Gözaltı süresini arttırma konusunda Başbakan kandırılıyor mu?

13.10.2008 21:02

Önder Aytaç

Gazetelere yansıyan bilgilere bakılırsa Başbakan Erdoğan, hem polisin hem de askerin terör suçlarında gözaltı süresinin uzatılması talebinde bulunduğunu belirterek, AB’deki uygulamaların incelendiğini söyledi ve ekledi; “Gözaltı süresi İngiltere’de 28 gün, bizde ise 4 gündür.” Polisten aklı başında hiçbir insan böylesi bir talebi, –başbakanı faka bastırma art niyetini taşımıyorsa- düşünmemeli. Askeriyenin de aklını başına aldığına inancımızı koruyoruz.

 

Belli ki birileri başbakanı fena halde işletiyor. Evet, İngiltere Terörle Mücadele Kanunu’nda gözaltı süresi (pre-charge detenting) 28 gün. Ancak yasadaki uygulamayı aynı şekilde bize de getirecek olsak, teröristler bayram ederken, güvenlik görevlileri kan ağlayacak. O yetkinin varlığı İngiltere’de de, tüm dünyada da hâlâ hukukçular tarafından çok tartışılıyor. İngiltere’de bile bu gözaltı yetkisinin uygulama şekli ve sınırları bizdeki mevcut uygulamadan bile daha demokratik. Buna göre, “gözaltına alınan zanlı en kısa zamanda polis birimlerine getirilmelidir. Polis birimine getirilen zanlının dosyası operasyona katılmayan, polis araştırması ve operasyonla dogrudan ilgisi bununmayan bir polis yetkilisi tarafından incelenmek (review) zorundadır. Bu inceleme (review) 12’şer saat aralıklarla tekrarlanmalıdır. İncelemeyi yapan, operasyonla doğrudan ilgisi bulunmayan (terör ve istihbarat birimlerinde çalışmayan, tercihan hukuk biriminde çalışan) yetkili polis: a) operasyonla doğrudan ilgili deliler elde edileceğine (örneğin, zanlıyı sorgulayarak), b) operasyonla doğrudan ilgili delillerin korunacağına, ya da c) zanlının sınır dışı edileceği ya da mahkeme önünde suçlanacağı konusunda emin olursa gözaltı süresinin devamına izin verebilir. İncelemenin çerçevesi ve sonucu hakkında yazılı notlar tutulmak zorundadır. Zanlılar ve onların avukatları inceleme süresince temsilci bulundurma, müdahil olma hakkına sahiptirler. (Ayrıca konu ile ilgili olarak bağımsız gözlemcilerin de inceleme yapmasına izin verilmektedir. Bizde sanığın avukatının bile sorguda bulunmasının izin verilmek istenmiyor) 48 saatin sonunda, zanlıyı gözaltında tutmak için hâkim kararı almak zorunludur. Hâkim, ancak a) operasyona ilişkin diğer yeni deliller elde edileceğine ya da mevcut delillerin korunacağına, b) incelemenin dikkatlice ve hızlı bir şekilde yürütüldüğüne ilişkin makul bir zeminin olduğuna ikna olursa gözaltı süresini uzatabilir. İlk hâkim kararı maksimum 7 gün için geçerlidir. Gerekli görüldüğünde yeni hâkim kararı alınabilir. Her yeni karar 7 gün süreyi aşamaz. 14 gün süreyi aşan hâkim kararları ancak bir üst mahkeme hâkimi (a senior judge) tarafından verilebilir. Hâkim kararlar ile bile olsa zanlı 28 günden fazla gözaltında tutulamaz. 28 günün sonunda zanlı ya serbest bırakılmalı ya da mahkemeye çıkarılıp suçlanmalıdır.” (Bizde bir kişinin mahkemeye getirilip suçlanması bir yılı alabilmektedir)

 

“Bu yetki sadece bir yıl sure için geçerlidir ve parlamento her yıl bu yetkinin devam edip etmeyeceğini oylayıp karar bağlamak zorundadır.”

 

“Temmuz 2006 ile kasım 2007 tarihleri arasında uygulanan bu yetki çerçevesinde 204 kişi gözaltına alınmış olup bunlardan sadece 11 tanesi 14 günden fazla gözaltında tutulmuştur. Gözaltında 14 günden fazla tutulanlardan sekiz kişi suçlanarak mahkemeye çıkarılmış, üç kişi de suçlanmaksızın serbest bırakılmıştır.” (Rogo Russell, Terroism pre-charge detention comparative law study.)

 

Yeri geldiği için şunu da burada belirtelim: Bu 11 kişinin hakkını korumak, 28 günlük gözaltı süresini eleştirmek için binlerce sayfa makale ve onlarca kitap yazılmıştır.

 

İngiltere’de polisin terör suçlarında gözaltı süresini uzatma talebine neden olan olay 2004 yılındaki El-Kaide bombacısı Dhiren Barot’un gözaltına alınmasından sonra ortaya cıktı. Barot’un gözaltına alındığı operasyonda 270 bilgisayar, 2.000 disk ve 8.000 den fazla doküman ele geçirildi. Bu operasyon çerçevesinde yedi kişinin gözaltına alınması ve operasyonun üç değişik ülkeye yayılması söz konusuydu. 2006 yılındaki havaalanı saldırısı iddiasındaysa 400 bilgisayar, 8.000 disk ve 25.000’den fazla dokümana el konuldu. Bu kadar fazla dokümanın incelenip, zanlının hâkim karşısında suçlanması için istenen gözaltı süresinin istisna durumlar için olduğunu bizzat İngiliz yetkililer de söylemektedirler.

 

İngiltere de gözaltı prosedüründe insan hakları açısından dengeyi sağlamak için bir takım sınırlamalar da getirildi. Bunlara göre: 28 günlük süre için kararın içişleri bakanı tarafından verilmesi, yetkili savcı ve polis tarafından desteklenmesi gerekiyor. Ve bu sadece bir yıl için geçerli bir yetki ve her yıl parlamento tarafından yenilenmek zorunda. Bu yetki yalnızca özel durumlarda, terör olayının ertesinde ya da terör olayından şüphelenildiği durumlarda uygulanır. Yine bu konuda sorumluluğu ve şeffaflığı sağlamak için bağımsız, kurum dışından bağımsız gözlemcilerin, her olayı ayrıca inceleyip parlamentoya ve halka raporlar sunması zorunludur. (Bizde kurum dışından bir kişinin operasyon hakkında inceleme yapmasını bir kenara bırakın, “askerî alan” yazan tel örgülerin yanında dursa nöbetçi tarafından vurulma tehlikesi bile mevcut değil mi?)

 

Şimdi Sayın Başbakan’a soruyoruz: İngiltere’de yalnızca istisnai durumlar için geçerli olan ve şimdiye kadar sadece 11 kişi için uygulanan bu hakkın, Türkiye’de her gün yapılan terör operasyonlarında gözaltına alınan yüzlerce hatta binlerce kişiye uygulanması sizce nasıl sonuçlar doğurur? Bu PKK’nın işine mi yarar, yoksa güvenlik güçlerinin elini mi güçlendirir? Bilgisayarı bırakın, okuma yazma bile bilmeyen PKK üyelerinden ya da onların destekçilerinden bilgisayar gibi gerçekten incelenmesi zaman alacak suç delilleri bulamayacağınıza göre, gözaltı süresini uzatınca hangi ek delili nasıl elde etmeyi düşüneceksiniz? Bunu işkence ile elde etmeyecekseniz, nasıl yapacaksınız? Ayrıca PKK konusunda sorun yakalanan teröristler değil yakalanamayan, dağdaki teröristler değil mi?

 

Sayın Başbakan, iddia ediyoruz ve bunun tersi olursa da bütün görevlerimizden istifa etmeye hazırız. Başbakan rastgele bir emniyet içindeki terörle mücadele şube müdürlüğünü arasın ve PKK sorgusuna bakan bir uzmanı yanına çağırsın. Sorguda en kolay konuşan örgüt mensuplarının PKK’lılar olduğunu birinci elden öğrenecektir. Sorgucuların ifadesiyle “bir lahmacun ısmarlayınca, hatta bir kuru ekmeğe konuşan PKK üyeleri” için gözaltı süresinin uzatılması talebine ne gerek var? Başbakan’a İstanbul Emniyet’i terörle mücadele şube müdürlüğünde çalışan Serdar Bayraktutan’ın Anne Ben Geldim adlı kitabını öneririz. Yaşanmış 4.500 terör sorgusundan sonra, insanî yaklaşımla 4.450 ye yakın teröristin yeniden nasıl kazanıldığını bu kitapta görecektir. Ya da konunun uzmanı Doç. Dr. Mesut Bedri Eryılmaz’ın ihtisasından yararlanılsa ve dünyadaki gelişmiş ülkelerin hiçbirisinde gözaltı süreleri konusundaki uygulamaların, kendilerine dayatılandaki gibi olmadığını görse.

 

Bizden söylemesi, Sayın Başbakan, sizi ‘gözaltı süresini uzatma’ konusunda yanlışa yönlendiriyorlar.

 

TARAF

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim