Günümüzde 28 Şubat niye başarılı olamaz?

23.02.2010 16:56

Ergun Babahan

1) 28 Şubat’ta Necmettin Erbakan, Libya lideri Kaddafi’nin çadırında fırça yerken başını öne eğmiş susuyordu.

Bugün Başbakan Erdoğan İspanya’da Başbakan Zapatero ile ortak kabine toplantısı yapıyor.

2) 28 Şubat’ın iktidar ortağı Refah Partisi yönetimi Susurluk’u ‘Mum söndü’ diye alaya alıyordu.

Bugünkü iktidar derin devletin üstüne gidiyor, faili meçhulleri aydınlatmaya çalışıyor, darbe planı hazaırlayanların yargı önünde hesap vermesi sürecini destekliyor.

3) 28 Şubat’ın iktidar ortağı Tansu Çiller, tepeden inme gelmişti ve gücünün önemli kısmını medyadan alıyordu.

Tayyip Erdoğan tabandan dövüşe dövüşe geldi ve gücünü medyaya rağmen halktan alıyor.

4) 28 Şubat’ta Washington Demokrat’ı ve Cumhuriyetçisi ile Refahyol’a karşıydı.

Bugün Ermeni meselesi hariç Washington-Ankara ilişkileri mükemmel.

5) 28 Şubat’da medya tek sesti, internet yaygın değildi, Çiller bile ‘’Radyomu istiyorum’’ diyordu.

Bugün medya çoksesli, internet cebe bile girdi, radyo ise heryeri işgal etti. Tani tek merkezden denetim imkansız.

6) 28 Şubat’ta karargahtan kelime sızmazdı. Sisi’nin rolünü, Fadime Şahin’in gerçek kimliğini yıllar sonra öğrendik.

Bugün karargahta konuşulanlar yarım saatte internete düşüyor.

7) 28 Şubat’ta asker, yargı gibi devlet kurumları saygınlığını koruyordu.

Bugüm ise karizmayı fena çizdirmiş durumdalar.

8) Ve de 28 Şubat’ta Süleyman Demirel Başbakan’dı.

Bugün Abdullah Gül Çankaya’da...

 

Anlat Komutanım

Mehmet Ali Birand’ın kitabı ‘’Emret Komutanım’’ yayınlandığı zaman büyük sükse yapmıştı.

Zaman geçti, köprünün altından çok sular aktı ve ‘’Emret Komutanım’’ döndü, dolaştı ‘’Anlat Komutanım’’ oldu.

Bir zamanlar emredenler, şimdi savcıya anlatıyorlar.

Türkiye’de değişimin bundan daha iyi anlatan bir gelişme olabilir mi?

Elbette ortadaki suçlamalar hala iddia...

Kesin hükme kadar kimse suçlu olamaz.

Ancak emekli kuvvet komutanlarının gözaltına alınması iddiaların çok ciddi olduğunu gösteriyor.

Türkiye’de askerin siyasete müdahale geleneği de bunun imkansız olmadığını gösteriyor.

Bazıları hala ‘’muhalefeti susturma girişimi’’ diyebilir.

Eline silah alıp seçilmiş iktidarı devirmek muhalefetse, kendilerine yüzde yüz katılıyorum.

Bu muhalefeti susturma girişimi.

Ama silahlı muhalefeti.

Herşeyden geçtim, askerin cami bombalama, kendi jetini düşürme planları gerçekse, ‘’asker yandaşı’’ medya ne yapacak diye merak ediyorum.

Belki hep beraber izne çıkarlar.

 

Nobel, Cannes ve Berlin

Futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz, o yüzden ‘’Bal’’ın Berlin’de Altın Ayı alması ‘’büyük!’’ gazetelerimizde ancak çift sütun yer buluyor.

Fenerbahçe veya Galatasaray Berlin’de Süt Kupası kazansa sürmanşetten girerdi.

Neyse buna da şükür.

Ama gelişmeler umut verici.

Önce Orhan Pamuk’un Nobel’i, ardından Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiyesi, şimdi de Semih Kaplanoğlu’nun Altın Ayısı...

Belki kim anne babalar da çocuklarına Arda gibi, Orhan, Nuri veya Semih adını verir...

 

Hıncal abi, doğru olmuyor!

Galatasaray bir maç için Arda’yı Fenerbahçe’ye verse kıyamet koparırsın.

Hürriyet’e ilk yazdığında konuşmuştuk.

Yine yapmışsın.

Bence yanlış.

Çünkü Sabah ile Hürriyet kıyasıya bir rekabet içinde.

Sabah’ta çalışan arkadaşların maaş dahil, bir sürü arkadaşın sosyal hakları bu rekabetin gelişimine bağlı.

O yüzden Hürriyet’e desteğin sadece Sabah’a değil, çalışanlara da kötülük oluyor bence.

STAR

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim