1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kamış

  3. Gladio ya da Ergenekon
Mehmet Kamış

Mehmet Kamış

Yazarın Tüm Yazıları >

Gladio ya da Ergenekon

A+A-

Ergenekon tipi örgütlenmeler bilindiği gibi Soğuk Savaş döneminde neredeyse bütün NATO ülkelerinde kurulmuş ve gayri nizami harp şartlarına göre yapılandırılmıştı.

Bilinen temel görevi; Sovyet etkisi altında kalan komünist partilerin iktidarı ele geçirmesini rutin dışı yollarla engellemekti. Bu yapı her NATO üyesi ülkede farklı isimlerle varlığını sürdürüyordu. İtalya'da Gladio, Yunanistan'da Sheep Skin, Belçika'da SDRA-8, Hollanda'da Command, Batı Almanya'da Gehne Harekatı, Avusturya'da Schwert, Fransa'da Rüzgar Gülü, İspanya'da GAL vs. Soğuk Savaş'ın bitmesinden sonra bütün bu rutin dışı oluşumlar birer ikişer tasfiye edildi. Çoğu ülkelerde öylesine tasfiye edildi ki dünya kamuoyu farkına bile varmadı. Ancak devletin kılcal damarlarına kadar giren İtalya'da bu tasfiye bir hayli gürültülü oldu.

Komünizmin dünyada çok etkili olduğu 1969-80 yılları arasında, İtalya'da tam 4.298 terör olayı meydana geldi. Daha sonra bu olayların büyük bir bölümünün Gladio tarafından yapıldığı ortaya çıkarılacaktı. Örgüt söz konusu olaylara, bir bölümünde bizzat eylemi yaparak, bazılarında patlayıcı ve silah temin ederek, bazılarında da tahrik ve yönlendirme yaparak iştirak etmişti. Bunların en büyüğü ise 1980 Ağustos ayında Bologna tren istasyonunda patlayan bomba ile 85 kişinin öldürülmesiydi. Başbakan Aldo Moro'nun Kızıl Tugaylar görüntüsü altında kaçırılarak öldürülmesini de Gladio gerçekleştirmişti. Ancak Antonio Di Pietro isimli süper yetkilerle donatılmış savcının başlattığı Temiz Eller operasyonu bu örgütün tasfiyesiyle sonuçlandı. Di Pietro tam 7.417 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. Eski Başbakan Craxi, 12 eski bakan ve birçok parlamenter hakkında tutuklama kararı verdi. Aslında bunlar bilinen konular. Soğuk Savaş'tan sonra ihtiyaç kalmayınca bunları tasfiye etmek gerekiyordu ve büyük yetkilerle donatılmış İtalyan yargısı bunların kökünü kazıdı.

Gladio türü yapılanmaların tabii ki, bir diğer NATO ülkesi ve komünizm tehdidi altında olan (NATO'nun varlığı için böyle bir tehdide ihtiyacı vardı) Türkiye'de ortaya çıkmaması düşünülemezdi. Bu örgüt Soğuk Savaş sürecinde Türkiye'de de tahmin edilemeyecek kadar çok iş yaptı. Ülkeyi 12 Eylül sürecine hazırladı. Faili hâlâ belli olmayan yüzlerce eyleme imza attı. Türkiye, İtalya gibi dokunulmaz kişi ve kurumların dokunulmazlığını kaldıramadığı için, 12 Eylül'den önce ve özellikle 90'lı yıllarda kaç faili meçhul terör eylemine imza attıkları tam olarak tespit edilemiyor. Ancak yüzlerce faili belli olmayan dosyanın adresi olarak orayı görmek sanıyorum haksızlık olmaz.

Örgüt, Soğuk Savaş'tan sonra diğer Batı ülkelerindeki gibi tam tasfiye edilecekken bundan vazgeçildi. Ona, rejimi koruma diye yepyeni bir görev tanımlaması yapıldı. Statükoyu koruyacak, değişimlerin ve gelişmelerin önüne geçecekti. Çağdaş demokratik ülkelerin kamuoyuna hoş gelecek bir gerekçe de bulunmuştu. Sözüm ona laikliği koruyorlardı bunlar. Laikliği koruma adı altında statükoyu koruyacaklardı. Statüko şu demekti; ülkenin bütün kaymağını yüzde üç-beşlik kesim yiyecek, onlar rahat ve muktedir yaşayacaklar, geri kalan büyük çoğunluk ise sürekli geçinme derdinde olacak. Türkiye, dünyaya kapalı bir ülke olarak varlığını sürdürecekti. Dünyaya açılan, gelirini sürekli artıran, yanına, sağına, önüne, komşularına, bölgesine bakan bir Türkiye, bu coğrafyada nelerin değişmesine neden olmazdı ki... Avrupa Birliği'ne girmek demek de, halkın iktidarı ele geçirmesi anlamına geliyordu. Dolayısıyla buna şiddetle karşı çıkmak gerekirdi.

Yürekli bir savcı çıktı; Türkiye'de Ergenekon'un üzerine gidiyor. Ne kadar çok yerden 'acıyor' diye bağırıyorlar farkında mısınız? 'Hadi uzlaşın ve bu Ergenekon çetesinin üzerine gitmeyin.' diyorlar. Diyenlerin boğazlarına kadar bu çetenin içinde olduklarını anlıyorsunuzdur sanırım...

Zaman Gazetesi

YAZIYA YORUM KAT