1. YAZARLAR

  2. Yasemin Çongar

  3. Gül intihar etmedi, MHP de etmemeli
Yasemin Çongar

Yasemin Çongar

Yazarın Tüm Yazıları >

Gül intihar etmedi, MHP de etmemeli

A+A-

Cumhurbaşkanı Gül, “sivil devrim”e “dur” dememekle doğru olanı yaptı.

Bu kararıyla, Meclis’in iradesine, Avrupa Birliği’ne uyum sağlama gereğine, hepsinden önemlisi de, giderek daha kuvvetli bir toplumsal talep haline gelen demokratikleşmeye ve onun ayrılmaz bileşeni olan “sivilleşme” çabasına set çekmemiş oldu.

Ya da şöyle diyebilirim:

Abdullah Gül, günün birinde Çankaya’dan yeniden siyaset meydanına inerse seçmenin yüzüne bakmasını zorlaştırmayacak, toplum karşısında kendisini utandırmayacak bir karar verdi.

Velhasıl, Cumhurbaşkanı’nın, askerin ve askerî brifing gazetecilerinin başı çektiği “kısmî veto” cephesine rağmen aldığı bu kararı, siyaseten intihar etmeye yanaşmaması olarak da okuyorum ben.

***

Deniz Baykal’ın uzun kariyerinin en talihsiz anlarından biriydi.

Daha önce bu sütunda, onu izlerken “utandığımı” yazmıştım.

Şimdi de, Baykal’ın o çirkin cümlesini, o cümleye eşlik eden müstehzî mimiklerini hatırlayarak, tekrarlamak aynı duyguyu veriyor bana.

“Cumhurbaşkanı Gül, birkaç saat içinde yasanın yanlış olduğunu anlar” demişti Baykal.

Partisinin Meclis Grubu’nda konuşuyordu; o bunu söylerken, askerin ağır cezalık suçları nedeniyle sivil mahkemelerde yargılanmasına imkân veren yasa değişikliğinin de konuşulduğu Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sürüyordu ve ben, bu ülkede, bir siyasi parti liderinin hâlâ, “Komutanlar, Meclis’in yanlış iş yaptığını nasıl olsa Cumhurbaşkanı’na bir güzel anlatırlar, nasıl karar vermesi gerektiğini bir güzel dikte ederler” demeye getirebilmesinden hicap duymuştum; Baykal’a içim acımıştı.

Abdullah Gül, bu söz için teessüflerini bildirdiğinde, safça olduğunu bile bile, “keşke İlker Başbuğ da benzer bir tepki verse” diye geçirmiştim içimden.

Aynı naif beklentiyi Baykal konusunda taşımıyorum ama...

CHP liderinin bu “şantajvari” sözü için, yasa değişikliğini onaylayan Abdullah Gül’den özür dilemesini beklemiyorum.

Şunu biliyorum zira...

Yasanın iptali için bir kez daha Anayasa Mahkemesi’nin kapısını aşındırmaya hazırlanan CHP, bu toplumun arzularından kopuk, bu ülkenin geleceğinde yeri olmayan, dört elle sarıldığı vesayet rejimi gibi miadı dolmuş bir devlet aygıtından başka bir şey değil bugün.

Ve Baykal, siyaseten çoktan intihar etmiş bir lider.

***

Demokratikleşme ve onun ayrılmaz parçası olan sivilleşme, kuşkusuz yavaşlatılabilecek, ancak ne olursa olsun geri dönülmez bir yolculuk Türkiye için.

Yargıda çift başlılığa son verilmesi, ordunun siyasetten çekilmesi ve silahlı kuvvetlerin sivil denetime tâbi kılınması bu yolda mutlaka geride bırakacağımız aşamalar.

Bu gecikmiş dönüşümün kaçınılmazlığının farkına varmayanlar direnmeye devam edebilirler kuşkusuz.

Ama hem küresel hem toplumsal dinamiklerin dayattığı bir yolda ayak sürüyenlerin ayakta kalamayacağını er geç herkes gibi onlar da anlayacak bence.

Böyle düşündüğüm için, MHP’nin ne yapacağını özellikle merak ediyorum.

Zira MHP’nin, Baykal’ın CHP’sinden farklı olarak, toplumsal bir iddiası var.

MHP, Baykal’ın CHP’sinin aksine, bir “devlet aygıtı” gibi değil, adına uygun şekilde, bir siyasi parti gibi çalışıyor...

Ve ben Devlet Bahçeli’nin, MHP’yi toplumun talep ve beklentileri yerine, askeriyenin emirlerine tâbi kılmanın siyaseten intihar anlamına geleceğini bildiğini sanıyorum.

Bu nedenle de, Taraf’ın Ankara Temsilcisi İsmet Demirdöğen dün başkentteki havayı aktarırken, “MHP, askere sivil yargının yolunu açan yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne gitmekte tereddütlü” dediğinde pek şaşırmadım.

Dar muhalif hesaplarının baskın çıkmamasını ve MHP’nin bu yerinde tereddüdünü, sivilleşmeden yana bir tutuma tahvil etmesini diliyorum.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT