Gezi'deki komplo ve sosyoloji

22.06.2013 16:32

Yasin Aktay

Bugünlerde komplo söylemleri ile sosyolojik dinamiklere işaret eden söylemler arasındaki denge bir çok konuda olduğu gibi şaşırmış görünüyor. Toplumsal hareketlerin sosyolojik zeminlerine işaret etmek elbette ki bu zeminin her çeşit müdahaleye kapalı olduğunu söylemek demek değil. Tıpkı herhangi bir olayın muharrik aktörleri, planlayıcıları, hatta yöneticileri olduğunu söylemenin, o hareketin dayandığı sosyolojik zemin ve dinamiği yok saymayı gerektirmediği gibi.

Taksim Gezi Parkı hadisesinin bir sosyolojik zemini var, tamam. Hükümetin siyasetlerine ve söylemlerine karşı güçlü bir itirazı olan kesimler var, bu da tamam. Üstelik bu kesimlerin son zamanlarda hükümetin söylemlerine karşı iyice öfkelenmiş oldukları, herhangi bir protesto fırsatını hiç kaçırmayacak şekilde motive olduklarını da anlıyoruz. Bunun üstüne, adeta gökten zembille inmiş gibi anlatılan bir Y kuşağı gençliğin yeni vatandaşlık vizyonu ve kültürüyle ilgili analizleri de dinledik, ona da tamam.

Ama bütün bu analizlere sosyolojik çözümleme adına itibar ettikten sonra bizzat kendileri orman katliamcısı olan ve muhtemelen göstericilerin bile önemli bir kısmının kanını kredi faizleriyle emmekte olan bankacıların bu olaylara vermekte oldukları desteği sormaktan neden komploculuk uyarısıyla alıkonuluyoruz? Bu bankacılar, bu yüksek burjuvazi, bu eylemlere herkesin gözü önünde destek vermiyorlar mı? Gözümüz mü yanılıyor?

Peki, bu faizciler, yeşil aşkıyla yanmış tutuşmuş da mı bu eylemlere destek veriyor, yoksa baştan beri mensup oldukları zümrelerle paylaştıkları bir hıncı mı ifade ediyorlar? Bu kalkışmada hayatları boyunca sermayeye kahretmekten başka bir slogan atmamış sosyalist, anti-kapitalist örgüt militanlarıyla, işçi ve memur sendikalarıyla hangi ortak zeminde bir araya gelebiliyorlar?

28 Şubat'tan itibaren bütün darbe teşebbüslerinde yer almış kadrolar bu olaylarda yerlerini alıyor. CNN, BBC, Alman dernekleri, Amerikalı Neo-Con kuruluşların ve İsraillilerin hepsinin Erdoğan'a karşı bir hınçları olduğu bir sır değildi. Bunların hepsinin bu olay dolayısıyla bir araya gelişleri gerçekten kendiliğinden olabilir. Hepsinin Erdoğan'la ilgili bir hesabı vardır ve bu olay dolayısıyla hepsi bu hesabı görebilecekleri zehabına kapılmış olabilirler. Ama öyle veya böyle bunların hepsinin benzer hiçbir olayda görülmeyecek bir işgüzarlıkla bu olayın üstüne atladıklarına dikkat çekmek sosyolojik analizden uzaklaşıp komplocu yaklaşıma sapmak anlamına mı gelir? Ne münasebet..

Şu kadarını söyleyebilirim: bu kadarını görüp 'komplo yoktur' ısrarını sürdürenlerin komplonun bir parçası entrikacılar olduklarından hiç kimse kuşku duymasın. Ve esas hepimizin zekâsıyla, aklıyla dalga geçenler bunlar. Şimdiye kadarki bütün müdahaleler, darbeler, operasyonlar sanki başka türlü olmuş gibi.

Komplocu yaklaşım, hiçbir delili olmadığı halde, olup biten hadiselerin bütün boşluklarını delillendirilemeyen, uyduruk hadiselerle dolduran yaklaşımlara denir. Gözümüzün gördüğü, aleniyet kazanmış, enselenmiş entrikalar için komplo teorisine ihtiyaç yoktur. Allah'tan her şey gözümüzün önünde cereyan ediyor, olayın arkasında duranlar, durduklarını gizlemiyor, bütün pervasızlıklarıyla ve duygusal tavırlarıyla yerlerini, desteklerini ayan beyan belli ediyorlar. Bütün bu aleniyete rağmen komplo yoktur savunmasına kapılanlar hala entrika çevirmekle meşguller.

Ayrıca komploculuk, esrarengiz güçlerin bitimsiz ve müteselsil gücünün devamlılığına inanır. Oysa sosyolojik yaklaşım toplumda sayısız unsurun birbiriyle çekişme halinde olduğunu ve hiçbir zaman bir planlayıcı unsurun, aktörün, örgütün tek başına ilanihaye her şeyi istediği gibi kontrol edemeyeceğini de hesaba katar. Toplumda mühendislik faaliyeti yapan ve bunu bazen aleni bazen gizli yapan unsurlar elbette hep vardır, olacaktır, ama bu her şeyin onun uhdesinde cereyan edeceği anlamına gelmiyor. Bütün planlar hesaplanamayan pis bir gerçeklik karşısında sekteye uğrayabilir. Sosyoloji buna 'eylemin kast edilmemiş veya niyetlenilmemiş sonuçları' diyor.

Komplocunun bir komplosu varsa, onun karşısında mutlaka başka komplolar da vardır. Hiç uzatmadan bitirelim, kısaca, şer güçlerin bir planı varsa Allah'ın da bir planı vardır.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim