1. HABERLER

  2. HABER

  3. Güneydoğu'da İş Makineleri Kaskosuz Kaldı
Güneydoğu'da İş Makineleri Kaskosuz Kaldı

Güneydoğu'da İş Makineleri Kaskosuz Kaldı

PKK'nın şantiyelere ve iş makinelerine yönelik saldırılarının ardından Güneydoğu kentlerinde birçok iş makinesi artık kasko güvencesinden yoksun. Yüksek risk nedeniyle kasko firmaları poliçe yapmaya yanaşmıyor.

A+A-

Abdülkadir Konuksever / Al Jazeera

Diyarbakır’da hafriyat işleri yapan Kerem Karaboğa’nın 12 iş makinesi var. Fiyatları 150 ile 350 bin lira arasında değişen iş makinelerinin çoğu kırsal bölgelerde yol yapım işlerinde çalışıyor. Bu nedenle makineleri risk altında. Araçlarını kasko güvencesi altına sokmak isteyen Kerem Karaboğa pek çok sigorta şirketine başvurmasına karşın kasko yaptıramamış. Görüştüğü şirketler "Yapmıyoruz" dememişler ancak yüksek meblağlar önererek caydırmışlar. Karaboğa önce Allah’a sonra da devlete güvendiklerini söylüyor. Zira 2011 yılında yakılan bir iş makinesine kasko firması ödeme yapmaya yanaşmamış.

“2011 yılında Şırnak’ta bir iş ekskavatörümüzü örgüt üyeleri yaktılar. Araç kaskoluydu ancak firma ‘terör nedeniyle’ tahrip edilmiş olduğu için zararı tazmin etmeye yanaşmadı. Biz de mağduriyetimizi devlete taşıdık. Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirdiler. Tamamı olmasa bile önemli bir bölümünü tazmin ettiler. Şimdi 12 iş makinem var ve bunların sadece üçü kaskolu. Kaskolu olmalarının nedeni de leasing ile almış olmam. Leasing ile alınan makinelere mecburen kasko yapılıyor.”

"Biz de onlar da haklı"

Kerem Karaboğa iş makinelerini güvenceleri olmadan çalıştırmasına karşın kasko firmalarını suçlayamayacağını söylüyor:

“Biz bu makineyi alırken biliyoruz ki yakılacak, kasko yaptırmaya gittiğimizde kasko firmaları da biliyor ki yakılacak. Bu bölgede ne yazık ki durum bu. Çözüm süreci döneminde rahattık nispeten, yine yakılıyordu iş makineleri ama şimdi çok daha fazla. Firmalar; ‘Gelin makineleri kırım için (arıza) sigortalayalım’ diyor. Ama söz konusu terör olunca hiçbiri yanaşmıyor. Bir tek leasing ile iş makinesi almışsanız banka yaptırtıyor güvence için. Ama borcunuz bittiğinde kaskonuz da yenilenmiyor. Onlara da haksızlık etmek istemem sonuçta böyle bir risk varken kimse kasko yapmaya yanaşmaz. Biz de onlar da haklı aslında ama mağduriyetimiz sürüyor.”

 ‘Piyasa daraldı’

Doğu ve Güneydoğu illerinde iş ve endüstriyel makine satışı yapan İlker Efeoğlu’na göre çatışmaların başlamasından sonra iş makinesi piyasasında yüzde elli oranında daralma var. Efeoğlu, müşterilerinin kasko için kendilerinden aracılık etmelerini istediklerini ancak firmaların kasko yapmaya yanaşmadıklarını anlatıyor.

“Çözüm süreci ile bugünleri kıyasladığımızda pazarımız yüzde 50-60 daraldı. Peşin ve vadeli satışlarımızda kasko firmaları kaskolama yapmıyorlar. Ancak kişi banka aracılığıyla ve leasing ile almışsa, banka muhtemelen iş makinesi için adres göstermediği için kaskolama yapılıyor. Leasing’de mal sahibi banka çünkü. Kullanıcı kiracı statüsünde ve leasing ödemeleri bittiğinde kullanıcı kaskosuz iş makinesi ile baş başa kalıyor. Pek çok müşterimiz bizden aracı olmamızı istiyor ancak bizim de yapacak bir şeyimiz yok. Bölgeye pozitif ayrımcılık beklerken kasko meselesi büyük sıkıntı yaratıyor. Herkes bilir ki şantiyeler bacasız fabrikadır ve yüzlerce, binlerce kişi bu nedenle işsiz kalıyor.”

‘Pek çok şirket iş bıraktı’

İlker Efeoğlu, iş makinelerinin yakılması ve kaskodan yoksun olması nedeniyle pek çok firmanın iş bıraktığını veya sektör değiştirdiğini belirtiyor:

“Makineler yakılınca makine sahipleri çok büyük zarara uğruyorlar. Pek çok şirket başa çıkamayınca makinelerini satarak iş bıraktılar. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan bu konuda ön açıcı girişim bekliyoruz. Yoksa piyasa daralmaya devam edecek.”

 ‘Ekran açılmıyor’

Pek çok kasko firmasına acentelik yapan Sertaç Kuzucu da durumdan rahatsız. Kasko yapılmayınca iş makinesi satıcısı, alıcısı gibi acenteler de mağduriyet yaşıyor:

“Sonuç itibariyle ticari kuruluşlar risk alırken riskin öngörülebilir hasarlarını değerlendiriyor. Buna göre fiyatlandırma yapıyor. Eğer satın alacağı riskin öngörülebilir hasar yoğunluğu düşükse uygun primle poliçe tanzim eder. Fakat yüksek ise çok yüksek prim, çok yüksek muafiyetlerle teklif sunumu yapıyor. İş makinelerinin çoğuna yüksek prim ve yüksek muafiyetlerle teklif sunumu yapıyor. Terör teminatı da bunlardan biri. Olaylar yoğunlaştıkça sigorta firmaları iş makinelerine yönelik tavır alıyorlar. Ya dediğimiz gibi çok yüksek primler öneriliyor veya iş makinesi ekranları açılmıyor. Biz buna ekran kapama diyoruz. Bu bizi de etkiliyor, iş hacmimiz ciddi anlamda düşüyor.”

"Araçlarda da prim yüksek"

Çatışmalar sadece iş makinelerini etkilemiyor. Bölgedeki diğer araçlar da yüksek kasko primleri ile karşı karşıya. Diğer illere göre yüzde 50'ye ulaşan oranda yüksek bedeller istenebiliyor. Sertaç Kuzucu, çözüm sürecinde daha uygun olan fiyatların bu günlerde yüksek çıktığını söylüyor.

“Normal araçlarda da hasar-prim dengesi gözetilerek fiyatlar yüksek tutuluyor. Batı illerine göre doğudaki kasko fiyatları yüksek. Aynı şartlardaki iki ruhsat sahibinin bölgemizde primlendirilmesi bin lira civarındayken bölge dışında yüzde 20-30 daha uygun çıkabiliyor. Çözüm sürecinde çıkan fiyatlar daha uygundu.”

"Kaskoma yüzde yüz zam"

25 yıllık nakliyeci Hasan Şahin geçtiğimiz yıl 3 bin 100 liraya yaptırdığı kaskosunun hasarsızlık indirimine karşın bu yıl 6 bin 200 liraya yaptırdığını söylüyor: 

“6 yıllık hasarsızlık indirimim var kamyonumda. Bu yıl daha düşük bir rakam beklerken tam iki katına çıktı kasko fiyatı. 6 bin iki yüz liraya yaptırdım. Olaylar nedeniyle risk artınca fiyatlar da artıyor. Hatta pek çok firma kasko yaptırmak bile istemiyor." 

Başvurduğumuz sigorta şirketleri konuya dair isimlerini açıklayarak bir yorumda bulunmak istemedi. 

"Terör tazminatı"

Kaskodan yoksun iş makinelerinin şimdilik tek güvencesi 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Kanun’u. 2004 yılında yürürlüğe giren yasaya göre 'terörden' dolayı mağduriyet yaşayanların valiliklere başvurma ve zararlarının tazmin edilme başvurusu hakkı var. Başvurunun ardından Zarar Tespit Komisyonu tarafından başvuru incelenerek sonuca bağlanıyor. Diyarbakır Valiliği’nden alınan bilgiye göre 2004 yılından bu yılın Nisan ayına kadar toplamda 51 bin kişi başvuruda bulundu. Başvuranların 31 binine olumlu 20 binine ise olumsuz yanıt verildi. Olumlu sonuçlanan başvuruculara ise toplamda bir milyara yakın tazminat ödemesi gerçekleştirildi. Bugüne kadar başvuru sayısının 55 bini aştığı tahmin ediliyor.

Kaynak: Al Jazeera

HABERE YORUM KAT