1. YAZARLAR

  2. Ferhat Kentel

  3. Güneydoğu’da siyaset ve Bingöl
Ferhat Kentel

Ferhat Kentel

Yazarın Tüm Yazıları >

Güneydoğu’da siyaset ve Bingöl

A+A-

Geçtiğimiz haftalarda, yıllar önce sadece otogarından geçtiğim Bingöl’e ve Kurtuluş Zeydan’ın TRT’ye çektiği belgeselde “Gönlümün sağ alt köşesi” adını verdiği Hakkâri’ye ilk kez gittim.

Güneydoğu’ya gittiğim her seferde şaşırıyorum, yeni şeyler öğreniyorum. Çünkü Güneydoğu’da trajedi ve umut sürekli olarak inanılmaz bir şekilde yeniden harmanlanıyor. Bir yandan Batı’dan bakıldığında şiddetin adeta etiket gibi yapıştığı şehirlerde, hayatın nasıl direndiğini, bu etikete rağmen umudun sürekli olarak nasıl filizlendiğini görünce şaşırmamak mümkün değil.

Elazığ’dan Bingöl’e doğru yol alırken şehirlere, coğrafyaya ve hayata dair işaretlerin nasıl değiştiğini, bildiğimiz kalıpların dışında “bakma yolları”nın neler ürettiğini görüyorsunuz her şeyden önce. “Şurası 33 erin şehit edildiği yer”, “burada çok önemli bir çatışma yaşandı” gibi... Sonra, “Şu koyun sürüsüne iyi bakın, çünkü çok fazla göremezsiniz. Kimsede hayvan kalmadı çünkü. Göçebe aşiretlerin yaylaya çıkması yasak; kimse hayvanlarını besleyemez oldu; hayvancılık öldü artık.”

Ve Bingöl; “TkMM” (Türkiye küçük Millet Meclisleri)’nin toplantısı... Türkiye çapında 30 ilde sürdürülen TkMM sivil inisiyatifi vesilesiyle, her ay, vekil ve müvekkil buluşması sağlanarak ülke gündeminden ve yerel gündemden birer konu tartışılıyor. “Bingöl küçük Millet Meclisi”nin mayıs ayı toplantısının “ulusal” gündeminde anayasa değişikliği çerçevesinde Anayasa Mahkemesi’nin yapısı; “yerel” gündeminde ise Bingöl ilinin orman, özellikle meşelikler sorunu var.

Toplantı bütünüyle zengin tartışmalara sahne oluyor. Ancak anayasa tartışmaları Türkiye çapında süren tartışmalara paralel özellikler arz etse de, yerel bir sorun olarak “meşelikler” sorununun tartışılma biçimi gerçekten demokrasinin yerel düzeyde nasıl serpilebileceği hakkında tam bir ders niteliğinde. Örneğin bir yandan, meşeliklerin “teröre karşı bir önlem olarak” nasıl yakıldığı ya da “merkezî kararlarla” meşeliklerin nasıl “dönüştürüldüğü” dile getirilirken, aynı zamanda bizzat sıradan vatandaşların nasıl ormanlara zarar verdiği de –iğne ve çuvaldız misali- kimse kimseden saklamadan ifade edilebiliyor.

Bingöl’de siyaset sadece TkMM’ye sıkışmış değil; her yerde... Siyaset sadece Güneydoğu’nun Türkiye ile ilişkisinde söz konusu olan bir “büyük” mesele değil; hayatın her alanında tartışmanın yapılabildiği, fikirlerin üretilebildiği bir alan. Sokağa çıktığı anda Belediye Başkanı Serdar Atalay’ın etrafını sarıp, kentin meselelerini kıran kıran tartıştığı bir alan.

1982 darbe anayasasına en yüksek ‘hayır’ oyunu veren ve bu yüzden Genç Siviller ve Bingöllüler Vakfı tarafından “Cesur Bingöl” adına lâyık görülmesi, Bingöl’de vatandaşın siyasete bu kadar yoğun bir şekilde dahil olmasını da büyük ölçüde açıklıyor. Yani sadece “reel” siyaset değil, hayatı değiştirmek için, hayatın her alanını siyasallaştıran bir şehirde, belediye başkanının iradesi de bu beklentilere paralel gerçekleşiyor.

Bingöl’ün nüfusunun büyük çoğunluğu Zaza; yani Türkiye ortalamasına kıyasla “farklılığı” olan bir şehir. Ama Bingöl de bütün Türkiye şehirleri gibi korkunç beton binaların sardığı, kente dair hiçbir kültürel çizginin kent mimarisine yansımadığı bir şehir. Deprem bölgesinde yer alıp, sürekli afete maruz kalmış, son fırtına sonrasında –trajikomik bir şekilde- deprem evlerinin çatılarının uçtuğu bir şehir.

Tektipleştiren “beton milliyetçiliğin” şehir versiyonu adeta Bingöl’ün de fiziksel görünümünü esir almış. Şehirlerin adlarını değiştirince ulusu güçlendirdiğini zanneden, Çapakçur’u Bingöl yapan zihniyetin bıraktığı mirasa rağmen, yeni bir belediyecilik anlayışı Bingöl’e estetik bir değer katmaya çalışıyor. Şehri ortadan ikiye bölen Çapakçur Vadisi’nin ıslahı, yaşanabilir bir çevreyi hedeflerken, aynı zamanda mesela, içinde her türlü kültürel ve sportif faaliyetin yapılabildiği bir gençlik merkezi vasıtasıyla gençlere yeni hayat alanları kazandırıyor.

Fakat bütün bu pratiklerin işaret ettiği en önemli nokta şu: Bingöl tartışıyor; herkesin aynı fikirde olmadığı, AKP’nin ve BDP’nin reel siyaset alanında yarıştığı bir şehirde, makro kutupların geriliminin ötesinde, gerçek hayatta siyaset üretiliyor. Yerinden demokrasi umut ve ders veriyor.

ferhatkentel@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT