1. YAZARLAR

  2. Adem Yavuz Arslan

  3. Gladyo mu cunta mı? Suikast soruşturması büyüyor
Adem Yavuz Arslan

Adem Yavuz Arslan

Yazarın Tüm Yazıları >

Gladyo mu cunta mı? Suikast soruşturması büyüyor

A+A-

Demokratik açılım, Tokat saldırısı ve DTP'nin kapatılması nedeniyle toz duman olan Ankara, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast iddiaları nedeniyle iyice gerildi.

İktidar partisinde kimsenin ağzını bıçak açmıyor ama genel hava tablonun ürkütücü olduğunu gösteriyor.

İşin şakaya gelir yanı yok. Eldeki ilk bulgular organize bir yapının uzun süredir hazırlık yaptığını gösteriyor. Ortada ciddiyetle soruşturulması gereken iddialar var.

Peki Bülent Arınç gibi bir isme kim, neden suikast düzenlemek ister? Kriminal olaylarda ilk sorulardan birisi 'bu işten kim, ne çıkar elde eder'dir. Soruşturma genellikle bu soru etrafında şekillenerek yayılır. Bu açıdan bakılırsa Bülent Arınç doğru bir tercih. (!) Uzun yıllardır siyasette. İktidar partisinin üç sacayağından biri. Teşkilatın 'Bülent Ağabeysi.' Aynı zamanda hükümetin 'vicdanı' olarak biliniyor. Üstelik yıllardır siyasette olmasına rağmen hakkında en ufak bir şaibe çıkmamış. Siyasi rakipleri bile saygı duyuyor. Kaos ortamı oluşturmak isteyenler herhalde daha iyi bir isim bulamazlardı. (!)

Somut bulgulara gelirsek. Olay başından sonuna kadar tuhaflıklarla dolu. Birincisi Genelkurmay'da görevli bir albay ile yarbay kiralık araçla Arınç'ın sokağında ne yapar? Üstelik Çukurambar bölgesi kamera kayıtlarını inceleyen polis aynı isimlerin geçtiğimiz mart ayından bu yana sürekli kameralara takıldığını tespit etti. Ayrıca illegal işi olmayan herhangi birisi polis tarafından durdurulunca elindeki notları yutmaya kalkmaz. Bu arada hatırlatalım notları yutmak bir Hizbullah taktiğidir.

Kiralanan araçlar incelenince ortaya çıkıyor ki söz konusu şahıslar muhtelif zamanlarda çok sayıda araç kiralamışlar. Karargahta görevli subaylar aynı anda çok sayıda 'sivil' aracı neden kiraladı acaba?

Şüpheler bununla da bitmiyor. Şahısların geçmiş ilişkilerini mercek altına alan polis ilginç bulgulara da ulaştı. Üst düzey bir askerin aynı anda DHKP/C mensupları, Ergenekon sanıkları ve uyuşturucu satmaktan sabıkalı kişilerle irtibatı çıkarsa üzerinde durmak lazım.

Üstelik bu şahıslardan E.Y.B. adına düzenlenmiş sahte sarı basın kartı da var. Aynı şahsın evinde yapılan aramada Başbakan ve Meclis Başkanı M. Ali Şahin hakkında bilgiler, krokiler olduğu iddia ediliyor.

Yine iddialara göre evi aranan askerlerin notları arasında çok sayıda fişleme ve kroki çıkmış. Eğer albaylar boş zamanlarında emlakçılık yapmıyorsa çok sayıda evin kiralanması, kiralarının ödenmesi, evde kalanların ihtiyaçlarının karşılanması ile de ilgilendikleri tespit ediliyor. Bu evlerde kalanların albay ile ne tür bir irtibatı vardı? İnsanın aklına acaba dedirten çok şey geliyor.

Başta da dediğimiz gibi iddialar ciddi. Titizlikle üzerinde durulmalı ve hiçbir delil karartılmadan soruşturma sürdürülmeli. Üstelik partiler üstü bir mesele olarak ele alınmalı.

DTP'den AK Parti'ye kıyak

Kapatılan DTP'nin yönetici ve vekilleri aslında giderayak AK Parti'ye büyük kıyak yaptılar. İşin şakası bir yana Öcalan'ı kurtarma adına elinden geleni ardına koymayan eski DTP'li vekiller belki de farkında olmadan iktidar partisine hizmet ettiler.

Şöyle ki: 70'ten fazla Kürt kökenli vekili olan AK Parti; 2002'den bu yana 'Kürtler'i temsilde vekil sayısı referans noktası ise temsilci benim' diyordu. DTP ve çizgisindeki tüm siyasi partilerin iddiası ise 'Kürtler'in temsilcisi biziz' şeklindeydi.

Oysa son bir ayda yaşananlar DTP'nin 'Öcalan'ın temsilciliği' ile yetindiğini ortaya koydu. Bütün söylemleri, eylemleri sadece Öcalan ile sınırlı kalan DTP kendi eliyle kendini marjinalleştirmiş oldu. Bu durum da en çok AK Parti'nin işine yarayacak. Çünkü Kürt siyaseti adına yola çıkanlar Öcalan'ı; Kürtler'in haklarının iyileştirilmesine tercih etmiş oldu.

Aynı zamanda yapılan her türlü iyileştirmeye, demokratik adıma rağmen terörü devam ettiren PKK da marjinalleşmeye başladı. Bu durumda makul Kürtler bazı şeyleri daha iyi analiz edecektir. 'Giderek kontrolden çıktığı' düşünülen açılım süreciyle ilgili AK Parti yönetiminde 'biz meşru zemindeyiz. Gayri meşru zeminde olmakta ısrar edenleri halk değerlendirecektir' yorumu yapılıyor.

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT