1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Global İsrailli...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Global İsrailli...

A+A-

TMSF Başkanı geçenlerde ekranların birinde uzun boylu konuştu. ‘Genç Bakış’ programı da sanırız, ilk kez millet için hayırhah bir iş yapmış oldu. Halis Ağa ağırlıklı bu programın ana konusu, kamu alacaklarıydı. Birinin alacaklı olabilmesi için bir diğerinin borçlu olması gerekir. Halis Ağa da demek millete borçlu idi ki, millet de TMSF eliyle Halis Ağa’nın mülküne tedbir koydurmuştu...

Onuncu yılını geçenlerde idrak ettiğimiz ‘Marmara depremi’ binlerce can kaybına yol açmıştı... İnsanların, özellikle Müslümanların Allah’ı haşa, alargaya alıp terk etmelerinin neticesi bu depremin hasarları çok büyük oldu... Türkiye’nin çeşitli kuruluşları, dışarının yardım kıtaları deprem bölgelerine koştular... Devletimiz de ‘babalığının gereği’ ne ise onu yaparak bütün millete şamil olmak kaydiyle telefon hizmetlerine “deprem vergisi” koydu... Depremzedelerin yaraları halen sarılamadığı için, deprem vergileri de kaldırılmadı... Bu arada ırk devleti İsrail de insancıllığını, yardımseverliğini göstermekten geri kalmadı ve hazır bekleyen kıtalarını Türkiye’ye gönderdi... Bunlar da Marmara’da Hilâliahmer menfaatine ücretsiz çalıştılar...

Teşekkürü hak ettiler.

Cumhuriyet, kimilerine göre devrim idi, kimilerine göreyse deprem... Öyle veya böyle Cumhuriyet, lodosun ummanı alt üst etmesi gibi, sosyal yapımızın da altını üstüne çıkardı... Ezanî saatler, vesatî saate çevrilirken, arşın ile okka da değerleriyle birlikte isimlerini de değiştirdiler... Kemalizm resmi sözlüklerde yeni bir din olarak yerini alırken, kamu binaları da çürükleşmeye başladı... Deprem veya devrim olarak Cumhuriyet, en acı, en teessüfe şayan etkisini “vakıf” anlayışımızda ortaya çıkardı... Eskinin gizli hayırseverliği, devlet eliyle takdim edilen birer ‘bröve’ye dönüştü... Vakıflar metalaştı.

TMSF Başkanı’nın alacaklı milletin avukatlığını yaptığı ekran programında ismi geçen, borçlu sıfatıyla ismi geçen bir zat olması hasebiyle Halis Ağa da telefonla katıldı. Kendisinin millete borcunun bulunmadığını söylerken, yaptığı hizmetlerini teker teker isimlendirmeye kalkıştı. Öğrendik ki Halis Ağa, bir sürü cami yapmış, yaptırmış...

Cami mi, bina mı net olarak bildirmedi.

Irkçı devlet İsrail, ulusunun DNA yapısına uygun düşürürcesine icraatlarında çok tahripkâr oluyor... Enkaz kaldırmada kullanılan buldozerleri İsrail, enkaz yaratmak için kullanıyor. İçimizdeki İsraillilerin de bütçe tahribatında ırkçı devlet İsrail’den farkları bulunmuyor... Özellikle emek yoğun sektörlerde mesela tekstilde ‘İsrail gibiliğin’ sermaye birikimindeki etkisi, önemi ve fonksiyonu çok büyük... İşçiler de işsizlik korkusuyla, işten atılma endişesiyle bütçe tahribatında kendilerinin birer alet olarak, birer maşa olarak kullanılmasını sessizlikle karşılıyorlar. Şeytanî kadere teslim oluyorlar...

TMSF Başkanının televizyon konuşmalarında ismi geçen zat olarak cevap hakkını kullanmak üzere Halis Ağa’nın ekranlara fırlaması gibi, bir başka televizyon programlarından birinde sergilenen buldozerli ırkçı deprem zulümkârlığında ismi geçen olarak, İsrail ortaya fırlıyor. Söylenenleri, yazılanları, gösterilenleri ve kanlı salhane baskınlarını külliyen yalanlıyor ve kendinden menkûl hayırseverliğine, yardımseverliğine sığınıyor...

Marmara depremine hazır kıtalarını gönderip, milletimizin yarasını sarmışlar...

Devletimiz de, on yıl öncesinin devleti olarak yerli İsraillilere verdiği, devlet yardımseverliği “brövesini” yakalarına yapıştırdığı gibi, “devlet İsrail”ine de bir benzerini takdim etmiş olmalıydı...

Yakası Türkiye Cumhuriyeti tarafından yardımseverlik brövesiyle onurlandırılan İsrail’in depremzedelere uzattığı yardım eli, gerçek değilmiş... Aslında gerçek olan, İsrail’in uzattığı el gönderdiği hazır kıtalar, Türkiye’deki İsrail koloni çekirdeğine erişmiş, hepsi bu kadar...

Yakası Türkiye Cumhuriyeti tarafından hayırseverlik brövesiyle onurlandırılan yerli İsraillilerin “depremzede devlete” uzattığı okul yardımı elleri de, gerçek değil olmalı...

Aldatılmış, gelenin gidenin tepesine vurduğu zavallı milletin “hayırsever ağamız” diyerek kuyruğuna yapıştıkları okul ve cami binası banilerinin, gayri sizler hesabını yapadurun ciddiyetlerini, samimiyetlerini ve didemkârlıklarını, Türkiye de dahil kısırlaştırılmış bu dünya ahvalinde...

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT