Güzel, Birgit, Ergenekon ve kürtler

07.08.2009 00:12

Eser Karakaş

Sayın Hasan Celal Güzel ve Sayın Orhan Birgit’in isimlerini, sahife yönetmeninin yer kaygısıyla başlıkta ancak soyadlarıyla kullanabiliyorum, kendilerinden özür diliyorum.

Katıldığım bir-iki televizyon programında kürt meselesinin kalıcı, sürdürülebilir çözümü için atılması gerekli ilk adımın yurttaşlık anlayışımızın, somut olarak da Anayasa’nın 66. maddesinin yani türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin türk olduğu anlayışının değişmesi gerektiğini vurguladım. Bu görüşe katılmayanlar vardır, doğaldır ama benim de kendi görüşümü ifade etme özgürlüğüm vardır.

Televizyonda ifade ettiğim bu kişisel görüşüm sonrası Sayın Hasan Celal Güzel 4 Ağustos tarihli Radikal gazetesindeki, Sayın Orhan Birgit de 5 Ağustos tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşelerinde anlamsız ve içinde ismimin geçtiği yanıtlar verdiler.

Ben bu konuyu, yani Anayasa’nın 66. maddesinin değiştirilmesi görüşümü bundan tam on bir (11) sene önce “Normalleşme” ismini verdiğim uzun bir makalede Yeni Türkiye dergisinin Cumhuriyet Özel Sayısı, birinci cildinde yayınlamışım.

İşin ilginç yanı benim on bir sene önce bu makalemi yayınladığım Yeni Türkiye dergisinin editörü de Sayın Hasan Celal Güzel idi; Sayın Güzel’in haklı olarak editörlüğünü yaptığı bir dergide yayınlanan yazıların içeriğine katılmak zorunluluğu yoktur ama bugünkü yurttaşlık anlayışının o dönemler dergiye adını verdiği “Yeni Türkiye” konseptiyle de bir ilişkisini kurmakta doğrusu zorlanıyorum.

Anlaşılan Sayın Güzel kendisinin kötü muamele gördüğü günlerde gösterdiği demokratik açılımı işler biraz daha kendisi açısından rayına oturduğunda göstermekten imtina edebiliyor.

Yazısının sonunda görüşlerini paylaşmadığı kişilere, aydınlara sorumsuz diyebilen Sayın Güzel daha da ileri gidiyor ve aynı insanlara “sizlere politika yaptırmayız” deme cüretini gösterebiliyor.

Sanki Sayın Güzel sorumluluk hakemi imiş ve politik görüş ifade edenler de kendisinden icazet almak zorundaymış gibi; Sayın Güzel’in bizim bilmediğimiz çevrelerle ilişkisi kimin nasıl politika yapabileceğine karar verdirtebiliyorsa işin orasını doğrusu bilemeyiz.

Sayın Orhan Birgit de benzer bir mantıkla görüşlerine katılmadığı kişilerin niyetlerini okuyor ve nihai amaçlarının ümmet esaslı bir model olduğunu söyleyebiliyor.

Bu değerlendirme karşısında benim söyleyebileceğim tek şey yüce Tanrı’nın bu tür değerlendirmeler yapanlara biraz daha akıl ve izan bağışlaması.

Sayın Birgit yazısında büyük bir teknik hata da yapıyor, 1921 ve 1924 Anayasalarıyla ilgili bir örneğimi de Kanun-i Esasi göndermesi zannediyor.  Ancak, doğrusunu söylemek gerekirse Sayın Orhan Birgit’e benim ayrı bir saygım da vardır.

Emekli general Sayın Sabri Yirmibeşoğlu’nun “muhteşem bir özel harp düzenlemesi idi” diye tanımladığı 6-7 Eylül 1955 olaylarının içinde bulunmaktan 2009’da kürt açılımına karşı çıkmaya uzanan bir istikrarlı, değişmez duruşa ancak şapka çıkarılır.

1955-2009 sürecinde bu pek değişmeyen bakış açısının ülkemize her türlü maliyeti, mesela kişi başına gelirde Karadağ’ın gerisinde kalmış olmamız gibi konular zaten önemli bahs-i diğer..  

Ama Sayın Birgit’in duruşunun bize öğrettiği konu Ergenekon ve kürt meselesinin kökenlerinin ilginç bağı.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim