Gözler Meclis'te...

13.11.2009 00:21

Mustafa Ünal

Bugün TBMM belki de son yılların en önemli tarihî oturumuna sahne olacak. Aylardır bu oturum bekleniyordu. O gün geldi. Parlamento enine boyuna 'demokratik açılımı' konuşacak. Program belli oldu, kürsüye istisnasız bütün liderler çıkacak. Gözlerse Başbakan Erdoğan'ın yapacağı konuşmada...

Başbakan dün gün boyu kurmaylarıyla birliktedeydi. İlk olarak ön görüşmede yaşananlar değerlendirildi. Muhalefetin 'pankart açma ve kürsüye yürüme' gibi engelleme çabaları moralleri bozmadı. AK Parti demokratik açılımın doğru olduğuna inanıyor.

CHP ve MHP'nin muhalefeti yüzünden geri adım atmayı düşünmüyor. Sert üslup hükümetin açılım politikasını olumsuz etkilemedi. AK Parti kararlı tutumunu aynen sürdürüyor. Muhalefetten topyekun ret yerine, kabul edilebilir, yapıcı eleştiriler bekliyor.

Malum, ön görüşmeler sırasında Meclis'e tamamen gerginlik egemendi. Parti sözcülerinin söylediklerinden ziyade 'sataşmalar ve kavga görüntüleri' damgasını vurdu. Yeri gelmişken kısaca değinmek isterim; CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in terörle mücadeleyi anlatırken Dersim İsyanı'nı örnek göstermesi büyük talihsizlikti. Siyasetçi hassas konuları konuşurken dikkat etmeli. Öymen'in sözleri sadece Alevi kesimde değil CHP içinde de rahatsızlık oluşturdu. Dersim İsyanı demokratik açılım konuşulurken hatırlatılacak doğru bir örnek değil.

Bugün Meclis'in havası farklı olur mu? CHP ve MHP'nin stratejisi yine açılımı gölgelemek için gerilimi tırmandırmak olabilir. Başından beri her iki partinin açılım üslubu çok sert... Son üç ayda açılım yüzünden Cumhurbaşkanı Gül veya Başbakan Erdoğan'a dönük ithamlarını alt alta yazarsanız, ne denli ağır ifadeler kullandıkları daha iyi anlaşılır. Eminim bu ithamları kendileri de duymak istemez.

Gerilim ön görüşmelerdeki oturumla başlamadı, öncesi var. Bir MHP yöneticisi, sırf bir yerleşim yerinin eski ismini söylediği için Cumhurbaşkanı Gül'e 'Bizans tekfuru' diyebildi. Ki bu Devlet Bahçeli'nin siyasete kazandırdığı üsluba ters. CHP sözcülerinin söyledikleri de farklı değil.

Bugün liderlerden parti yöneticilerine oranla daha dengeli, daha yumuşak konuşma yapmalarını beklemek kamuoyunun hakkı. Başbakan Erdoğan, demokratik açılım sürecinin içeriğinden söz ederken buna neden gerek duyulduğunu herkesi ikna edecek biçimde anlatmalı.

Herkesle konuşulduğu doğru ama bu konu sağlıklı biçimde anlatılamadı. 'Akan kan duracak, analar ağlamayacak' sözünün ötesine geçilemedi. Kabul etmek lazım ki muhalefetin sesi daha fazla duyuldu, haliyle sokağı daha fazla etkiledi. Eğer anketlerde açılım sürecine destek eskiye oranla azaldıysa bunun en önemli nedeni bu.

Bugüne kadar toplum daha iyi hazırlanmalıydı. Ne olacakların sınırı tam belli, ne de olmayacakların... Özellikle olmayacaklar daha etkili şekilde anlatılmalıydı. Toplumdaki itirazların özünde açılım sürecinde hiç öngörülmeyen hususlar da var.

Demokratik açılım konusunda kamuoyunun kanaatleri bugün Erdoğan'ın yapacağı konuşmaya göre oluşacak. Öteden beri sürekli bu konuşmanın beklenmesi gerektiği söylendi durdu. Her şeyin Meclis'teki görüşmelerde açıklanacağı anlatıldı. Bugün sadece milletvekillerinin değil, toplumun her kesiminin zihninde oluşan sorular karşılık bulmalı.

Sokaktaki vatandaş açılım sürecinde yapılacakları ve en az bunun kadar önemli olan yapılmayacakları da net biçimde öğrenmeli. Ki kimi kuşkular dağılsın. Bugünkü oturum pankarta açma, kürsüye yürüme veya küfür ve hakaret içeren laf atma gibi üçüncü dünya ülkelerini çağrıştıran görüntülere kurban gitmemeli.

Bugün iktidar için de muhalefet için de tarihî gün. Kamuoyu laf kalabalığı veya karşılıklı sataşmalar değil açılım sürecinin yol haritasını ve mahzurlarını öğrenmek istiyor...

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim