Haberal’ı diğer vatandaşlardan ayrıcalıklı kılan nedir?

14.11.2010 01:02

Özlem Zengin

Ergenekon davası bir süredir kamuoyunun gündeminden düştü. Artık kıyıda köşede bazı  haberlere rastlıyoruz sadece; onlar da ayrıntılardan önemli ölçüde mahrum. Haberal’la ilgili Yargıtay kararı da olmasaydı, birçok husus iyice gözden kaybolmuş olacaktı.

Başlangıçta Ergenekon davası bir askerî darbe perspektifinde ele alındı. Bir illegal örgüt, hükümete karşı darbe hazırlığı içinde. Birçok yapılanmalar, ilişkiler mevcut. Türkiye’de bir olağanüstü durum meydana getirerek askerî müdahaleye zemin hazırlamak hedefleniyor. O dönemde ortaya çıkan bilgi ve belgeler, kamuoyunun önemli bir kesimi açısından “inanılmaz” şeylerdi. Bu sebeple askerî darbe yaklaşımının ilk planda öne geçmesini makul karşılamalıyız. Ama Ergenekon örgütü ile ilgili mesele bir askerî darbe meselesinden ibaret değildir; belki çok daha önemli bir boyut var karşımızda.

Türkiye’de 27 Mayıs 1960’tan bu yana, yaklaşık on yılda bir askerî müdahaleler olduğu herkes tarafından kabul edilmektedir. Darbe konusunda bir yaklaşımdır bu. Bir de 27 Mayıs’tan bu yana Türkiye’de düşük yoğunluklu bir darbe ortamı bulunduğu, yani belli dönemlerde darbe olduğu belli süre sonra da olağan rejime geçildiği şeklindeki yaklaşımın yanlış olduğu, aslında sürekli bir darbe ortamının yaşandığı ifade edilmektedir. Bu ikinci görüş, darbelerin olup biten bir durumu değil, bir sürekliliği ifade ettiğini ileri sürmektedir. Kanaatimce bu ikinci görüş daha isabetli. Yaygın kullanımla “vesayet rejimi” olarak ifade edilen Türkiye’deki siyasi durumu “düşük yoğunluklu darbe ortamı” olarak nitelendirmek daha açıklayıcı olmalı.

Ergenekon davasının geldiği noktada aslında darbe örgütlenmelerinin “darbe yapma” amacı  taşımakla beraber, aynı zamanda daha çok “darbe ortamının sürekliliğini sağlama” hedefine yöneldiğini göstermektedir. Haberal konusu burada en güzel örnek.

Haberal 17 Nisan 2009’da tutuklanıyor. Ergenekon soruşturmalarının ilerlediği, soruşturmaların arkasındaki kamuoyu desteğinin arttığı bir ortam var o zamanlar. Gözaltına alındığı gün, eski Cumhurbaşkanı Demirel tarafından, apar topar İstanbul’a götürüleceği sırada, Ankara Esenboğa Havaalanı’nda ziyaret ediliyor. Bu görüşme önemli, çünkü henüz Haberal’ın ifadesi alınmamış. İfade öncesi bir “öngörüşme” gibi. Arkasından tutuklama kararı verilir verilmez hastalık bahanesiyle hastaneye yatırılıyor. O tarihten bu yana da, tutukluluk süresinin tamamını hastanede geçiriyor. Kendisine ciddi hiçbir tıbbi müdahale yapılmamış. Üstelik hastanede yatmasının gerekli olmadığına dair üç ayrı heyet raporu verildiği halde, raporlar yargılamanın yapıldığı mahkemeye gönderilmemiş; mahkemeden gizlenmiş. Hastanede yatmasının gerekli olduğuna dair verilen tek imzalı bir rapora dayanarak Yargıtay Haberal’ı tutuklayan hâkimlerin tazminat ödemesini gerekli gören bir karar verdi. Kısaca, doktorlardan yargı sistemine kadar Haberal’ı “koruyan” bir mekanizma var.

Ergenekon davasının önemli mesafeler aldığı, kamuoyu desteğinin yanında HSYK’da yapılan değişikliklerle hâkim teminatına da kavuştuğu bugünlerde, Haberal’ı hastanede tutan, hatta tutukluluğunun kaldırılmasını sağlayacak bir güç canlılığını korumaktadır. Dalan’ın hâlâ yurtdışında bulunduğu, tutuklanacağına dair haberin “içeriden” kendisine ulaştırıldığı da bilinmektedir.

Anlatmaya çalıştığım işte budur. Ergenekon tipi yapılanmalar, sadece hükümet darbesini amaçlayan yapılanmalar değildir. Hükümete, devlete paralel bir yapılanmadır; devlet içinde devlettir. Belli işlerin hükümete rağmen, hukuka rağmen yapılmasını sağlayan, mafyayla beraber askere, polise ve yargıya tesir eden bir güçtür.

Haberal’ın yattığı hastane yönetimi, kendisini kontrol altında bulunduran doktorlar, onlara talimat veren yüksek çevreler, hepsi soruşturmaya dâhil edilmelidir. Kanun önünde eşitlik, hukukun en eski kavramlarındandır. Henüz bunu gerçekleştiremeyen bir sistemden hukuk sistemi diye söz edilemez.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim