Gözden kaçan önemli bir araştırma

29.09.2008 01:45

Mehmet Yılmaz

Gazetecilik "eleştirel" bakış açısına sahip mesleklerden biri. Günlük hayatta "olumsuz" nitelendirilen her şey onun ilgi alanına giriyor.

Halbuki hayat olumsuz olgular ya da vakalardan ibaret değil. Haber değeri taşıyan nice güzellik, sırf bu bakış açısının kurbanı olduğundan kendine yer bulamıyor gazete sayfalarında veya televizyon ekranlarında.

İşte onlardan biri Alman Bertelsmann Vakfı'nın araştırması...

Bu yılın yaz aylarında Almanya'da yaşayan 18 yaş üstü 2 bin 7 Müslüman'ın katılımıyla yapılan araştırma ezber bozacak cinsten.

***

"Din Monitörü 2008 - Almanya'daki Müslümanlarda Dindarlık" başlığı altında yapılan araştırmadan bazı satırbaşları şöyle:

-Almanya'da yaşayan Müslümanların yüzde 90'ı kendini dindar, yüzde 41'i de "çok" dindar olarak nitelendiriyor.

-30 yaşın altındaki Müslümanların yüzde 80'i Allah'a ya da öldükten sonraki ahiret hayatına güçlü bir şekilde inanıyor. Bu oran, 60 yaşın üstündekilerde yüzde 66'ya düşüyor.

-Müslüman kadınların yüzde 79'u namaza önem veriyor. Aynı oran erkekler arasında yüzde 59.

-Müslümanların yüzde 34'ü ayda en az bir kez cemaatle namaza ya da cuma namazına gidiyor.

-Ankete katılan Müslümanların yüzde 86'sı domuz eti yemediğini, yüzde 58'i hiç içki içmediğini söylüyor.

-Başörtüsü takmaya karşı olduğunu dile getiren Müslümanların oranı ise yüzde 53.

***

Anket çalışmasında mezhep (Sünni, Şii, Alevi) ve kültür (Türk, Arap, Boşnak, Farisi) farklılıkları da inceleniyor.

Örneğin...

Sünnilerin yüzde 92'si, Şiilerin yüzde 90'ı ve Alevilerin yüzde 77'si kendini "dindar" olarak tanımlıyor.

Aynı oran Türkler ve Araplarda yüzde 91, Boşnaklarda yüzde 85, Farisilerde ise yüzde 84 olarak belirlenmiş.

Kendilerini "çok" dindar olarak tanımlayanların başında ise yüzde 44 ile Türkler geliyor.

Araştırmanın asıl çarpıcı sonucu Müslümanların siyaset ve diğer din müntesipleriyle ilişkisine dair.

-Müslümanların sadece yüzde 16'sı siyasetin kendi inançları için önemli olduğunu belirtiyor. Yüzde 65'i de İslamî bir partiye karşı çıkıyor.

-Müslümanların yüzde 94'ü başka inanç sahiplerine hoşgörü ile bakıyor.

-Müslümanların yüzde 67'si diğer dinleri kabul ederken, kendisini çok dindar olarak tanımlayanlar arasında bu oran yüzde 71'e çıkıyor.

***

Araştırmanın ana hatları üç aşağı beş yukarı böyle.

Sonuç olarak...

Almanya'da yaşayan Müslümanların çoğu, diğer dinlere ve onların müntesiplerine karşı oldukça hoşgörülü.

Ve bu hoşgörü dindar ve eğitimli Müslümanlar arasında daha fazla.

Ülkelerinde yaşayan yabancıları kendi toplumlarına entegre etmek isteyen Almanya için elde edilen bu neticelerin önemi ortada.

Bunu da dile getiriyorlar zaten.

Araştırmayı kamuoyuna açıklayan isimlerden Dr. Martin Rieger'e göre ortaya çıkan bulgular, uyum sürecinde dindarlığın sivil sosyal kaynak olarak dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.

Peki, 11 Eylül'den sonra isimleri "terörizm" ile birlikte anılan Müslümanların siyasi talepleri olduğuna dair kanaatlere ne oldu?

Bu konudaki özeleştiri Alman Federal Meclis eski Başkanı Rita Süssmuth'tan:

-Elde edilen veriler çok sayıda klişeyi yıkmaktadır. Şimdiye kadar Müslümanların dindarlığı bizde hep siyasi olarak algılanırdı. Halbuki onların dini siyasete alet ettikleri görüşü doğru değil. Kur'an-ı Kerim hakkında da önyargılarımız var. İslam ve Müslümanları değerlendirirken kafamızdakileri değil, bu ve benzeri araştırmaları dikkate almamız gerekiyor.

Sahi bu tür araştırmaları dikkate alması gereken başkaları yok mu acaba? Sivil toplum örgütlerini kategorize edip cemaatleri sosyal devletin karşısına koymaya çalışanlar mesela...

Zaman gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim