son dönemde yan yana gelen düzinelerce sivil toplum örgütü savaşın bitmesi için her iki tarafa da çağrı yaptı. Özetle, “ordu operasyonları durdursun, PKK de silahlarını sustursun” diyorlar.

Sizleri bilmem ama ben bu çağrıların hiçbir anlam ifade etmediğini düşünüyorum.

Kuşkusuz söz konusu çağrıyı yapanlar iyi niyetle böyle bir girişimde bulunuyorlar. Ancak bu durum, siyasettin iyi niyetle değil geçerli argümanlarla yapıldığı ve bu çağrıların sahiplerinin ezbercilikten siyaseten körleştikleri gerçeğini değiştirmiyor.

Birincisi kalıcı barış tahsisi için istediğimiz çatışmasızlık çağrısını, tarafların filen coğrafi sınırlarla birbirinden ayrıldığı bir ülkede değil, uluslararası hukuka göre egemen ve meşru bir devlete yapıyorsunuz. Ve dünyanın en demokratik ülkesi bile egemenlik alanı içerisinde örgütlenmiş kendisini tehdit eden silahlı bir yapıyla silahla da mücadele eder.

İkincisi ve belki de daha önemlisi, PKK ayrılıkçı bir örgüt değil. Silahlı mücadelesini Kürtlerin demokratik haklarını kazanmak için sürdürdüğü iddiasında. Barış sürecinin başlatılması gerektiği ve hükümetin demokratik açılımlarda samimi olmadığı söylemini dilinden düşürmüyor. Söyler misiniz, dünyanın neresinde barış isteyen ve yalnızca demokratik talepleri olduğunu söyleyen bir örgüt günde üç beş kişiyi öldürür Allah aşkına.

Bakın bu mantıksızlığı bunca yıl Kürtlerin demokratik taleplerini en radikal biçimde destekleyen, T.C’ye bu konuda baskı yapan ve hatta PKK’nin birçok siyasi yapılanmasına ‘müsamaha’ gösteren Avrupa bile anlamıyor.

Öyleyse oturup düşünmenin zamanı değil mi dostlar?

PKK’yi ortaya çıkaranın ceberut ulus devlet olduğunu, Kürtlerin yaşadığı zulmün artık son bulması gerektiğini ya da tüm demokratik haklarını eksiksiz kazanmalarının bir zorunluluk olduğunu kimse inkâr etmiyor. Artık gelin siz de bu işin yolunun, yönteminin silahlı mücadeleden geçmediğini, PKK’nin koşulsuz şartsız silah bırakması gerektiğini, mücadelelerinin yeni bir evreye, siyasi alana doğru kaymasının elzem oluğunu dillendirin.

Bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde neler kazanacağımızı bir düşünün. Bize göre ürkek de olsa cumhuriyet tarihinin en radikal demokratikleşme adımlarını atan hükümeti vites küçültmeye zorlayan milliyetçi-ulusalcı cenahın ne kadar az malzeme kalır elinde. Bölgeden gelen asker-polis cenazeleri karşısında savaş tamtamlarının sesini bastırmaya çalışan biz solcuların, demokratların eli nasıl güçlenir. Demokratik Avrupa da arkanızda durur. Ve dahası, şimdi yalnızca bir kısmının desteğine sahip olduğunuz Kürtlerin tümü demokrasi mücadelenize nasıl da omuz verir.

Evet, kuşkusuz bu sürecin bedelleri olacak. Ama ölümden daha ağır bedel ne olabilir ki? Dağda ölmeyi göze alan binlerce genç ve PKK’nin kendini “Kürt halkına adamış” komutanları silahlarını bırakıp kitlesel halde Habur’dan giriş yapınca T.C’nin kendilerini tutuklamasından, hapis yatmaktan mı korkuyorlar?

Önerimi hayal olarak görenler olduğunu biliyorum. Ama bence, ordunun silah bırakmasını istemekten, milliyetçi dalga bu denli yükselmişken ve daha da yükseliyorken devletin PKK’nin taleplerini kabul etmesini beklemekten çok hem de çok daha gerçekçi.

“Bizim vaktimiz var mücadele uzun solukludur. 30 yıl önce bu konumda değildik” diye başlamayın lütfen yine. Sizin olabilir ama, bu ülkenin insanların yıllarca beklemeye, binlerce evladını daha yitirmeye mecali kalmadı artık.

Barış için bedel ödemekten korkan, garanti verilmezse savaşa devam bencilliğinde ısrar eden PKK çizgisinin gediklileri, barış cephesini yüreklendirmek için yazarların Mandela’dan bahsetmesinden son derece memnunlar biliyorum.  

Ama savaşçılarımız bu adımı ya da benzerlerini niçin atmadıklarına, gençleri hâlâ niçin silâhaltında tutuklarına bizleri ikna etmedikçe, şahsi hiçbir talepte bulunmadan halkı için zindanlarda çürümeyi göze alan Mandela’nın adını falan ağızlarına almasınlar bence. Komik oluyorlar.

Ne bu yahu, Gandilik, Mandelalık ne kadar ucuz bu memlekette.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim