1. YAZARLAR

  2. Hasan Karakaya

  3. Günlükler ve... 312 General’i “azmettiren” kim?
Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Günlükler ve... 312 General’i “azmettiren” kim?

A+A-

Çok söyledim, yine söyleyeceğim... “Kartel gazeteleri” ve elbette “kartel yazarları” için ölçü; kimin “haklı” olduğu değil, kimin “güçlü” olduğudur... Onlar “haklı”ların yanında değil, “güçlü”lerin yanında yer alırlar...

Bunu en iyi bilenlerden biri de, herhalde Genelkurmay eski Başkanlarından Emekli Org. Doğan Güreş’tir... Tansu Çiller’in Başbakan ve elbette “güçlü” olduğu yıllarda, sırf “Çiller’e yalakalık” olsun diye; Org. Güreş’in, “Tak emreder, şak yaparım” dediği yansımıştı gazetelere... Çiller güçten-kuvvetten düşünce, “anasının bohçası”nı getirdiler gündeme... Emekli olup “üniforma”sından sıyrılan Org. Doğan Güreş’e de “eteklik” giydirdiklerini unutmuş değiliz...

Bunu, şu andaki Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ da unutmamalıdır... Zira; çağırdığı “akredite gazeteler”in koşa koşa gelip de, “uslu çocuklar” veya “çakı gibi askerler” görüntüsüyle “2.5 saat içtimada” beklemelerine aldanmamalıdır.

Çünkü kartel yazarları, şu anda “bir güce ve güçlüye yaslanmak” durumundadır... Öyle ya, “Ergenekon bozgunu” yaşıyorlar!..

“Ergenekon’un gücü”ne güveniyorlardı.. Ne var ki; güvendikleri dağlara karlar yağınca, bir anlamda “Ergenekon avukatlığı”na soyunan Org. İlker Başbuğ’a yaslanmak zorunda kaldılar!..

Org. İlker Başbuğ, “etrafındaki kümeleşmeye” asla aldanmamalıdır... Bugün “etrafında” olanların, yarın bir gün “karşısına” geçmeyeceğinin hiçbir garantisi yok!..

Bunun en çarpıcı örneği;

“Etek” giydirilen Doğan Güreş’tir!..

GÜNLÜKLER HANİ “UYDURMA”YDI?

Bu kadar uzun girizgâh yaptım ki; hem “hafıza”larınızı tazeleyin, hem de biraz sonra yazacaklarımı daha rahat anlayın...

Efendim, biliyorsunuz... Kartel gazeteleri “Ergenekon Terör Örgütü” diye bir örgütün varlığını uzun süre inkâr ettiler... Hazırlanan “iddianame”yi sulandırmak ve insanların kafasını bulandırmak için, tam bir “direniş” uyguladılar!..

Gelin, görün ki; “mızrak çuvala sığmadı” ve bir süre sonra dillerinin ucuyla da olsa, “Ergenekon” demeye başladılar!.. Çünkü, “topraktan silâhlar fışkırıyor”du!.. Malûm; aynı stratejiyi “Özden Örnek’in Günlükleri” için de izlemişlerdi...

Biliyorsunuz; bundan 2 yıl önce, yani 29 Mart 2007’de Alper Görmüş yönetimindeki Nokta dergisi, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Emekli Oramiral Özden Örnek’in, kod adları “Sarıkız, Ayışığı, Eldiven ve Yakamoz” olan “darbe günlükleri”ni yayınlayınca hemen tartışma, daha doğrusu “sulandırma-bulandırma” kampanyası başladı.

“Günlükler sahte” demeye başladılar!.. “Uydurma” dediler!.. Özden Örnek’in ağzından, “O günlükler benim değil” başlıkları attılar!..

Eğer günlüklerin “uydurma” olduğunu kanıtlarlar ise “darbe girişimleri”nin olmadığını, dolayısıyla “Ergenekon Terör Örgütü” diye bir örgütün bulunmadığını söyleyeceklerdi!..

Ancak; evdeki hesap, çarşıya uymadı...

GÜNLÜKLERİN VARLIĞI BELGELENDİ

Örnek’in, 1957’den beri düzenli olarak tuttuğu 3 bin sayfalık günlüğün geri kalanı ise sır olarak kaldı. Özden Örnek, kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve Nokta’nın kapanmasına sebep olan bu “günlükler”in kendisine ait olmadığını söylemekle kalmadı, Alper Görmüş hakkında “hakaret” ve “iftira” davası açtı.

Açılan davadan beraat eden Görmüş, 7 Mart 2008 tarihinde elektronik ortamdaki günlüklerin bir kopyasını CD halinde Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz’e verdi. Günlüklerin kime ait olduğuna dair tartışma devam ederken, Alper Görmüş, savcılığın yaptırdığı araştırma sonucunda günlüklerin Özden Örnek’in bilgisayarından çıktığını tespit ettiğini açıkladı.

Hayır, burada da kalmadı...

2007’den beri “darbe” konulu her tartışmanın odağına oturan “günlükler”, 5 Temmuz 2008’deki 6. Dalga Operasyonu kapsamında gözaltına alınan Jandarma eski Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur ile Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’da da ele geçirildi.

Eruygur ile Balbay’daki günlükler, Özden Örnek’in bilgisayarından çıktığı kesinleşen günlüklerle karşılaştırıldı. Günlüklerin aynı olduğu anlaşılınca da ek delillerin 208 nolu klasöründe yer aldı.

Hem de; “Nokta’da bile yer almayan” bölümlerle!..

Ve bu bölümler, şu anda “kartel gazeteleri”nde, hemen her gün çarşaf çarşaf yayınlanıyor iyi mi?!?..

Hem de, Nokta’yı bile sollayarak!..

Merak ediyorum;

O günlükleri Nokta dergisi yayınladığında, “Nokta dergisi Fethullahçıların eline geçti” diye yaygara koparan “karteloz”lar, şu anda ne düşünüyor acaba?..

Yoksa, kendileri de mi “Fethullahçı” oldu?..

GÜNLÜK VAR... DARBE DE VAR!

Tabiî işin şakası bir yana; “günlüklerin var olduğu”nun artık kartel tarafından da kabul edilmiş olması, çok önemli bir merhaledir!..

Madem “günlük”lerin varlığı ve doğruluğu kabul edilmiştir, o halde mantıktaki “tümevarım” metodunu uygulayıp, beyin egzersizi yapmaya devam edelim:

Günlükler “var” ve “doğru” olduğuna göre, bu demektir ki; “Sarıkız” ve “Ayışığı” kod adlı “darbe girişimleri” de doğrudur!..

Darbe girişimleri doğru olduğuna göre, “darbeciler” de doğrudur!..

Darbeciler doğru olduğuna göre, adlarını “Ergenekon” koyan bir “örgüt”ün varlığı ve “terörize eylemler” gerçekleştirdikleri de doğrudur!..

DANIŞTAY CİNAYETİ VE 312 GENERAL!

Şimdi, bütün bu “doğru”ların arasına “iki doğru” daha ekleyelim... Evet, “312 General Dâvâsı”nı ve “Danıştay Cinayeti’nin Vakit’in üstüne yıkılmak istenmesi”ni!..

Çok çok merak ediyoruz;

Vakit’e açılan “312 General Dâvâsı” da, acaba “günlük”lerde geçen “Sarıkız” veya “Ayışığı” darbe girişimlerinin bir uzantısı mıydı?!?

Tıpkı; “kartel medyası”nın da “katkı”larıyla “Vakit’in üzerine yıkılmak” istenen “Danıştay saldırısı”nda da, “kod adı” olarak “Sarıkız” isminin kullanılması gibi!!!

Bütün bunlar birer “tesadüf”(!) müydü acaba?!?

Hayır, “tesadüf”(!) değildi... Tam aksine; “plânlı, programlı ve senkronize bir dâvâ” idi!..

Ve bu dâvâ;

Kod adları “Sarıkız” ve “Ayışığı” olan “darbe planları”nın deşifre edildiği “Özden Örnek’in günlükleri”nde geçiyor...

Evet; “Vakit’e dâvâ açılması” konusu, o “günlük”te geçiyor!..

“Günlük”te yazılanlara göre; Org. Hilmi Özkök ile Org. Aytaç Yalman arasında bir tartışma yaşanıyor!..

Günlük’teki 15 Kasım 2003 tarihli notlarda; dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman ile dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün, gazetemizde yayınlanan bir yazıya karşı açılan 312 General Dâvâsı üzerinde tartıştıklarına yer veriliyor. Örnek, Aytaç Yalman'ın Genelkurmay Başkanı Özkök ile yaptığı telefon görüşmesinde konunun şöyle geliştiğini aktarıyor:

¥ AYTAÇ Yalman: 312 kişi “Onbaşı bile olamayacakları general yapıyorlar” diye bir gazetede haber yayınlandığında mahkemelere veriyor ve siz buna katılmıyorsunuz. Herkes bize ‘Acaba Genelkurmay Başkanı AKP partisinden mi, yoksa TSK'dan değil mi’ diye soruyor. Cevap vermekte güçlük çekiyoruz. Neden bizimle beraber siz de mahkemeye vermediniz?

¥ HİLMİ Özkök: Genelkurmay Başkanı'nın o kadar bir gizemi olsun. Ben sizlerin de yani kuvvet komutanlarının da vermesini tasvip etmedim. Bir gazetede küçücük bir köşede yer alan bir haber şimdi büyüdü. Tasvip eden var, etmeyen var.

Aytaç Yalman ile Hilmi Özkök arasında böyle bir konuşma geçtiği, artık kesinleşmiş durumda... Her şeyden önce, “Ergenekon Terör Örgütü” hakkında hazırlanan “ikinci iddianame”nin ek delillerinin yer aldığı “208 nolu klasör”de bu diyalog yer alıyor...

O TELEFON KAYITLARI NEREDE?

Şimdi, benim asıl merak ettiğim şu:

“Azmettiren” kim?..

Evet, Vakit hakkında dâvâ açmaları için 312 generali “azmettiren” kim?..

312 generalin avukatı Bilgin Yazıcıoğlu’nu ayarlayan, “generallerden vekâlet” almasını sağlayan kim?..

Evet, “kim” bu komutan ki; “Vakit’i linç etmek” için elinden geleni ardına komamış!..

Herhalde biraz sabretmemiz gerekiyor...

Daha önce “Darbe günlükleri”ni ve “Ergenekon” adlı bir örgütün varlığını “ret ve inkâr” eden kartel medyası, bir de bakmışsınız “generallerin telefon konuşmaları”nı yayınlıyor!..

“Olmaz” demeyin!..

Olmaz, olmaz bu ülkede!..

“Vakit’i linç etme” amaçlı o “telefon konuşmalarının kayıtları” yayınlanırsa var ya; “azmettirici”nin ve “tetikçi”nin hangi deliğe saklanmaya çalışacağını gerçekten merak ediyorum...

Ama yakındır... Eli kulağındadır...

O “telefon konuşmaları” bir yerlerden mutlaka çıkacak ve “Vakit’e linç” uygulamaya çalışan gözü dönmüş “azmettirici”nin kim olduğu anlaşılacak!..

Ben, sabırla bekliyorum...

Bakalım, o “saygın”(!) kişi kimmiş?!?..

Kimbilir, belki biraz daha “güçten takattan kesilmesini” bekliyorlardır!..

O zaman, seyreyleyin gümbürtüyü!..

==============

Ne kadar saygın?

Ne yalan söyleyeyim; Emekli Oramiral Özden Örnek tarafından kaleme alınan ve “doğruluğu tescillenen” günlüklerdeki “konuşma”lara bakıyorum da, “vah zavallı ülkem” demekten kendimi alamıyorum...
Çünkü, “ülkenin birliği, bütünlüğü ve güvenliği” için var olan komutanların bir kısmı; ne yazık ki kendi aralarında “birlik ve bütünlük” içinde değiller... Dahası, “birbirlerine de güvenmiyorlar” iyi mi?.. Çoğu, “birbirlerinin kuyusunu kazma” peşinde!..

Meselâ, Özden Örnek’in şu satırları:

“Zavallı mesleğim iki yıl bir hırsızın arkasından, iki yıl daha bir aptalın esiri olmuştu.”

Özden Örnek’in hırsız olarak itham ettiği ismin Deniz Kuvvetleri eski Komutanı İlhami Erdil, aptal olarak itham ettiği ismin ise Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Alpkaya olduğu anlaşılıyor.

Özden Örnek, şu andaki Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ hakkında da şu notu düşmüş günlüğüne;

“Güvenilecek bir general değildi... Kendi yararını ülke yararı üzerinde tutuyordu!”

Ben; Örnek’in itham ettiği komutanların öyle olduklarını düşünmüyorum... Sadece; “yüze gülen, arkadan kuyu kazmaya çalışan” insanların bu tavırları ne kadar “saygın”dır, onu merak ediyorum!..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT